8128 Defa Okundu

“Minik Serçe” namıyla meşhur bir sanatçı Hz. Adem ve Hz. Havva için “cahil” lafını etmiş.

Derler ya, “herkes kendi sıfatını söyler”.

Kendi sıfatını söylemiş olmalı bu “sanatçı”.

Biz ülkemizde Tanzimat’tan beri arz-ı endam eden “sanatçıların” genetiğini bilmekteyiz.

Yadırgadığımı söyleyemem.

“Minik Serçenin” bu gibi işlerde yaşının henüz “küçük” olduğunu değerlendirerek “en kısa zamanda” öğreneceğini ümit etmek isterim.

Böyle yersiz ve tuhaf lafları söyleyenleri milletin idrakine havale ederim.

“Minik serçeyi” ağzı açık dinleyenlerin ve onu destekleyen politikacıların dikkatlerine havale ederim.

“Minik Serçenin” bu cahilce lafına benim cevabım Nefi’nin mısralarıdır.

Kendine “Kelp”  (köpek) şeklinde tarizde bulunan  Tahir isminde birine Osmanlı şairinin cevabı şöyledir:

Tahir efendi bana kelp demiş,

İltifatı bu sözde zahirdir,

Maliki mezhebim benim zira,

İtikadımca kelp Tahir’dir.

“Minik serçe” için bu kadar kafidir, kanaatindeyim.

Bu meselenin başka bir yönü var ve daha vahimdir bu kısmı.  

Bu ülkede “Minik Serçenin” bu lafının “cahilce” olduğunu söylemesi gerekenlerden biri ilahiyatçılar değil mi?

Bakın ne diyor bunlardan biri; “Meryem dağa çıktı oradan almış bebeği”.

Şu lafa bakar mısınız?

Bu kafa yapısıyla nasıl şuur verecek bunlar, Türk gençliğine?

Bu lafı söyleyenler ilahiyatta öğretim üyesi ve hatta Diyanet işleri reisliği yapmış daha önce.

Bir başka ilahiyatçı “misvağın yeri kapanmıştır” diyor.  Buhari ve Müslim hadisleriyle sabit olan Peygamber efendimize tatbik edilen ameliyatı inkâr eden aynı ilahiyatçı şu hezeyanı da kusuyor: “Ben böyle bir peygambere inanmıyorum. Onun da benim gibi günah işleme kabiliyeti olsun ki, iman edeyim”.

Lafa bak, lafa: “O’nun da benim gibi.”

Yani kendini üstün görüyor peygamberimizden.

Bu gibilerin tedrisinden geçen bir öğrenci müftü olacak, vaiz olacak ve imam olacak öyle mi?

Kürsülerden Türk  milletini irşad edecek öyle mi?

“Minik serçenin” lafı bunların yanında devede pire olmaz mı?

“Minik serçeye” efelenen siyasilere sesleniyorum: 20-30 senedir bunlar hakkında tek bir laf ettiniz mi?

“Minik serçe” denilen yaşı “küçük” sanatçıyı müdafaa ettiğim zannedilmesin, sakın.

İşin vahametine işaret etmek istiyorum.

İslam’ı anlatması gerekenler, böyle hezeyanlar kusuyorlarsa, bu aziz millet ne yapsın?

Hatta bu hezeyanların sahibi Diyanet İşleri din İşleri Yüksek kurulunda ise ne olacak bu milletin hali?

Mesela bunlardan biri şöyle diyor: “Hadislerden hüküm çıkarılamaz. Kur’an’dan bile şüphelenin, aklınıza vurun, yoksa cehenneme gidersiniz.  Akla uymayan ayet bile olsa inanmayız”.

Buyurun, hezeyandan hezeyan “beğenin”!

“Kur’an’dan bile şüphelenin” diyor.

Bu arkadaş Diyanet teşkilatının en yüksek birimlerinin birinin üyesi.  

Ayrıca İlahiyatta ders veriyor bu ve benzeri kişiler.  

“Serçelerin” lafı mı olur böyle “iri” varlıkların olduğu yerde.

Değerli dostlar,

Lütfen inancınızı muhafaza ediniz.

Zehir solumayınız.

Ehl-i sünnet itikadınızı kuvvetlendiriniz.

Yanlış adreslere “takılmayınız”.

Anlaşıldı ki, itikadî açıdan ihkak-ı hak dönemindeyiz.

Biliyorsunuz; ebedî âlemde hepimiz hesap vereceğiz ve sorular tek kişiliktir.

Elbette hepimizin şefaatinden ümitvar olduğumuz  sevgili peygamberimiz ve O’nun izinden giden yüksek şahsiyetler var  ama bizim de şahsî gayretimiz olmalıdır.

 

 

 

Yorumlar