624 Defa Okundu

Ziya Öğretmen, öğretmen maaşları yük dedi diye fitne fesat odakları faaliyete geçti yine. Sosyal medyada akla hayale gelmedik taşlamalar cepten cebe dolaşıp duruyor. Benimle de paylaşan arkadaşlarıma şu mesajı ilettim:

İstiklal köşemdeki Laf ile Gaf yazımda, kamuya açık konuşmalarda yanlış anlaşılma nedenini birçok örnekle açıklamıştım. Ziya Öğretmenin bu sözü de benzer örnek niteliğinde. Öğretmenin öğretmen maaşını yük görmesi olacak iş mi? Bir milyon öğretmen bir milyon görüş diye yola çıkan, bu niyette nasıl olabilir? İşin içinde gördüğü bütçenin sorunların çözümü için yetersizliğini iyi dile getiremedi. Sorun bu! “Eğitime ayrılan yeterli olamıyor,  personel ücretlerinin ve zorunlu giderlerin yükünü kaldırdıktan sonra yatırıma kalan az. Daha iyi yatırımlar yapabilmek için bütçe payımızın artırılması gerekir. Sağlık ve eğitim devletin önceliği olmalı.”  deseydi yanlış anlaşılıp kötü niyet okuyucuların hedefi olur muydu hiç? Okullarımızdaki Türkçe-edebiyat derslerinde dili doğru kullanabilme gücü kazandırmak yerine yığın bilgi aktarılıyor hep. Müfredat yazanların kullandıkları dilin bile net anlaşılamadığını örneklerle açıklamıştım. İş İçinde Türkçe-Edebiyat Eğitimi kitabım da bu derde ilaç çalışmadır.    

Ziya Öğretmen, eğitim bilimi insanı. Ülkesi için açmaya çalıştığı bir yol var. Ama taş, diken, yar, çukur… dolu. Gazi Ü. Vakfı bünyesindeki kolejleri ülkeye model olması için kurmuştu. Ancak değişen rektörle temelini attığı bu kurumdan ayrıldı. Maya adını verdiği kolejle devam etti yoluna. Maya, eğitimde yepyeni bir anlayışın sanatlı anlatımı. Yani çalınan maya model olabilirse ülke gölünde tutabilir umuduyla çıkmış olabilir yola. Ayrıca TED eğitim faaliyet ve yatırımlarına da tuttuğu ışıkla katkı yapıyordu. Başarıları sürekli kamuoyuna yansıyadurdu.

2002’de seçici kurulla Gaziye başladığımda geride bıraktığı çalışma arkadaşlarının kendisine olan hayranlığını dinledim durdum. Bana da önerileri onunla yol arkadaşı olmamdı. Referanslarıyla tanışmak istedim ama hep yoğundu. TTK Başkanıyken ayak üstü görüşebildik ancak. Kısa süre sonra buradan da ekibiyle ayrıldı. Ayrıldıktan sonra da takipçisi oldum, bir araya gelmeye sözleştik ama görüşemedik bir türlü. Açmaya çalıştığı yolu, çalışma arkadaşlarından öğrendikçe çok kişi gibi Bakan olsa keşke diye ben de dillendirdim her yerde. Beklenti yukarıya da yansımış olmalı ki Bakan oldu. Yolundaki  yürüme engellerini aşma mücadelesinde ne gecesi ne gündüzü var diye duyuyordum ki millî güvenlik sorunu niteliğinde bir salgınla karşı karşıya kaldık. Sanki deprem yıkıntılarının enkazı düştü önüne. Gazideyken yönettiklerinin bana anlattıkları doğruysa Ziya Öğretmen, milletine dost kabul edilmeli ve o güzel azerî türküsü söylenmeli: Bir kuru sözden ötürü dostla savaşmak olmaz! Nasıldı mazi?   

Sınav odaklı eğitimle köy okullarının öğrencilerini bile taşıyıp kentlerin beton binalarındakilerin içine depoladık. Sonuç? Okulu seven öğrenci kaldı mı? Doğadan koparılmış çocuklarımıza ticari amaçlı özel okullar, yani eğitim seraları bu yüzden açılmadı mı? Şimdi de salgında insan deposu okulları açıp açmamayı tartışıyoruz. Dersler iş öğretip hayata hazırlamıyor. Öğrencilerin ve ebeveynlerinin buna tepkisini ve talebini tam 42 yıldır araştırıyor, sorup soruşturuyorum. 2011 Gaziye veda törenimde söz ve müzikle şöyle seslendirmiştim bu tepki ve talebi:

Depo edip sınıfları bedenlere,

Bilgi yığmak gereksizce beyinlere;

Yazık eder çok, işsizi çok ülkeme?

İş içinde eğitim diyor milletim!

İş bilen milletim, yükselen milletim!

İş içinde eğitim diyor sistemim.

Yığın bilgi durmuyor ki hiç beyinde,

Olsun artık eğitim hep iş içinde;

Görsün herkes her dersini iş yerinde.

İş içinde eğitim diyor milletim!

İş bilen milletim, yükselen milletim!

İş içinde eğitim diyor sistemim.

Videosu Youtube sitesinde, tiyatro oyun metni de Devlet Tiyatroları oynanacak oyunlar listesinde. Milletimin tepkisi ve talebi açık ve net! Her şerde bir hayır var diyelim Ziya Öğretmenim! Salgın bahane, arz edelim siyasî iradeye; sistem iş öğretmiyor zaten, yığın bilgiyi iletişim teknolojisiyle de aktarabilmek mümkün, sanal  ortamlar kuralım da şimdilik okul derdi çekmeyelim diye. Devredelelim binaları iş dünyasına. Gelen bütçe, bu ortamları yurdun dört yanına kurar. Hemen ardından da İŞE ODAKLI EĞİTİM SİSTEMİ çalışmalarına başlayalım:

Bakanlık, YÖK’le bütünleşsin. Bütünleşme içindeki kurullarda tüm fakülte-yüksek okul ve eğitim sendikası temsilcileri de yer alsın. Üniversiteleri, iş dünyasının talebi  işe odaklı eğitim müfredatlarına kavuşturma çalışmalarına başlansın. İlköğretim öğretmenleriyle el ele eğitim bilimi fakültelerine, ortaöğretim de iş eğitimi dalına göre diğer fakültelere bağlansın. Doğayla iç içe, dünya rekabetine açılabilecek iş dünyasına destek eğitim sistemini mayalamaya başla öğretmenim! Bitir depo okul derdini dirayetle, cesaretle, yürekle…Başın dik olsun!  

Yorumlar