744 Defa Okundu

Birmedeniyeti çökertmenin, yok etmenin farklı farklı yolları vardır. Kimisini savaşla yok etmeye çalışırlar. Moğolların Bağdat’ı istila etmesi gibi... Omuz üstünde baş kalmaz ama yine de yok olmaz… Kimisine soykırım yaparlar. Bosna Hersek gibi... Ama yine başarılı olamazlar sadece Çınar'ı budamış olurlar. Bunların dışında bir yol var ki dosttan düşmandan ırak olsun, bu yol vebadan daha tehlikeli mikroptan daha küçük ve koronadan çok daha ölümcül.
Bu yolun yolcuları;
senin evin içinde yaşar,
seninle yer,
seninle içer,
seninle güler,
seninle ağlar ama her an tetikte bekler.Fırsatını bulduğu an tepene söker. Bu hastalıklı hal sahipleri ne tam dosttur ne de tam düşman.Arada genetiği bozulmuş bir halde, bir ruhla yaşarlar. Değer yargılarına saygı duymaz ama hep saygı beklerler.Hep yüzleri batıya dönüktür. Esasen batıdan ziyade bâtıla dönüktür.Batının samimiyetten uzak, tekelci, bireysel takıntılı, hastalıklı yüzüne dönüktür nursuz yüzleri.

 Peki dertleri ne?

Ne istiyorlar?

İnsan Hakları bildirgesinin evrensel tüm değerlerini çiğnedikleri halde neden sürekli evrenselliğin dile dolanmışlıkları etrafında fırfır dönerler. Medeniyetten aldıkları sadece yıkım iznidir.Anladıkları Sadece yüzsüz bir yaşam biçimidir.Acaba atalarıkaçarken bunları bu topraklarda unuttular mı?

Aslında İzmir'den denize dökerken bunların bazılarının o gün uykuda oldukları için denize dökülmekten kurtuldukları söyleniyor. Gel zaman git zaman renklerini belli edemeyen bu dönme kavmin çocukları atalarının öçlerini almak için sürekli İslami değerlerimize saldırıyorlar ve insanlarımızı aşağılıyorlar.Değer yargılarımızı; vahşi, medeniyetten uzak sadece kendi çıkarları için dünyayı yok etmekten kaçınmayan sözde aydın yuvası ama özde kapitalist vahşetin ana yurdu olan Avrupa’ya kurban etmek için durmadan tasmalı tasmasız çalışıyorlar.

Efendilerinin gözlerinde birer mikroptan farksızdırlar. Zira kendi vatanın değerlerine, değer yargılarına saygı duymayana kim neden nasıl saygı duysun ki!Bunlar bu vatanın evlatları değiller ama ısrarla biz buradayız diyorlar, bir kısmı beyaz yakalı(beyaz tasmalı) üst düzey görevlerde dahi görebilirsiniz.
Ama biz biliyoruz ki bunlar başkasının itleri sadece bizim kapıda duruyorlar.

Anadolu sinelerindeki imanla, arşı titreten ezanla, içinde Muhlis niyetlilerin olduğu, yavrusunu beşinde bırakan anaların naraları ile alınmış yeri gelmiş soğuğa meydan okumuş, karı yorgan yapmış, taşı döşek yapmış inanmış kahraman askerlerinvatanıdır. Durum bu iken bu mayası bozuk devşirilmiş içimize bırakılmış ezanımıza camilerimize hakaret eden  kimin çocukları oldukları belli olmayan gayri milli gayri insani gayri âlemi canlılık belirtisi gösteren ama ölmüş mikroorganizmaların yardımıyla canlanıyor muş gibi görünen, Kokuşmuş lanet adamların derdi ne?

 Yetmedi mi Osmanlı'yı sattılar…
Yetmedimi İslam'ı yasakladılar…
Yetmedimi yıllarca bu Kadim Anadolu'ya zulmettiler…
Camilerimizi ahırlara çevirdiler, en basit İslami örtüleri dahi üzerimizden Sıyırttılar. Demokrasi adına geldiler ama demokrasi ne zaman tecelli etse hemen darbelere saldırdılar. Kaç kahraman gömdük bu topraklara haberleri yok mu? Camilerimizin minarelerinden yıllarca zulüm dinlettiler, bahçelerimizi kuruttular yetmedi mi?

15 Temmuz alçak darbesinin ilk saatlerinde sokağa çıkıp darbeyi kutlayan bunlar değil miydi?

Müezzinlerimize ezanı okutmayan bunlar değil miydi?

Peki, bu tasmalı, yüzdeli Avrupa'ya pislikleri vatanımıza dönük leş yiyicilere daha ne kadar sabırlı olunacak.

….

Neyse biz yine de sabrımızın son demlerine varmadan şöyle deyip bitirelim o zaman.

 Ya birlikte yaşamanın erdemine varacaklar
Ya sevmeseler dahi saygı duyacaklar
Ya da ataları gibi sokaklarında insanların insan olan tüm vasıflardan uzak bir şekilde telef olduğu hep hayran oldukları o Avrupalılarına defolup gidecekler.
Gayri bu toprakların,
Gayri bu Anadolu'nun

Gayri bizim insanımızın bu şahsiyetsizlere tahammülü kalmamıştır. Çünkü Anadolu nefret ve nifak tohumları ekenlerin tarlası değildir.

Selam ve dua ile...

Yorumlar