5624 Defa Okundu

Medyada sık sık duyduğumuz “Oryantalistler” sözünü çok kişinin bilmediğini düşünüyorum.

Çok ayrıntıya girmeden bu konu ile ilgili herkesin anlayabileceği sınırlar içerisinde bilgi vermeye çalışacağım.

Amacımız, oryantalizmi anlatmak değil, oryantalistler ve uşaklarının bu milletin inancına yaptığı zararlarını ortaya koymak ve bunların tehlikelerine dikkat çekmektir.

Konuya girmeden “Oryantalist ve Oryantalizm” kavramlarını kısaca açıklamaya çalışalım.

Açıklamalarım tam alıntı olmasa da daha önce farklı kaynaklardan elde ettiğim bilgilerin harmanlanmasıdır.

Oryantalist; Doğululara ait ilimlerle uğraşan Batılı bilginlere denir.

Alman, İngiliz, Fransız vs. Batılıların doğu milletlerine ait edebiyattan sanata, yaşamdan inanca kadar bu alanlarda kendilerini yetiştirip uzmanlaşanlardır.

Ayrıca, doğu bilimci, müsteşrik ve şarkiyatçı kelimeleri oryantalist anlamında kullanılmaktadır.

Oryantalizm; oryantalistlerin Doğu medeniyetini özellikle İslami yönden inceleyerek bir İslam âlimi kadar İslam hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayan; İslam ve Batı Medeniyeti arasında yüzyıllarca yaşanan büyük mücadelede gayri Müslimler lehine veriler elde ederek Müslümanları içten yıkmaya, inançlarını bozmaya çalışan bir ideolojidir.

İşte bizim için önemli olan burasıdır.

Peygamber Efendimiz(sav)’e Allah(cc) tarafından İslam dini gönderildikten sonra İslam düşmanı müşrikler Efendimiz(sav) ile mücadeleye başladılar.

Bu mücadelenin adı; “HAK ile BATILIN” mücadelesidir. 

Bu mücadele tarih boyunca sürdü, sürüyor ve kıyamete kadar da sürecek. Müslümanlar olarak bunu hepimiz bilmeli ve bu mücadelenin içinde bir şekilde yer almalıyız.

Hak ile batılın tarihi mücadelesinde Müslümanlar Batılılara yani haçlılara karşı yüz yıllarca üstünlük sağlamışlardır.

Batılılar, Müslümanların bu üstünlüğünü kırmanın Müslümanları ırkçılıkla bir birine düşürmek ve inançlarını bozmakla mümkün olacağının farkına vardıktan sonra stratejilerini bu minval üzerine değiştirerek çalışmalara başladılar.

İslam dünyasının son iki yüzyılda yaşadığı trajedi Batılıların bu planlı programlı çalışmalarının bir sonucu olup maalesef, bugün İslam dünyası dağınık ve Müslümanlar bir biriyle uğraşmaya devam etmektedirler.   

Kalleş ve kahredici bir savaşla karşı karşıyayız. Osmanlı coğrafyasında ajan ve misyonerlerle yaptıkları bu savaşı hoca tiplemeli uşakları vasıtasıyla bugün ülkemizde  sürdürmekteler.

Oryantalist güdümlü adamlar oryantalistlerce tahrif edilen, değiştirilen Hadis-i Şerifleri kullanarak Hadis-i Şerifleri dolayısıyla Efendimiz(sav)’i sıradanlaştırmaya yani itibarsızlaşmaya çalışmaktadırlar.

Bunlar Ayet-i Kerimeleri bile sorgular hale geldiler. Çok düşündürücü ama Müslümanlar bu duruma gösterilmesi gereken tepkinin onda birini bile göstermiyorlar.

Çok acı, söylemeye dilim varmıyor; ancak, Müslümanlar olarak imani açıdan perişan haldeyiz.

Hadis-i Şerif ve Ayeti Kerimeleri sorgulayan densizlerin etkisinde kalan insanlarda aynı şekilde sorguluyor, bu söylenenler ne kadar doğru ne kadar yanlış diye bir bilene sormuyorlar!

Çünkü, bir kısmının işine geliyor bir kısmının din hiç umurunda değil; bir kısmı da ahmak!

Oryantalist uşağı hoca tiplemeli adamlar Allah(cc)’ın verdiği en büyük nimet olan “AKIL” nimetini kötü emellerine alet ederek insanları akıl ile kandırmaktalar.

Birçok Ayet-i Kerimede Yüce Rabb’imiz “akletmezmisiniz” buyurmaktadır. Bu adamlar “akletmezmisiniz” emrini kendi kafalarına göre yorumlayarak sunmaktalar.

Allah(cc) ve Peygamber Efendimiz(sav)’in birçok emrini aklımızla kavrasak bile İslam dini akıl dini değil, nakil dinidir.

Akıl; tüm yaratılanlara, evrendeki nizam ve intizama bakarak bunların kendi kendine olamayacağını, bunların bir yaratıcısı olduğunu yani Allah(cc)’ın varlığını kavrayabilir; ancak, Allah(cc)’ı şekillendiremez, tahayyül edemez!

Allah(cc)’ı kendisiyle ilgili naklettiği bilgi kadar bilebilir, daha ileri gidemeyiz. Yüce Rabb’imiz İhlas Suresinde Zat’ı Şerifiyle ile ilgili hususları bize nakil yoluyla bildirmektedir.

Onun için kişinin her şeyi aklıyla ölçmeye kalkması, Ayeti-Kerime ve Hadis-i Şerifleri sorgulaması sonunun felaketine yol açabilir.

Aklın yeri ayrı, naklin yeri ayrı olup akıl nakil dengesini iyi kurarak aklımızı kullanmalıyız.

Yani, aklımızın kavrayamadığı yerde Allah(cc)’ın emri böyledir, der, sükut ederiz.

Gelecek yazımda aynı içerikli konuya somut örneklerle devam edeceğim.   

Yorumlar