1948 Defa Okundu

SEVDA yüzünden kendini yitirmiş anlamına geliyor mecnun.

Benim anlayışıma göre güzel.

Serde biraz çılgınlık olmalı.

Hafiften bir delilik rüzgârı hissedilmeli…

Ki, dünya farklı algılanabilsin.

Hayat değişik açılardan yorumlanabilsin.

Herkes gibi mevcut sisteme uygun olarak yaşamak yenilik kapılarını aralamayı bir yana bırakın tıklatmamak manâsına bile gelebilir.

Farklılık her zaman iyidir.

YALNIZLIK içerir.

Doğrudur.

Biraz münzevi kalırsın.

Kendinde dinlenir, kendinde coşar, yine kendinde taşarsın.

Kalabalıklar içinde olsan bile durum değişmez.

Etrafın doludur ama sen bir o kadar tenhada yaşarsın.

Gönül denizinden inci mercan çıkarmak başka türlü nasıl mümkün olabilir ki!

HEP bir koşturmaca içinde olduğumuz hayatımızın elimizden kaçan ipini yakalamak için didinip dururuz.

Hâlimiz böyledir.

Sorumluluklarımız vardır ve muhakkak ifa edilmelidir.

Edilir de zaten.

Ama bu yetmez.

Yetmemeli.

Derdi olan insanlar tüm bu meşgalelerin yanı sıra başka sırların peşine düşerler.

İdeallerinin ardından seğirtirler.

Ülküleri vardır.

Dâvâları vardır.

“Gündüz kâr gece yâr” diyemeyenler evle iş arasında mekik dokuyarak hayatlarını tüketip giderler.

Anne, baba göçer.

Çocuklar büyür, yerini bulur, elleri ekmek tutar.

Sen yaşlanırsın.

Ama bunlar yetmez sana…

Mecnunu olman gereken hizmetler vardır.

Başkalarının dertlerini yüklenirsin.

“Önce sen” diyen gayret ehlinden olmak için çabalarsın.

Genellikle de çevren seni anlamaz.

“Bir garip âdemoğlu” olarak görürler.

İçlerinden gülerler, kızarlar belki de…

Ama bu da dertli olanların kaderidir.

Onlar toplumun sızısını kalbinde taşırlar. Kendilerini sorumlu hissederler.

Ve çırpınıp dururlar.

METİN Ataman Hoca bunlardandır.

Mecnun muallim oluşu bu sebepledir.

Cemiyetin sıkıntılarını üzerine çekip hal çareleri arama gayreti işte yine bu nedenledir.

Yaptıklarıyla yetinmez.

Hep daha fazlasını yerine getirmenin peşine düşer.

Ateşler içinde yanan bir gençliği görüp, hissedip ben keyfime bakarım diyemez.

Öte tarafını düşünür.

Öteleri düşünür.

Sürekli “Ukba” demesi biraz da bundandır.

“Ukbaya Hasret” şiirleri yazması bu çileye yazgılı olmasından kaynaklanır.

M&M rumuzu kullanır.

Atikata yine onu işaret eder.

Geçtiğimiz yıllarda bu şiirleri güzel görsellerle birlikte sunduğu bir kitap yayımlamıştı.

Üsküdar Üniversitesi Televizyonundaki “İstasyon” isimli programımda üzerine konuşmuştuk.

https://www.youtube.com/watch?v=XTVxSn8wfh0&list=PLmq86vD98cHI9qq4XZylbVhs-rXIbjW_p&index=65

ÜSTADINI örnek alır.

“Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor. İmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!..”

O da böyle düşünür.

Kendi zamanının yangınlarını söndürmeye çareler arar.

Başkalarının nasıl gördüklerinin, ne dediklerinin bir önemi yoktur onun için.

Olmamalıdır.

SANIRIM ilk olarak Enver Yorulmaz ağabeyin beni götürdüğü bir Eyüp Sultan dersinde görmüştüm.

Okumuş yorumlamıştı.

Dışarıdan sâkin ve dingin bir hâli vardı.

İnsanî münasebetleri gelişkindi.

Öğretmen olmanın bir gereği olarak herkesle çok kolay iletişime geçebiliyor ve ortak bir noktayı suhuletle buluyordu.

Sonraki yılarda da devam etti muhabbetimiz.

Cağaloğlu’nda nafakasını temin için kamyonetle koşuştururken de gördüm.

Uğrayıp sohbet ettiğimiz sırada da gözledim…

UMRE sevdalısıdır.

Ramazan aylarını hicazda geçirmek sevdasıdır.

Onu bu ay buralarda aramak beyhudedir.

ARADAN yıllar geçti.

Büyüdük.

Kendimize göre lakırdılar etmeye başladık.

Bir hafta sonuydu.

Fatih Hırka-ı Şerif Vakfı tarafından bir etkinliğe konuşmacı olarak çağrılmıştım.

Gittim.

Bir de ne göreyim?

Metin Ataman hoca tüm sessizliğiyle gelip dinleyiciler arasında yerini alıp oturmuş.

Biraz şaşırmıştım.

Hafiften ürktüğüm de doğrudur.

Ama en çok yaşadığım hissin gönenmek olduğunu itiraf etmeliyim.

KARDEŞİ diş hekimi Kadri Ataman da ağabeyim, arkadaşım oldu.

Yakın olduk hep.

Diş hekimi koltuğuna oturup maharetli ellerine teslim olduğumuz da vâkidir.

BABALARI rahmetliyle çokça zaman geçirirlerdi.

Bu hususta örneğim oldular.

Çok tatlıydı hacı emmi.

Derin ve sessiz bir yanı hep hissedilirdi.

Hürmette kusur etmezlerdi.

Çağrılı oldukları her yere neredeyse üçlü olarak giderlerdi.

Evlerine gittim.

Muhterem validelerini de tanıdım.

Ellerinden bereketli ikramlara nail oldum.

Çok şükür.

MECNUN muallim öğretmenlik resmi görevinden emekli oldu.

Ama çalışmaktan olmadı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde “Dil Bilimi” de okudu.

Yetinmedi.

Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nde “Aile Danışmanlığı” okudu. Bu alanda hizmet vermeyi sürdürüyor.

DERİM ki; hayatımızda mecnunlar için yer açalım.

Onlar bizi yenileyecekler.

Zenginleştirecekler.

İnanın.

Benim hayatımda Mecnun Muallim Metin Ataman’ın olmasından mutluyum.

İyi ki var.

Ya Selam!

Yorumlar