236 Defa Okundu

Türkiye Selçuklu Devletinde sipehsalar (komutan) görevini ifa eden Feridun b. Ahmed’in görevinden gençliğinden itibaren Konya’daki Mevlana Dergâhına bağlı olması onun devlet hizmetinden ayrıldıktan sonra kendini Mevleviliğe vakfetmesi Risâle-i Sipehsâlâr be-Menâkıb-ı Hüdavendigar adlı eserinin önemini arttırmaktadır. Türkiye Selçuklu Devletinin duraklama ve yıkılış döneminde devlet hizmetinde üst düzey bir asker olması ve bu dönemde Türkiye Selçuklu Devletinin Mevlevilerin etkisi altında bulunması Sipehsâlâr ’ın verdiği bilgilerin değerini arttırmaktadır. Konumuz Mevlana olunca girişte Mevlevi uslunce olsun bir menkıbe ile Mevlevilik ve Mevlana’yı anlatmaya başlamak bir bereket sebebi olsun. Mevlana ve Mevlevilik hakkında kaynağımız sipahsalar risalesi olacaktır. Bu nedenden ötürü sipehsalar risalesi yazarı Feridun b. Ahmed ’den bahsetmemek yerinde bir davranış olmaz.

Sipehsâlâr Mecdeddîn Ferîdûn b. Ahmed (712?/1312?) 616/1219’da dünyaya gelen Mecdeddîn Ferîdun b. Ahmed, Türkiye Selçuklu Devleti askerî teşkilatında Sipehsâlâr kumandan/ başkomutan olarak görev yaptığından dolayı bu unvanla tanınmaktadır. Küçük yaşlardan itibaren Bahâeddin Veled’in meclislerine devam etti ve kendi ifadesine göre 40 yıl kadar Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye hizmet etti. Türkiye Selçuklu Devleti askerî teşkilatındaki komutanlık görevinden ayrıldıktan sonra eşi tarafından akrabası Hüsameddin Çelebi’nin şeyliği döneminde   (1273-1284) Mevlânâ Dergâhının malî işleriyle meşgul oldu. Hüsameddin Çelebi’den sonra posta oturan Sultan Veled’e intisap ettiğinde 85 yaşında olan Sipehsâlâr ‘ın vefat tarihi hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Vasiyeti üzerine Bahâeddin Veled ve Mevlânâ Celaleddin’in ayakucuna, Mevlânâ Celaleddin’in oğlu Alâeddin Çelebi’nin sol yanına defnedildi.  Sakıp Dede, Sipehsâlâr ‘ın cesur, olgun, güzel ahlaklı, ilim ve sanata yatkın bir kişi olduğunu belirterek ilerlemiş yaşına rağmen Mevlevî yoluna hizmet konusundaki başarısına dikkat çeker. Mevlânâ Celaleddin’in 672/1273 yılındaki vefatından sonra değer verdiği bir şahsın ricası üzerine Mevlânâ Celaleddin’in ve Sultan Veled’in hayatını gelecek nesillere aktarmak için Risâle-i Sipehsâlâr be-Menâkıb-ı Hazret-i Hüdavendigar adlı menâkıbnâme tarzındaki eseri kaleme almıştır. Risâle-i Sipehsâlâr be-Menâkıb-ı Hazret-i Hüdavendigar, Mevlânâ Celâleddîn ve onun yetişmesini sağlayan babası, hocaları ve sohbetlerinde ve mutad Mevlevî ayinlerinde tertip edilen semâ’ toplantılarına iştirak ederek etrafında bulunanlar hakkındaki ilk menâkıbnâme olup, daha sonra kaleme alınan menâkıbnâme türündeki eserlere kaynaklık yapmıştır. İlk menkıbemizi sipahsalar ağzından nakl edelim

Türkiye Selçuklu Siyasî ve Askerî Tarihi: Ânûştegînli Harzemşah Celâleddîn Mengübirtî nin stratejik Bakımdan ehemmiyet arz eden Ahlat’ı 626/1229 tarihinde kuşatma altına alması üzerine Selçuklu sultanı Alâeddin I. Keykubad, Eyyubiler ve Ânûştegînli Hârezmşâhlılar ile olan ilişkilerine farklı bir yön vererek, zevcesi bakımından Eyyubiler ile akrabalık bağına sahip olduğundan dolayı Eyyubiler ile dostluk yoluna gidip ittifak kurarken, Ânûştegînli Hârezmşâhlılar ile mücadeleye karar verdi. 627/1230 tarihinde Erzincan yakınlarındaki Yassı çemen/Yâssıcemân mevkiinde karşı karşıya gelen bu iki taraftan Alâeddin I. Keykubad’ın komuta ettiği Türkiye Selçuklu ordusu ve el-Melikü’l-Eşref Muzaffereddîn Mûsâ’nın komuta ettiği Eyyubi ordusundan müteşekkil müttefik kuvvetler, Harzemşah Celâleddîn Mengübirtî tarafından komuta edilen Ânûştegînli Hârezmşâhlılar ordusu ve Rükneddin Cîhânşâh b. Mugiseddîn Tuğrulşâh tarafından idare edilen Erzurum Selçuklu Melikliği ordusunun teşkil ettiği kuvvetleri mağlup etti. Menâkıbnâme müellifi olan Sipehsâlâr Mecdeddîn Ferîdûn b. Ahmed, Yassıçemen Savaşına dair şöyle söyler. Sipehsâlâr, sultan Alâeddin I. Keykubad’ın casus olarak Hârezmşâhlılar ordusuna gittiği bilgisidir.

Yorumlar