924 Defa Okundu

Dünya üzerinde tarihin her döneminde, farklı bölgelerde ve farklı tarihlerde sel ve taşkın afetleri görülmüştür. Doğal afet kapsamında ortaya çıkan sel ve taşkın olayları sonucunda büyük can ve mal kayıpları yaşanmıştır. Geçmişten günümüze kadar sürekli insanoğlunu etkileyen bu afetlerin frekansı son yıllarda artış göstermiştir. Bu artış üzerinde, beşeri faaliyetlerin etkisi çok belirgindir. Sel ve taşkın çalışmalarında, geçmişte tarihi, günümüzde ise modern yöntemler kullanılmaktadır. Sel ve taşkın çalışmalarında her türlü tarihi bilgi, eski fotoğraf ve topografya haritalarının kullanıldığı yöntem tarihi metodu oluşturmaktadır. Daha geniş ifadeyle tarihi metot, her türlü yazılı ve basılı tarihi belgeler, Osmanlı Tahrir Defterleri, eski fotoğraflar, topografya haritaları, Başbakanlık Afet İşleri Genel Müdürlüğü envanterleri, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi belgeleri, TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı Dergileri ve ulusal ve uluslararası dergilerde çıkan yayın ve kitapların kullanılmasına dayanmaktadır.Günümüzde olan sel su baskını tufanlar Osmanlı imparatorluğu topraklarında da olmuştur.Bütün ülkelerin hemen hemen hepsi bu tabi afetlerle mücadele etmektedir bu sellerden önce tedbir almak için her türlü plan ve program hükümetler tarafından önemli bir çalışma gerektirir.Kanunî Sultan Süleyman, üzüntüsünü unutmak maksadıyla sık sık ava giderdi. 1563 senesi Eylül ayının 20‘sinde Yeşilköy havâlisinde ava çıktı. O zaman buralar bomboştu. Birden gök karardı. Misli görülmemiş bir yağmur başladı. Bir gün bir gece devamlı yağmur yağdı. Halkalı (Ayamama) Deresi taştı. Ortalık sele boğuldu. Padişah, 28 sene evvel suistimali sebebiyle Bağdad’da idam edilen defterdar İskender Paşa‘nın Safra (Sefâ) Köy’deki sarayına sığınmaya mecbur oldu. Saray da sular altında kalınca uzun boylu güçlü bir Enderun ağası padişahı sırtına alıp çatının altındaki bölmeye çıkardı. Bu âfette Silivri ve Çekmeceler su altında kaldı. Köprüler yıkıldı. İnsanlar sandallarla tahliye edildi. Sular Edirnekapı ve Topkapı surlarını aşarak şehri istilâ etti. Evler yıkıldı; bahçeler sular altında kaldı. Çok kişi sele kapılıp gitti. 74 binaya yıldırım düştü. Şehre su taşıyan su kemerleri dolup yıkıldı. Bir yandan Kâğıthane Deresi de taştı. Eyüp sular altında kaldı. Eyüp Sultan Türbesinde de sular yarım metre yükseldi. Şehir harb meydanına dönmüştü. Denizin suyu kahverengiye dönmüş; su kaynakları işe yaramaz hâle gelmişti. Sel içinde su sıkıntısı çekilmeye başlandı. Sular ancak bir hafta sonra çekildi. Kanuni Sultan Süleyman, hemen âfet yerlerini dolaştı. Mimar Sinan‘ı vazifelendirerek su kemerleri daha muhkem bir şekilde inşa edildi. “Ateşe, suya, zelzeleye mukavemetli!” Çekmece ve sair köprüler inşâ edildi. Mimar Sinan, yaptığı köprüleri bol gözlü ve kemerli yapardı. Böylece selin getirdikleriyle tıkanıp baraj teşkil ederek köprünün yıkılmasına yol açmazdı. O zaman yapılan köprüler bugün bile sağlamlığı ve zarafeti ile görenleri hayrette bırakıyor. Sonraki senelerde de muazzam seller oldu. Lale Devri‘nde üç saat süren şiddetli bir dolu sağanağı, Boğaz kıyılarını vurdu. Yalılar, bahçeler mahvoldu. 1789 tarihinde “ikinci tufan” adı verilen şiddetli yağmurlarla çok bina harab oldu. 1820 tarihli fırtınada da çatılar, kiremitler, câmi kubbeleri, minare külahları uçtu. Camlar kırıldı. Şehzâde Câmii avlusundaki asırlık çınarın sökülüp sürüklenmesi görenleri dehşete düşürdü. Galata kıyıları Ortaköy’e kadar serâpâ zarara uğradı. Haliç’teki gemiler açığa sürüklenip battı. Ama alınan tedbirler sayesinde, padişahı mahsur bırakan önceki büyük âfet gibi zarar vermedi. 1867 senesi Mayıs ayında yağan kırmızı yağmur şehri dehşet içinde bıraktı. 1881 Ağustos ayında tam bir gün boyunca yağmur yağmış; yollar su hendeğine dönüşmüş; ağaçlar, arabalar denize akmış; şehir sular altında kalmıştı.Bütün bunlar şehrin tenha, evlerin müstakil ve umumiyetle bahçeli, sel yataklarının boş olduğu zamanlara ait hâtıralardır. Ya şimdi, böyle bir âfet şehre neler yapmaz? 

Haftaya görüşmek üzere Kalın sağlıcakla

 

Yorumlar