784 Defa Okundu

Her konuda olduğu gibi, on bir gündür yurdun farklı yerlerinde çıkan ve bir kısmının hala devam ettiği orman yangınları nedeniyle toplum bir kez daha karpuz gibi ikiye bölündü.

Bir tarafta iktidarı müdafaa etmek, yangınlar konusunda sorumluluğunu hafifletmek için meseleyi ideolojik zeminde tartışanlar...

Diğer tarafta yangınla mücadele de hükümetin yetersiz kaldığını ispatlama adına, ülkeyi aciz göstermek, yangınla mücadele eden insanların motivasyonunu düşürücü, toplumsal dayanışma ruhunu zedeleyici hal ve hareketler...

Her iki tarafta kantarın topuzunu bir hayli kaçırıp yalan söylediler.

İkisi de doğru değildi.

Evet, Orman Bakanlığının, Türk Hava Kurumu'nun, dolayısıyla hükümetin  yangınlara müdahalede yetersiz kalması; “Ormanları PKK yaktı” söylemiyle perdelenmek istendi...

Ne Adalet Bakanlığı'ndan ne de İçişleri Bakanlığı’ndan yangınların PKK'nın sabotajı olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığına, ortaya atılan iddiaların ve sosyal medyada dolaşan görsellerin tamamen provokasyon amaçlı olduğu bizzat İçişleri Bakanı tarafından söylenmesine rağmen...

“Ormanları PKK yaktı.”

“Biden yangınları “

“Dış mihraklar devrede" gibi haberler yapıldı, ağızlara sakız olan söylemler dillendirildi.

Bereket versin!

“Manavgat’ı muhalefet yaktı” diyen olmadı.

Sivil, asker, polis, öğretmen, korucu, çoluk çocuk, kadın-erkek, yaşlı-genç demeden binlerce insanımızı katleden PKK terör örgütünün ormanlarımızı yakmayacağını, yakmadığını kimse iddia etmiyor zaten.

En azından eşeğin aklına karpuz kabuğunu sokmayın.

Bayramın üçüncü günü akraba ziyareti kapsamında uğradığımız Sapanca Gölü’nde bir tarafta denize girenler, bir tarafta piknik yapanlar, bir tarafta alemciler, gölün kenarına atılan alüminyum eskileri, anten kırıkları, bira şişeleri, meşrubat kutuları hatta ve hatta bebek bezlerinin olduğunu görmek kahrediciydi.

Onlarca çöp kovasına rağmen çöpünü göle atan piknikten sonra çöpünü toplamayan sorumluluk duygusu gelişmemiş bir toplum ancak hakkettiği şekilde yönetilir.

Yanan alanlar mutlaka tekrar yeşillenecek, yangında zarar gören, mağdur olan binlerce insanın mağduriyeti mutlaka giderilecektir. Ancak nebatatın, diri diri yanan hayvanatın, hayatını kaybeden insanların hesabını kim verecek.

Önlemek, ödemekten ucuzdur.

...

Eleştiren, sorgulayan herkesi hain diye damgalamak yerine...

Bu topluma, eşzamanlı yüze yakın orman yangınının kolay kolay söndürülemeyeceğini, bir çok ülkenin yangınlarla mücadele ettiğini anlatabilirdiniz.

Ancak Yunanistan’ın 38, Fransa’nın 29, İspanya’nın 17, İtalya’nın 19 yangın söndürme uçağının olduğu bir dünyada Türkiye’nin 3 uçağının olduğunu veya hiç olmadığını anlatamazsınız.

Güçlü Türkiye bunu hak etmiyor.

Evet güçlü ve sürekli büyüyen bir ülkeyiz.

Ancak tüketim ve borçla büyüyen bir ülke olduğumuzu da göz ardı etmemeliyiz.

Her konuda kutuplaşan, karpuz gibi ikiye ayrılan bir toplum yarınlara umutla güvenle bakamaz.

Meseleleri bilimsel mecralarda, milletin meclisinde mütalaa etmez, sosyal medyada trollerle, kutuplaştırıcı siyasi demeçlerle, yandaş ve fondaş medyayla halletmeye çalışırsanız!

Bu ülkeye, bu millete yazık olur.

Kurallarıyla, kurumlarıyla güçlü bir ülke, çevre bilinci yüksek, duyarlı ve saygılı bir toplum olma dileğiyle...

KALIN SAĞLICAKLA

TEDBİR TEVEKKÜLE MANİ DEĞİLDİR.

Yorumlar