7620 Defa Okundu

Bu aralar gıda ve beslenme konuları özel ilgi alanım oldu neredeyse. Özellikle bu konuda yaratılan bilgi kirliliğinin boyutlarını anladıkça daha da ilgimi çekiyor, daha bir dikkat kesiliyorum kimin ne dediğine…

Bundan önceki yazımda özellikle uzman sıfatıyla toplumda kendince bir yer edinmiş ve işin rantını bir güzel ceplerine dolduran bezirganlardan bahsetmiştim... Sonrasında gelen yorumlar, aslında tespitlerimin ne denli doğru olduğunu görmeme de vesile oldu. Bu arada gözüme ilişen ilginç bir konuyu ele almadan geçmek istemedim:

Malum bütün dünya Covid-19 isimli bir virüs belasıyla uğraşıyor. Ülkelerin ekonomileri çökmüş gitmiş durumda neredeyse. Yaşamın her alanında davranışlarımızı, tercihlerimizi, normallerimizi yerle bir etmiş durumda. Bunların başında da kuşkusuz eğitim sektörü geliyor.

Tüm dünyada milyonlarca insan kısıtlanmış koşullarda eğitim görmeye çalışıyor.  Yaz ayları boyunca milyonlarca velinin tek gündemini neredeyse sadece okulların açılıp açılmayacağı tartışması oluşturdu. Hadi açıldı diyelim; çocuklarını okula gönderebilecekler miydi, gönderemeyecekler miydi?.. Sonuçta Milli Eğitim Bakanlığı kontrollü bir şekilde normal eğitime geçiş yapmaya çalışıyor. Ve fakat ülkemizdeki Koronavirüs tablosunun kötüleşmesi eğitimin normalleşmesini geciktiriyor. Bakanlık bu konuda son derece temkinli bir yaklaşım içinde.

Hatta öyle ki geçtiğimiz hafta yayınladığı bir talimatla eğitime devam eden kurumlarda bile okul kantinlerinin açılışını ikinci bir talimata kadar yasakladı. “Ne alaka şimdi?” diyenleriniz olabilir. Hemen söyleyelim: Ülkemizde çoğu okulun kapalı olduğu, açık olan eğitim kurumlarında ise kantinlerin Bakanlık talimatı ile kapalı tutulduğu bir ortamda “Okul Gıdası” diye bir uygulamanın yasal alt yapısı oturtulmaya çalışılıyor. İşin trajikomik tarafı da bu…

“Kapalı” okulların “kapalı” olan kantinlerinde satılacak gıdalar için “Okul Gıdası Yönetmeliği” çıkarmak bizim ülkemizden başka hangi ülkede söz konusu olabilir gerçekten bilmiyorum. Elbette okul kantinleri milyonlarca çocuğumuzun günlük beslenmesinde çok önemli bir yere sahip. Ama normal koşullarda. Bütün dünyanın anormalleştiği bu ortamda öncelikleri daha ciddi bir anlayışla ve yaklaşımla belirlemek gerekmez mi?

Hazır Okul Gıdası Yönetmeliği demişken biraz da “Okul Gıdası nedir?” diye açalım: Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından okullarda satılan ürünlerin yağ-tuz-şeker gibi içerikleri için getirilmiş birtakım kriterlere uygun üretilmiş gıdalar diyebiliriz. “Ne var bunda?” diyenleriniz olabilir. Zira ben de öyle demiştim. Ama Türkiye Kantin İşletmecileri Esnaf Dernekleri Federasyonu Başkanı Vahap Osmanoğlu öyle demiyor. Kendisiyle bu konuda uzun bir sohbet imkanı bulan biri olarak kantincilerin ne denli mağdur edildiğini daha iyi anlama fırsatı bulabildim. Gelin kendisinin bu konuda neler söylediğine bakalım:

“Kantin esnafı pandemi yüzünden zaten perişan. Ama pandemi olmasaydı bile milletle alay eden bir kafa hep var. Ortada üretilebilen bir Okul Gıdası yok ki zaten. Biz bu konuyla yıllardır uğraşıyoruz. İsterseniz gıda sanayicilerine sorun. Bize diyorlar ki; maalesef işletmelerde birçok ürün için Okul Gıdası logosu basmaya yönelik kriterleri karşılayacak teknolojik altyapı ve Ar-Ge imkanı henüz yok. Bilim insanları uğraşıyor ama henüz hiç bir gelişme kaydedilmiş değil.

Okul kantinlerinde satılması mümkün olan Okul Gıdası logolu gıda çeşidi bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar az. Biz bitmişiz. Kantin esnafı evine ekmek götüremez halde. Ortada kimlerden oluştuğu bile belli olmayan bir Bilim Kurulu var. Biz tüm resmi makamlara müracaat ettik. Sayın Cumhurbaşkanımıza bile yazdık. Ancak bir çözüme ulaşamadık. Hangi lobilere kurban ediliyoruz inanın biz de bilemiyoruz.”

Kısaca kantinciler çok dertli. Ortada okul yok, öğrenci yok, öğretmen yok, kantin yok, kantinci yok, üretebilen üretici yok, ama kerameti kendinden menkul Okul Gıdası Bilim Kurulu kriterleri var. Ha, bir de bugün yarın yayımlanacak diye beklenen bir Okul Gıdası Yönetmeliği...

Anlayacağınız bir “okul gıdası” komedyası oynanıyor...

Yorumlar