12 °c

Nerede bu muhalefet?

 

15 senedir tek başına iktidar olan AK Parti şimdi 2019 seçimlerine hazırlanıyor.

Kendi içerisinde yeni stratejiler geliştiriyor.

Gerekli gördüğü belediye başkanlarını istifa ettiriyor. İl başkanlarını geriye çekerek yeni isimlerle sahaya çıkıyor.

Söylemleri ve eylemleriyle merkez siyasette aktif rol almaya başlıyor.

10 Kasım anma törenlerinde olduğu gibi toplumun ortak paydası olan Atatürk’ü herkesten çok sahipleniyor. Şimdiye kadar hiç söylenmemiş övgülerle Atatürk’ü kucaklıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajı şimdiye kadar hiçbir partinin söyleyemediği ve akıl edemediği güzellikte dikkat çekiyor.

Muhalefet ne yapıyor?

AK Parti’nin yaptığı her icraatı eleştirdiği gibi bunu da eleştiriyor.

“Ne oldu da birden Atatürkçü oldunuz” diyor.

Bu eleştirisiyle kendi kendine halkın gözünde prim kaybediyor. Çünkü halk AK Partinin Atatürk’e bu derece saygı duymasından rahatsız olmuyor aksine bu evrilmeyi beğeniyor. Bu mesajlar halkın hoşuna gidiyor.

Muhalefet ne durumda peki?

MHP, AK Parti’nin özellikle dış politikalarını ve terörle mücadelesini tam desteklediği için olumlu muhalefet yaparak en azından kendisini fikirsiz kalmış olmaktan kurtarıyor.

CHP’ye bakıyoruz…

Bir türlü hizip partisi olmaktan kendisini kurtaramayan partinin lideri Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına geçti geçeli bir tek “adalet istiyorum” yürüyüşü ile ses getirmiştir. Ama iktidar çok akıllı bir strateji ile onun yürüdüğü yollarda hiçbir provokasyona izin vermeden, yürüyüş kortejine gerekli güvenliği sağlayıp halkın gözünde bu hareketin prim yapmasını en aza indirmeyi başarmıştır.

Bunun dışında CHP’nin hiçbir dişe dokunur muhalefeti olmamıştır. Çünkü ana muhalefet AK Parti’nin uygulamalarını ve stratejilerini yorumlamaktan uzak adeta bunlara akıl erdiremeyecek kadar fikir fukarasıdır.

Cumhurbaşkanına diktatör diyerek saldırmak muhalefetlikle uzaktan yakından alakası olmayan bir kamuoyunda karşılığı kıskançlık tezahürü olan bir saçma yaklaşımdır.

Hele ki geçmişinde diktatörlük döneminde yaşamış ve adı “milli şef” olmuş bir parti lideri varken bunu söylemek kendi geçmişini ile bilmedikleri anlamına gelmektedir ki halkta karşılık bulması mümkün değildir.

Bir de arada bir Saadet Partisi’nin ihtiyar Genel Başkanı Karamollaoğlu muhalefet olarak gündeme gelmeye çalışmaktadır.

AK Parti’yi eleştirmesi sebebiyle muhalif medyanın gündeme taşıdığı Karamollaoğlu’nun eleştirileri de fiyaskoyla sonuçlanacak türden eleştiridir.

Rize’de partisinin kongresinde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanının danışacak kadrosunun olmadığını dile getirmiştir. Ve Erdoğan’ın kendisiyle birlikte yola çıktığı hiçbir arkadaşının yanında olmadığını dile getirmiştir.

Ardından eğitimde yapılan yanlışlıkları dile getirmiş ve bizi gençlerle buluşturmuyorlar demiştir.

Bu mudur muhalefet?

Danışacak kadrosu yok demek başkadır, “şu şu isimleri niye danışmanlık kadrosuna almıyorsun?” diye öneri getirmek başkadır. Cumhurbaşkanlığına danışmanlık etmek için önereceği isim var mıdır? Eğer kendisini kast etti ise açıkça “benim fikirlerime de başvurulsun” deme özgüvenini göstermelidir.

“Bizi gençlerle buluşturmuyorlar” diye dert yanmıştır.

Gençlerle buluşmak için üniversitelerde konferans salonları arıyor oluşu bile kendisinin ne kadar gençlikten uzak olduğunun göstergesidir.

Şimdi gençlik, çok önceleri olduğu gibi konferans salonlarında oturup bir kimsenin yaptığı konuşmayı dinleyecek kadar durağanlığa tahammülü olmayan bir haldedir.

Şimdi gençlik yatarken, yürürken, yolculuk yaparken dinlemekte, yazışmakta, işitsel ve görsel objelerle hayatı yaşamakta ve hayatın içinde olmaktadır. Dolayısıyla bu yaşta bir “dedenin” gençlerle eski usulde konuşma arzusu olsa olsa makara konusu olur.

Eğitim sisteminden şikâyet eden Karamollaoğlu’na “geç kaldın beyim” demek gerekmektedir.

Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisinden çok önce zaten eğitimle ilgili eleştiriyi yapmış ve stres üzerine odaklanmaya başlayan bu eğitim sisteminden vazgeçilmesi gerektiğini kendisi tespit etmiştir.

Dolayısıyla muhalefet, bırakın eleştiri ve öneri getirmeyi, iktidarın uygulamalarını takip edip onlarla kendilerine konu bulmaya çalışırken bile yetersiz kalmaktadır.

Şu bir gerçektir ki AK Parti sahada siyaset yapma konusunda halen başarılıdır. Sürekli olarak kendi kendisiyle yarışmakta ve çıtayı yükseltmektedir.

Kamuoyuna AK Parti’nin kaderiyle milletin kaderinin aynı olduğu algısını yaymayı başarmaktadır.

Muhalefet ise halka “seni ben daha iyi yönetirim” duygusunu ve düşüncesini vermekten uzaktır.

AK Parti şu anda kararsız seçmene hitap etmek için politika üretmektedir.

Bu bir stratejidir.

Muhalefet AK Parti’nin bu stratejinin samimi olup olmadığını sorgulamak yerine kendisi strateji geliştirmek zorundadır.

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.