MARJİNAL MEHDİ TİPLEMELERİ -2-

Türkiye’de ilk versiyonu 28 Şubat’ta vizyona giren, Fadime Şahin- Ali Kalkancı üzerinden Müslüman kimliğine baskı unsuru olarak kullanılan hadisenin benzeri Fetö ve Adnan Oktar üzerinden devam ediyor.

28 Şubat, içerideki vesayet odakları tarafından, Fetö, ABD ve NATO tarafından, Oktar ise İsrail’in derin dehlizlerinde hazırlanmış, insanların dini hassasiyetlerini deforme etmek için kurgulanmış oluşumlardır.

Ancak!

Bu yapılar ve yapılanlar üzerinden, bin yıllık tasavvuf ocaklarını tartışmaya açan, yapılan kurguların amacına hizmet eden, itibarsızlaştırma ittifakına dahil olan, zihni bulanık zihniyetlere sormak lazım…

Bu ülkede, ekranlarda “dansöz” oynatan biri!

Ne zaman hoca oldu?

Ne zaman tarikat oldu?

Ne zaman cemaat oldu?

Bu defa; ”Pes doğrusu!” demeyeceğim.

Yuh size!

Geçen haftaki yazımızda Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Murat Akın’ın İslam’ın esaslarına aykırı davranışlarda bulunan uçuk- kaçık marjinal mehdi tiplemeleriyle alakalı çalışmasından bahsetmiş, genel hatlarıyla değinmiştik.

Çalışmasında, “Oktar’ın ilk dönemler Darwinizm, Materyalizm ve Ateizm aleyhine yürüttüğü çalışmalar geniş çevrelerde olumlu karşılık bulmuş, daha sonraları mehdi ile kendisinin ortak özelliklerinden bahsetmeye başlamıştı.” Süreci ve söylem analizlerini alt başlıklar halinde inceleyen Akın, isabetli tespitlerde bulunuyor.

  • Psiko-Sosyal söylem.
  • Soy-Familya söylemi.
  • Şiî Söylem.
  • Kendilerini Din’e Dayandırma İhtiyacı.
  • Kadın Algıları.
  • Basın-Yayın Organlarını Kullanmaları.
  • Küresel Sömürüye İlkesel Duruşlarının Olmaması.
  • Aile Bağlarını Kopartma

“Başlangıçta kendilerini veli, müceddit, davetçi olarak tanıtıp etrafına kitleleri toplamaya başladıktan sonra mehdi olduğunu îmâ ve iddia etmeye çalıştıklarını görüyoruz.”

“Tarihte olduğu gibi günümüzde de marjinal mehdi tiplemeleri insanların duygusal yönlerinden istifade etmektedirler.”

“Bunlar her inançta farklı isim ve özelliklerle tanıtılsa da adaleti getirme, zulmü kaldırma ve dinlerinin emirlerini yeniden ikame etme açısından ortak özellikler taşımaktadır.”

“Nihayetinde insanın kısmen fıtratında olan adalet, barış, huzur, refah özlemi bu tür inanca meylettirmiş denilebilir. Bu gün mehdi olduğunu iddia edenlerin insanlığın hangi sıkıntılarını giderdikleri irdelenmelidir.”

“Bu tiplerin en çok üzerinde durduğu söylem, kendilerini peygamber soyuna dayandırmalarıdır. Ayrıca peygamberlerle aynı soydan olmak üstünlük alameti değildir. Zira öz amcalarının ona en büyük düşmanlık yaptıkları unutulmamalıdır. Oysa İslam bu tür yanlış düşüncelerle mücadele etmiş ve asıl üstünlüğün takva ile olduğu vurgulanmıştır.”

“Sünni söylemde mehdinin şu an hayatta olup olmadığına dair net bir ifade kullanılmazken, bazı kesimler de mehdinin şu an hayatta olduğunu kesin ifadelerle belirtmektedirler.”

“Bu tür şahısların ortaya çıkardıkları tablo, tüm Müslümanlara dair olumsuz bir tavrın sergilenmesine sebep olmaktadır. Türkiye’de yaşanan 15 Temmuz olayında bir grubun yaptıkları Müslüman toplumun din üzerinden nasıl mağdur edilebileceğinin tarihimizdeki en acı örneklerinden birisini oluşturmuştur.”

Oktar operasyonundan aylar önce kaleme aldığı çalışmasında bu tiplemelerin hangi zeminde yeşerdiklerini, kendilerine neleri dayanak yaptıklarını ve hangi değerleri ve duyguları istismar ettiklerini akademik bir üslupla inceleyen Akın’ın çalışması, yaşananlara bilimsel cepheden ışık tutar nitelikte.

Dünyada, özellikle Avrupa’da İslam’ın dalga dalga yayıldığı bir dönemde Deaş’ı icat eden emperyal güçler küresel bazda nasıl İslamofobi oluşturdularsa…

28 Şubat Fadime Şahin- Ali Kalkancı, Fetö, Adnan Oktar gibi oluşumlarla da ülke içerisinde inanç gruplarına karşı bir antipatinin oluşmasına yönelik projeler geliştirdiler.

Bu gün tüm inanç gruplarını tartışmaya açan sazanlarda bunu yuttu.

Cumhuriyet döneminden bu güne kadar reddedilen tarikat, şeriat, mezhep ve cemaatlerdir. Buna rağmen Türkiye’de herkes, Yunus Emre der, Mevlana der, Hacı Bektaş Veli der, Hoca Ahmet Yesevi der, Mehmet Akif, Necip Fazıl der. Bunların hepsi şeriat tarikat ve hakikatin adamlarıdır.

Son olarak, bu ülkenin bu milletin “İstiklal Marşı”, Sen Piyer Kilisesi’nde veya Aspendos Tapınağı’nda yazılmadı.

Taceddin Dergâhında yazıldı. Taceddin Dergâhında!

Bilin istedim!

Kalın Sağlıcakla…