724 Defa Okundu

Selçuklular zamanında sadece Diyarbekr Ulu Câmi kütüphânesinde bir milyon kırk bin kitap vardı. Osmanlılar ilk kütüphâneyi İznik’te kurdu. İkincisini de Lala Şahin Paşa Edirne‘de kurdu. Osmanlı kütüphâneleri saray, câmi veya medreseye bağlı idi. Müstakil binası olan ilk kütüphânesadrâzam Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa‘nın Cağaloğlu’nda yaptırdığı kütüphânedir ve hâlâ ayaktadır.Gerek hânedan, gerek devlet ricâli, gerekse ulemâkütüphâneler kurmakta yarıştılar. İslâm âleminde ilk kütüphâneEmeviler zamanında kuruldu. Abbâsîler devrinde çoğu âlimin binlerce kitaptan müteşekkil kütüphânesi vardı. Elinde kitap bulunmayan kimselerin de faydalanabilmesi için umumî kütüphânelerkuruldu.İlk umumî kütüphâneyiBeytü’l-Hikme adıyla Abbâsî HalîfesiHârunReşîd tesis etti. Burada her lisanda binlerce kitap toplattı. Personel ve kapasite cihetiyle geniş genişletti. Mütercimler, müellifler ve okuyucular için ayrı çalışma salonları tahsis ettirdi. Buna paralel olarak câmi ve medreselerde de kütüphâneler vardı. Kurtuba‘da Endülüs Emevîlerinin kurduğu ve 400 bin cilt kitaplık kütüphâne dünyaca meşhurdu. Bu kütüphâne de diğerleri gibi önce Berberîler, sonra İspanyollar tarafından yağmalandı. Tarihimize şâhidlik eden nice kitaplar, evraklar, kültür hazineleri İstanbul’un namlı yangınlarında yok olmuştur. Bundan ibret alan ecdâdımız, yangından müteessir olmasın diye kütüphâneleri hususî tarzda inşa etmiştir. Duvarları bir metre kalınlıktadır. Çatıları, tonoz tuğla kubbe şeklindedir. Pencere kepenklerinde arkadan dayanıklı kol demiri vardır. O zamanlar hâfız-ı kütüb diye anılan kütüphâne memurları, bir yangın çıktığında büyük bir sadakatle ve itinâ ile bu pencereleri kapatırlardı. Böylece mahalleleri yutan yangınlar, kütüphânelere bir zarar veremezdi. Sadece yangınlar değil, zelzeleler bile bu binaları yerinden oynatamamıştır. Meselâ Şehzâde Câmii ile Vefâ Lisesi arasındaki boşlukta bugün kubbelerinde incir ağacı bitmiş olan bir kütüphâne vardır. Bu, 1715 senesinde yapılan ve 3000 kitaplık Şehid Ali Paşa Kütüphânesidir. Burası da çok yangınlar ve zelzeleler görmüş; bana mısın dememiştir. Mahallenin tamamı yanmış, ama kütüphâne kurtulmuştur.1802 tarihli ve 4000’e yakın kitabı barındıran Laleli Kütüphânesi de yangınlara, zelzelelere böyle dayanmıştır. Tek bir kitap bile zâyi olmamıştır. Bu ikisindeki kitaplar bugün teknik sebeplerle Süleymaniye Kütüphânesi’nenakledilmiştir.YenikapıMevlevihânesi’nin çok zengin bir kütüphânesi vardı. İstanbul’un namlı yangınlarından birinde, mevlevihâne de tutuştu. Lodosun da yardımıyla dergâh kül oldu. Ancak kütüphâne binası taş-tonoz olduğu için, yangından müteessir olmadı. Kütüphânedeki kitapların hepsi kurtulmuş; ancak mevlevihâne şeyhi Celâleddin Efendi‘nin o gece okumak için aldığı üç kitap yanmıştır. Kütüphâneleri böyle korunaklı yaptıkları için ecdâdımıza, ayrıca yangın esnasında hayatını hiçe sayarak soğukkanlılıkla kepenkleri kapatarak kitapları yangından koruyan hâfız-ı kütüblere minnet borçluyuz.Sultan II. Abdülhamid’in ilme ve kitaplara merakı vardı. Yıldız Sarayı’nda kurduğu kütüphâne dillere destandır. Bu padişah ayrıca Osmanlı ülkesindeki bütün kütüphâneleri tertip ve tanzim ettirdi. Fihristler hazırlattı. Büyük şehirlerde umumî kütüphâneler kurdurttu. Tahttan indirildiği 1909 darbesinde Yıldız Sarayı yağma edildi. Hâfız-ı kütüp Kalkandelenli Sabri Efendi, yağmaya gelen askerleri hemşehri çıkmak suretiyle engelleyerek büyük bir hizmette bulunmuştur.Bu kitaplar, bugün İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi’ndedir. İlk millî kütüphâne sayılan Bayezid Kütüphânesi’ni de bu padişah kurmuştur. Cumhuriyetten sonra medrese, tekke ve câmilerdeki bütün kütüphâneler Maarif Vekâleti’ne devredildi. Bugün eski kitaplara ait en zengin koleksiyonlar Türkiye’de bulunmaktadır. Sadece Süleymaniye Kütüphânesi‘nde 150 bin el yazması mevcuttur.

Baki selamlar haftaya görüşmek üzere

Yorumlar