1328 Defa Okundu

ESASLI bir sorudur bu.

Yakamızı asla bırakmaz, bırakmamalı.

Neyin peşindesin?

Arayışın nedir?

İstikâmetin ne yönde?

Soru kolay belki ama cevabı çetindir.

Arayışımız kimliğimizdir.

Merakımız ise kalitemiz.

Merak araştırma ve öğrenmeye yönelik eylemlerimizdir.

Yine merak bu fiile taşıyan duygumuzdur.

Yönü doğru belirlendiğinde mutluluk, yanlış oluşturulduğunda hüsranla sonuçlanır.

Bu sebeple neyin peşindesin suali yabana atılamaz.

Derin düşünme olarak tanımlayabileceğimiz tefekkür eskimez.

Bunu başaranlar da öyle.

Her dem terütazedirler.

İlim ve tefekkür tarihine baktığımızda bugün dilimizde dönüp duran cümlelerin pek çoğu eskimeyen bu tefekkürlerin ürünü olduğu görülür.

Bir çırpıda sayabildiğiniz ilim, irfân, sanat insanlarını hatırlayıveriniz.

Merakı ve arayışı sahih olup kendini gerçekleştiren kişiler olduğu görülecektir.

Musikide, mimaride, ekonomide, bilimde…

Dünden bugüne isimlerini hafızamıza kazıyanlar neyin peşinde olduğunu bilen derin düşünceden asla vazgeçmeyen, daima kendisini ve devrini aşmaya çalışan gayretlilerdir.

Konfüçyüs’ün; “Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlılık korkudan kurtarır” cümlesini bu açıdan değerlendirebiliriz.

Anlam arayışı içinde olanlar kendisinin ve başkalarının hayatlarını ışıtırlar.

Varlığın künhünü kavramak…

Anlamını arayıp bulmak…

Hikmetin pırıltılarına erişmek…

İncelmiş zevklerin sahibi olmak…

Kendimizi hapsettiğimiz odaların perdelerini aralamak…

Sürekli yolda olmak…

Merhameti, şefkati, ilmi ve adaleti öncelemek…

Disiplini ilke edinmek…

Toplumsal duyarlılığa erişmek…

Öğrenmekten ve kendini eğitmekten hiç vazgeçmemek…

Daima erdemli kalma ısrarı…

Tevazu ve çalışkanlığı elden bırakmamak…

Yaşadığı hayatın, toprağın, suyun, güneşin, ağacın, rüzgârın farkında olmak…

Tabiatı tahrip etmemek…

Gönül incitmemek…

Vicdandan hiçbir şartta vazgeçmemek…

Kalbini ve başkalarının da kalplerinin olduğunu unutmamak…

Hayret ve takdir duygularını köreltmemek…

İnsani ilişkilerde empatik olmak…

Hırs ve olumsuz rekabetten uzak kalmak…

Kendi görüşü kadar başkalarının duygu ve düşüncelerini de saygıdeğer bulmak…

Çevreye olan duyarlılığı geliştirmek…

Sevgi enerjisini sürekli canlı tutmak…

Değişim ve gelişime açık olmak…

Üstünlük duygusunun galip gelmesine mâni olmak…

Gelecek nesillere karşı sorumluluk hissi taşımak…

Tüm ilişkilerde doğruluk üzere olmak…

Şiirden, musikiden, estetikten uzak kalmamak…

Tüm bunlar neyin peşinde olduğunu bilenlerin ve merakını yararlı noktalara yöneltebilenlerin başarabileceği hususiyetlerdir.

Kendimizi tahlil etmekten ürkmemeliyiz.

Her zaman zahmetsiz elde edilecek neticelere odaklanmamalıyız.

Başkalarına fiyakalı, çalımlı söz söylemek kolaydır. Ne aradığını bilenler ancak kendisine söz geçirebilirler.

Bu, hayal üflemekle olmaz.

Hakikat soluklamakla başarılabilir.

Ne demiştik?

Arayışımız kimliğimizdir.

Merakımız ise kalitemiz…

Merakımız bilincimizle orantılı olarak ilerler. “İki günü bir olan ziyandadır” kutlu ilkesini burada hatırlamanın vaktidir.

Neyin peşinde olduğumuz aklî seviyemizi işaret eder.

Zihni düzeyimizi ele verir.

Kalp cevherimizi açığa çıkartır.

Gündelik arayışlar ile sonsuz meraklar arasında bir tercih yapmalıyız.

Doğrunun izinde mi, yanlışın peşinde miyiz?

Hayalin sarhoşu muyuz, hakikatin ayıltıcı deminde mi?

Neyin peşinde olduğumuzu bilelim.

Bir kere daha hesap yapalım.

Akı karadan, iyiyi doğrudan ayrıştıralım.

Nefsin peşinde giderek nefîs olamayacağımızı bilelim.

Enfes olmak biraz da enfüs soluklamak değil mi?

Demem o ki dostlar;

Hikâyemiz görkemli olmayabilir.

Ama sahici olabilir.

Neyin peşinde olduğumuzu bilirseky.

Bu da bize yeter!

Ya Selam!

Yorumlar