812 Defa Okundu

Medine, Allah'ın sevdiği kulu Hz. Peygambere(sas) âşık insanların bir nebze de olsun sevgilerini ifade etme imkânı buldukları Peygamber kokulu şehir.

Ensarın muaciri sarıp sarmaladığı güzel insanların yaşadıği hicret şehri...

Hz. Peygamberin (s.a.s) "Kim vefatımdan sonra beni ziyarete gelirse sağlığımda beni ziyaret etmiş gibidir.", dediği vuslat şehri...

Mescidi Nebeviye ve Ravzai Mutahharanı'n bulunduğu İslam devletinin ilk başsehri...

Nasipte bu şehri görmek, havasını teneffüs etmek, koklamak, solumak da varmış. 

Tarih, 24 Şubat 2020 Elazığ'dan sabah 5.30'da havalanan uçağımız saat 9.00'da Medine havaalanına indi. 

Giriş işlemlerimiz tamamlandıktan sonra Medine'de kalacağımız otele hareket ettik. Gurubumuz 57 kişiydi. Hemen herkes heyecanıydı. Daha önce gelenler Medine'yi yeniden solumak,koklamak; ilk defa gelenler ise İslamın bu kutsal şehrini bir an önce görmek istiyorlardı. 

Önceden firma yetkililerince ayarlanan ve  hazırlanan otel odalarına yerleştik. Kafile başkanı Dursun Çeliker Hoca; rehberlerimiz  Nusret Çakmak Bey  ve Lütfiye Hanım da bizler kadar heyacanlıydılar.

Elazığ gibi kışın bütün şiddetiyle hüküm sürdüğü  bir ilden hava sıcaklığının 30 derecenin üzerinde seyrettiği bir ülkede bulunmak, birden yazlık elbise ile dolaşmaya başlamak farklı bir duygu. 

Dursun Hoca, "hazırlanın öğlen namazını Mescidi Nebeviye'de kılacağız", dedi. 

Mescidi Nebeviye, Hicretten sonra Medine'de İslam Peygamberi Hz Muhammed (sas) ve sahabeler tarafından inşa edilen Peygamberimizin kabrinin de içerisinde bulunduğu mescitti. Çok sonraları İslam dininin yüceliğine uygun olarak restore edilen dev yapı...

Mekke'de bulunan Mesidi Haramdan sonra Müslümanların ikinci kutsal mescidi idi Mescidi Nebevi. Medine'de kaldığımız süre içerisinde bütün vakit namazlarını bu mescitte kıldık. Bu mescid insana bir başka huzur veriyor.

Her vakit dolup taşan bu kutsal mekânda dünyanın her yerinden gelen milliyetleri, dilleri, renkleri, giyim ve davranışları farklı o kadar çok insan var ki... Onları aynı safta buluşturan, aynı kıbleye yönelten Islam'ın kudreti  ve hoşgörüsü karşısında bir defa daha hayranlığımı belirtmeden geçemeyeceğim.

Eller semada, yürekler duada.. 

Ne de çok dua isteyen insan var. Demek ki herkesin bir derdi var. Öyle ya dertsiz insanın burada ne işi olsun ki.. Kimi hastalığına şifa kimi derdine derman bulmak için koşup gelmiş Medine'ye. Ne demişti Azebaycanlı şair Nebi Hazri; "Dertliler dünyada yarı peygamber/ dertsizler dünyada yarım insandir.", Hangi köşeye bakarsanız ellerini semaya açmış dua eden, Allah'a yakaran insanları görürsünüz.  Kim bilir ne derdi var şu insanın ki  kopup 

 gelmış yurdundan, yuvasından derdine derman, canına şifa bulmak için.

 Şimdi Resulluhahın huzurundayım. Ellerimi açtım. Allah tüm ümmeti Muhammedin dualarını kabul eylesin. Alllah, bizlere, aliemize sağlık ve huzur; vatanımıza, dirlik ve düzenlik, milletimize birlik ve güç; dünyamıza ve insanlığa barış, kardeşlik versin.",diye dua ettim.

Medine'de ikinci günümüz. Bu gün şehir içi ziyaretlerimiz var. 

Medine'de ilk ziyaret ettiğimiz yer Mescidi Ğamame idi. Aman Allah'm mescidin her yanında yüzlerce güvercin. Nusret Hoca, "Hz. Muhammed'in bayram namazları ile cenaze namazlarını bu mescitte kıldırdırdı.",dedi. Yıllarca mescit olarak hizmet veren bu mekan Osmanlılar döneminde yeniden inşa edilmiş. Medine'de ayakta kalan Osmanlı eserlerden biri. Ğamame mescitinin hemen karşısında yine Osmanlı mimarisi ile inşa edilen Hz Ebubekirin mescidi var. Bu mescidin kapısındakiOsmanlı tuğrası dikkatimizi çekti.

Padişah II.Abdulhamit'in yaptırdığı Hicaz demiryolunun son istasyonu Medine Tren Garına giderken rehberimiz halihazırdaki Medine postanesinin yerinde bir zamanlar Bilali Habeşi'nin evinin olduğunu söylüyor. Medine tren istasyonu  ve yanı başındaki camisi Osmanlı mimarisinin iki muhteşem eseri. Hicaz demiryolu Istanbul'dan başlayıp Medine'ye uzanan II.Abdulhamit Han'ın gerçekleşen hayali...Günümüzde  müze olarak kullanılan bu istasyonun trensiz hali  insanı  hüzünlenmiyor dersem yalan olur. Harputlu Yakup Şevki Paşa'ının inşaat komisyonu başkanını olarak görev aldığı Hicaz demiryolu hacıları Istanbul'dan Medine ve mekkeye taşımayı amaçlamıştı. Gelen hacıların ibadet etmelerini sağlamak üzere tren istasyonunun hemen yanıbaşında inşa edilen Hamidiye camisi yüzyıllara meydan okuyarak günumüzde de Müslümanlara hizmet veriyor.

Siz degerli dostlara Selam şehri Medine'den yürek dolusu selam gönderiyorum. 

Allah'a emanet olunuz.

Medine izlenimlerim devam edecek. 

 

Yorumlar