276 Defa Okundu

O Kudus Anka’sının ölümü ile o çoğrafya Osmanlılarla rahata kavuşsa da sonra dünya savaşları ile hallaç pamuğu gibi atıldı Kudus mahzun kaldı. O, coğrafyanın aslanı olan Selahaddin o topraklarda olduğundan her bir şeyi eksiksiz görmüştür. Eğer Kudüs’e tekrar barış huzur getirmek isteniyorsa Selahaddini Yavuz’u Abdülhamit Han’ı takip etmek gerekiyor. BATININ Ankası’nın yapacağı çok iş var. Kudüs onun için mahzun, Beytül Haram da, Arafat ta hüzünlü.

Selahaddin vefat edince geriye ne kaldı?

İbni Şeddad, en-Nevâdiru‟s-Sultâniyye ve‟l-Mehâsinu‟l-Yûsufiyye, s.360; adlı eserinde olayı resm ediyor. Hulefa-i Râşidinin vefatlarından sonra ümmet böyle acı ve üzüntülü bir gün yaşamamıştı. Memleketin her tarafını bir matem sarmıştı. Kadın yaşlı herkes ağlıyor tarif edilemez bir şaşkınlık içinde idi. Herkesin nasıl elem ve ızdırap içinde, nasıl bir şaşkınlık ve sessizlik içinde olduğunu bir Allah biliyordu. Ben daha önce insanların başkaları uğruna canlarını feda ettiklerini duyardım da, bunların gerçek olmayan safsatalar olduğunu düşünürdüm. Fakat bugün şahit oldum ki, bu bir gerçektir. Bizzat şahsım ve benim gibi birçok kişi Selâhaddîn-i Eyyûbî‟yi geri getirebilme imkânı olsaydı canlarımızı hiç çekinmeden verirdik. Selâhaddîn-i Eyyûbî geriye sadece 1 dinar ve 47 Nâsırî dirhemini bırakmıştı. Hiçbir arazi, bağ, bahçe, tarla ev, dükkân bırakmamıştı. Teçhiz ve tekfininde harcanacak parası olmadığı için bütün masraflar ödünç para ile karşılandı. Kefen masrafını, onun danışmanı ve yakın dostu değerli insan Kadî Fâdıl kendi öz ve helâl malından temin etti. Kadî Fâdıl’ ın fetvasıyla Selâhaddîn-i Eyyûbî, savaşlarda kullandığı kılıcıyla birlikte defnedildi. Yüce Allah bu büyük İslâm fedaisine rahmet etsin, makamını yüceltsin, Cennetü‟l-Firdevs‟i de ona mekân olarak versin.

 Fâtımî halifesi daha 32 yaşında olan Selâhaddîn-i Eyyûbî‟ye Melikü‟n-Nâsır ünvanı vererek amcasının yerine vezir olarak kabul etti. Bir sünnî olan Selâhaddin’in vezir olma detayına tarihten bakmak gerekiyor. Fakat yerimiz sınırlı olduğundan buna girmeyeceğiz. Sünnî anlayışa sahip olan ve tabi ki daha sonra Sünnî bir devlet kuracak olan Selâhaddîn-i Eyyûbî, kısa bir süreliğine de olsa şiî bir devlette vezirlik görevini yapmaya başladı. Selâhaddîn-i Eyyûbî çok karışık şartlar altında vezir oldu. Bir taraftan Sünnî Nureddin’e diğer taraftan Şîî Fâtımî Halifesi el-El-Adîd’a bağlıydı. Bu karmaşıklığa rağmen öncelikli olarak Suriyelilerin Mısır’daki önderi durumundaydı. Ordu içinde önemli muhalifleri vardı. Henüz askerleri üzerinde amcasının otoritesi gibi otorite kuramamıştı. Vezir olmak isteyen emirlerden hiçbiri ona itaat etmediler. Ancak Fakih İsâ el-Hakkâri Selâhaddîn-i Eyyûbî‟nin yanındaydı. İsmen Fâtımî Halifesinin veziri iken ve aynı zamanda Suriye hükümdarı Nureddin’in de bir temsilcisi olarak Selâhaddîn-i Eyyûbî artık Mısır’ın gerçek hâkimi idi. Son Fâtımî Halifesi ölüm döşeğinde yatarken, Nureddin’in talimatı doğrultusunda Selâhaddîn-i Eyyûbî, hutbeyi Abbasi halifesi adına okuttu. Dini bir otorite olarak önemini yitirmiş olan Fâtımî Hilafeti artık resmen de ilga edilmiş oldu. İki asırdan fazla bir süre sonra Mısır, yeniden Sünniliğe ve Selâhaddîn-i Eyyûbî sayesinde siyasi bütünlüğü sağlanan İslâm birliğine dönmüş oluyordu. Selâhaddîn-i Eyyûbî, Mısır’daki muhalif grupları bertaraf edince konumu ve hâkimiyeti güçlendi. Artık Sünnî islâm anlayışını tam anlamıyla Mısır’a yerleştirmek için Sünnî reformlara başladı. Fâtimî Devleti’ni ortadan kaldıran Selâhaddîn-i Eyyûbî, Nûreddîn Zengî‟nin 11 Şevvâl 569/15 Mayıs 1174 yılındaki vefatına kadar ona tabi olarak kaldı. Böylece bağımsız Eyyûbî Devleti 569/1174 yılında resmen kurulmuş oldu.

Demek ki BATININ ANKASI için Suriye ve Mısır en önemli iki kaledir. Suriye’nin Durumu bellidir. Mısır da kukla yönetim var. Eskide de çift başlılık vardı. Yine devam ediyor bu iki ülkeye ait güçlü bir stratejinizin olması gerekiyor ve en önemli olan şey Batı’nın Anka’sı için islâm birliğini kurmanın önceliği olması gerekmektedir. Selahaddin’e bakılmalı bu fatih iyi anlaşılmalıdır

YA selam

Yorumlar