2456 Defa Okundu

Türkiye gibi okuma alışkanlığının çok düşük olduğu bir ülkede yazılarınız konusu ne kadar önemli olursa olsun okunma sayısı çok yüksek olmaz. Genelde de köşe yazıları sanıldığı kadar fazla okunmaz

Yazılarınızın çok okunmasını istiyorsanız fanatik düzeyde cumhurbaşkanın karşıtı veya yandaşı olacaksınız. En geçer akçe yandaşlık ve karşıtlıktır.

Yazılanların doğru veya yanlış olması hiç önemli değil; yeter ki içinde cumhurbaşkanını yerme veya övme olsun. Aynı şeyi televizyon programlarında da görüyoruz.

Bana göre şu anda Türkiye’de en çok okunan köşe yazarı Yılmaz Özdil’dir. Başka varsa da bilmiyorum. Ağzı da iyi laf yapıyor; ancak, sığ bir alan içerisinde konuşuyor ve çok önemli şeyler söylüyormuş gibi de alkışlanıyor. Tam bir tiyatro!

Adam  “Asrın Liderimiz” lafıyla başlıyor ve arkasından sıralıyor. Ne söylerse söylesin hiç önemli değil; “Asrın Liderimizle” başlayan her yazı ve konuşmadan kendi okuyucuları zevkten dört köşe oluyorlar. Olsunlar milletin zevkine karışacak değiliz.

Kişi kendini nerede konumlandırırsa konumlandırsın sübjektif davranışlardan kaçınmalı objektif olmalı; sevmese de hakkı sahibine vermelidir.

Onun için eleştirilerimizi dile getirirken sadece sonuçlarını değil, nedenlerini de ortaya koymalıyız ki samimi olduğumuz anlaşılsın.

Yılmaz Özdil’in 1 Temmuz 2020 tarihli “DİSLİKE” başlıklı yazısını okudum. Yalan yok “dislike” kelimesinin anlamını bilmediğim için kelimeyi araştırdım.     Dislike "beğenmeme, hoşlanmama, sevmeme, antipati, nefret" anlamına gelen yabancı bir kelimeymiş.

Neyse yazı yine “Asrın liderimizle” başlıyordu. Yazı, cumhurbaşkanımızın internet konferansına katılan gençlerin tepkisinin nedenlerini Özdil’de kendi üslubunca örneklendirerek açıklamaktadır.

Yazdıklarına yanlış veya doğru yorumunda bulunmaktan çok benim tepkim yaşadığımız somut durumun esas nedeninden bahsedilmemesi sadece sonuca sebep olanların suçlanmasıdır.

Bugün üniversite mezunlarının büyük çoğunluğu bitirdikleri bölümlerde iş bulamadığı gibi başka alanlarda da iş bulamıyor. Onun için işin mahiyetine bakmadan her türlü işte çalışmak zorunda kalıyorlar.

-Ne olacaktı yani Yılmaz Özdil?

Bu duruma gelineceğini bu ülkenin tüm aklı selim insanları biliyordu. Sen, Yılmaz Özdil zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılırken ve üniversiteler her ile açılırken bir gün bu acı tabloyla karşılaşılacağını bilmiyor muydun?

-En önemlisi “12 Yıllık Zorunlu Eğitime” karşı çıktın mı?

Çıktıysan bilmiyorum. Amaç, sadece cumhurbaşkanını eleştirmek olmamalı, bir sorun varsa ki var; sorunun nedenleri ortaya konularak çözümüne katkı sunulmalıdır.

Bugün artık üniversite mezunları yığınlar halinde yığınla sorunla karşımızdadır. Bunun sorumlusu başta iktidar olmak üzere Yılmaz Özdil dahil toplumun bütün kesimleridir.

Üniversite mezunu milyonlarca gencimiz iş bulamadığı gibi üniversite mezunlarının kalitesi de düşmüştür. Kaçınılmaz olarak düşecek!

Bundan 35-40 yıl önce 400 puanla girilen bir bölüme bugün 250 puanla girilebiliyor. Öğrenci kalitesi düştüğü gibi eğitimin kalitesi de düşmüştür. Ben bunları kafadan savurmuyorum; isteyen ilgililere sorabilir.

Ayrıca, üniversite diploması sahibi olmakla cahillik ortadan kalmıyor. Üniversite mezunları arasında yapacağınız küçük bir araştırmayla cehaletin ne oranda olduğunu görebilirsiniz.

Diplomalı cahiller yetiştirmek için işe yaramaz bölümler açarak çok düşük puanlarla buraların doldurulması çocuklarımızın oyalanmasından başka bir işe yaramayıp harcanan para ve emeğin heba edilmesi ise cabası! 

Özdil, “Hacettepe Üniversitesi sosyoloji mezunu asgari ücretle çağrı merkezinde; Ankara Üniversitesi dil tarih mezunu depoda bekçi;  psikoloji mezunu kasiyer; Biyoloji mezunu maden işçisi; bir kısım üniversite mezunu da anaokullarında palyoça olarak çalışıyor” diye sıralıyor.

Bunların hepsi doğru, daha vahimi geçen öğretim yılının başında Milli eğitim Bakanımız 700 öğretmen adayının atama beklediğini söyledi. Ayrıca, polis ve astsubayların çoğu öğretmen hatta uzman çavuş bile var.

Bugün geçmişin hatalarının nasıl telafi edileceği üzerinde kafa yorulmalı ve karınca kararınca katsı sunulmalıdır.

Yılmaz Özdil sen belli kesimin en çok okunan ve dinlenilen yazarısın. Ben sana söylüyorum; üniversiteli işsizlerin çok olmasının en önemli nedeni, üniversite mezunlarının çok olmasıdır. Üniversite mezunlarının çok olmasının en önemli nedeni de 12 Yıllık zorunlu eğitim uygulamasıdır.

Vicdanın ve yüreğin yetiyorsa “12 Yıllık Zorunlu Eğitim” uygulamasına son verilmesi için yazılar yaz, söyleşiler yap.

Yapamazsın belki üniversitelerin çoğaltılmasına karşı olabilirsin ama “12 Yıllık Zorunlu Eğitim” uygulamasının karşısında olamazsın; daha doğru olmazsın!

Yorumlar