21 °c

Muhalefetin ittifak başarısı mı?

 

Çok heyecanlı bir seçim hazırlık süreci yaşıyoruz.

Son dakika ve sürpriz gibi ortaya çıkan muhalefet ittifakı da bu anlamda iyi oldu.

Seçime heyecan lazımdı, bu ittifak seçime heyecan katacak…

CHP’nin İYİ Parti’nin, Saadet Partisi’nin ve Demokrat Parti’nin bir araya gelmesi demokrasi açısından akıllıca bir hareketti.

Ama şunu da görmek gerekir ki bu Başkanlık sisteminin Türkiye’ye getirdiği bir güzellikti…

Bir mecburiyetti…

Çünkü bu yeni sistemde parçalanan yok olup gitmeye mahkûmdur.

Siyaset için meydana çıkanlar bir araya gelmeye mecburdur.

İşte böyle bir sistem Başkanlık sistemi…

Bu sistemde siyaset yapacak olanlar seçime gidip seçilip meclise geldikten sonra koalisyon yapmak gibi bir lükse sahip olmayacaklar…

Bu sistemde seçilebilmek ve “siyasette varım” diyebilmek için önceden bir araya gelip uzlaşma yapmak zorunda kalacak…

Bunu şöyle bir örnekle anlatalım mı?

Önceden Boğaz köprülerinden geçiş ücretleri para olarak tahsil edilirdi malum.

Şimdi ismi 15 Temmuz Şehitleri Köprüsü olarak değiştirilen birinci Boğaz köprüsünde ücretler köprüden geçtikten sonra alınıyordu.

İkinci Boğaz köprüsü, şimdiki ismiyle Fatih Köprüsü’nde ise araçlar köprüden geçmeden önce para ödüyorlardı.

Bu örneğin önceki seçim sistemiyle ve şimdiki Başkanlık sistemiyle ne alakası var?

Sadece konu anlaşılsın diye verilmiş bir örnektir.

Parlamenter sistemde seçimlere giren partiler seçilip meclise geldikten sonra hükümet kurmak için koalisyon görüşmelerine başlarlardı.

Başkanlık sisteminde ise siyasetçileri bu işi seçimden önce yapmak zorunda kaldı.

Çünkü bir araya gelmezse seçilme şansı yok.

Partiler meclise girebilmek için önce ittifak yapmak zorunda bırakılmıştır.

İşte şu anda muhalefet partilerinin bir araya gelme başarısı her ne kadar muhalefetin başarısı ise de bu aslında bu sistemi ülkeye getirmek açısından AK Partinin ve bu Başkanlık sisteminin mimarı Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısıdır.

Şimdi Cumhur İttifakı ve dörtlü ittifak ismi “Cumhurbaşkanlığı sistemi” olsa da uygulamada “Başkanlık” sistemi için mücadele edeceklerdir.

Kazanan hangi taraf olursa olsun ülke Başkan kazanacaktır.

Sayısal açıdan hangi ittifakın kaç oy alacağının Başkanlık sistemi için önemi yoktur.

Bu seçim oran seçimidir…  Birinci turda yeterli oy alınamazsa ikinci turu vardır. % 50+1 oy alan Cumhurbaşkanı olana kadar seçim sürer… Ve illa ki bu oran sonuç olarak yakalanacaktır…

Seçim öncesi hükümetin açıkladığı paketler ise Başbakan Binali Yıldırım’ın dediği gibi milletle barış politikalarıdır.

Bir iki cümlede söylemek gerekirse Türkiye Cumhuriyeti devletinin en temel sorunu milletle barışmaktı…

Menderes’le başlayıp Özal ile kapı aralanan milletle barışı AK Parti sağlamıştı.

Artık kimse inancından dolayı bu ülkede aşağılanmıyordu.

Kimse etnik kökeninden dolayı ötekileştirilmiyordu…

Ama yıllardan beri AK Parti’ye yaptığımız öneri ve eleştirilerde söylemiştik…

AK Parti devleti milletle barıştırmış, kurum ve kurullarıyla düze çıkartmış ve dünyada kalkınma hız rekorları kıran hale getirmiştir.

Ama artık milletin ekonomik durumunu da devletin durumu gibi iyileştirme vakti gelmiş de geçmektedir.

“Bu ülkede bir milyon müteşebbis oluşturmak lazımdır… Üretimin önünü açmak lazımdır. Gençlerin önünü açmak lazımdır” diye önermiştik…

İşte şu an hükümet açıkladığı memnuniyet verici kararlar Sayın Başbakanın söylediği gibi milletle barış yapmak için atılmış adımlardır.

Siz buna seçim rüşveti mi diyorsunuz?

Öyle olsa bile bu rüşvet mecburiyeti Başkanlık sisteminin bu ülkeye bir kazancı değil midir?

Kendilerine bile böyle bir mecburiyet getirmiş olması bile olumlu bir politika değil midir?

Başkanlık sistemi işte böyle bir sistemdir…

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.