512 Defa Okundu

ZİRA aklı kullanmak cesaret ister.

Emek gerektirir.

Hazır olanla yetinmemeyi, yeni bilgilere ulaşma çabasını icap ettirir.

Aklı kullanmak konfor bozucudur.

Hem kendisinin hem de çevresinin rahatlık üzerine kurulu düzenini tehdit eder.

Bu ise tehlike arz eder.

Ve savaş başlar.

Bedel ödemeye razı olmayı gerektirdiğinden çoğumuz aklımızı kullanmamayı tercih ederiz.

BUNA çocukluğumuzdan itibaren alıştırılmışızdır zaten.

Bizim için her zaman bir karar veren olmuştur.

Ne renk giyeceğimize annemiz karar verir.

Ne tür bir giysi olacağımız babamızın inisiyatifine bağlıdır.

Ne yiyeceğimiz, nasıl besleneceğimiz, ne vakit uyuyup uyanacağımız belirlenmiştir.

Arkadaş seçimleri de aynı şekilde bize bırakılmaz.

Biz iyi olabiliriz ama çevre ve zamanın kötü olduğu gibi gerekçeler her devir için geçerlidir.

Hatta meslek seçimlerimizde bile aklımızın kullanılmasına izin verilmez. Aile mesleğini devam ettirmemiz gerektiğine daha bizim doğduğumuz ilk anda karar verilmiş bu yükün altına sokulmamışızdır!

Evlilik kararı konusunda da aklımızı kullanmamıza ihtiyaç yoktur. Bu ağır sorumluluktan ebeveynimiz bizi kurtarmış uygun bir adaya karar vermişlerdir.

Bunların tümü bizim konforumuz ve mutluluğumuz için yapılmaktadır.

Zira aklı kullanmak zordur, yorucudur!

AKLIMIZI kullandığımızda yapabileceğimiz yanlışlıklar bize açık seçik anlatılır.

Bu bedelleri ödememizi istemediklerinden bu görevi üstlenirler.

Bize alınmış kararları uygulamak, hiçbir şeyi düşünmeden rahatça yaşamak düşer.

Çocukken ebeveynimiz düşünür bizim yerimize.

Okuldayken öğretmen ve müdürlerimiz düşünür bizim yerimize.

Askerdeyken komutanımız düşünür bizim yerimize.

Çalışırken işveren ve yönetici şeflerimiz düşünür bizim yerimize.

Evlendiğimizde eşimiz düşünür bizim yerimize.

Dini hayatımız için hocalar düşünür bizim yerimize.

Manevi tekâmülümüz için değer verip yücelttiğimiz mürşitlerimiz/üstadlarımız düşünür bizim yerimize.

Kısacası biz düşünmeye değil düşünmemeye alıştırılırız.

Bu tembellik tüm benliğimizi sarar.

Uyuşmuş oluruz bir nevi.

Sersemleriz.

Aptallaşırız.

Yalnız kalacağımızdan kaygılanırız.

Tutunamayacağımız düşüncesiyle tırsarız.

Başaramayacağımızdan korkarız.

Bakıp görmeyen, duyup işitmeyen, dinleyip anlamayan sürüler hâline geliriz bir nevi.

Ve işte bu saatten sonra aklı kullanmak cesaret ister.

Yürek ister.

Acıya direnmek ister.

Her şeye baştan başlayabilme kararlılığı ister.

Ergin, yetişkin olma azminin yanı sıra cehd ister.

AKLI kullanma insan olmanın vasfı oysa.

Özgün olmanın belirtisi.

Özgür olmanın kanıtı.

AKLI kullanmak kutsal metinlere muhatap olmaktır.

Aklı kullanmak tarih önünde sorumluluk almaktır.

Aklı kullanmak kulluk bilincinin oluşmasıdır.

Aklı kullanmak mevcut olan ile yetinmemek yenisini, daha iyisini aramaktır.

Aklı kullanmak insanlık serüveni hakkında yorum yapma yetisi kazanmaktır.

Aklı kullanmak geçmiş ve gelecek arasında anlam bağı kurmaktır.

Aklı kullanmak gelenek, şimdi ve gelecek arasındaki tutarsızlıkları ayıklamaktır.

Aklı kullanmak beşeriyete yön vermiş diğer akıllardan yararlanmaktır.

Aklı kullanmak insanlığın ortak tecrübesinden istifade edip doğru sonuçlar elde etmektir.

Aklı kullanmak hayatı nurlandıracak burhanlar bulmaktır.

Aklı kullanmak yaşamı aydınlatıcı kanıtlar elde etmektir.

Aklı kullanmak veriye dayalı bir düşünce sistematiği geliştirmektir.

Aklı kullanmak bilgi kaynaklarımızı çeşitlendirmektir.

Aklı kullanmak yetilerimizi besleyip geliştirmektir.

Aklı kullanmak seçme ve ayırma hüneri elde etmektir.

Aklı kullanmak meraklanmaktır.

Yoklamaktır.

Gözleme çıkmaktır.

İnsan ve kâinatı okumaya gayret etmektir.

Aklı kullanmak taklitle yetinmemektir. Hakkı aramaktır.

Aklı kullanmak düştüğümüz yeri kalkmak için arayıp bulmaktır.

Aklı kullanmak acılara gark olduğumuz noktadan onları neşe ve yaşam enerjisine dönüştürmektir.

Aklı kullanmak kaybolduğumuz çıkmaz sokaklarda avare dolaşmayı bırakıp doğruluk caddesine çıkmaktır.

Aklı kullanmak kopan ipleri tam yerinden onarıp güçlendirmektir.

Ve bu gerçekten cesaret ister.

Hedef alınmaktan korkmamayı gerektirir.

HER ne olursa olsun aklı kullanmaktan vaz geçemeyiz.

Şükredilmeyi gerektiren en başta gelen nimetlerdendir.

Aklımız olmazsa nasıl dinimiz olmuyorsa aklımızı kullanmadığımızda da dini, kendimizi ve hayatı anlayıp yorumlamamız mümkün değildir.

Aklı kullanmamak yaşamdan düşmektir.

Atalete mahkûm olmaktır.

Bize aklımızı kullanmamamızı isteyip kendi aklını kurnazca ve çıkarlarına uygun kullananların güdülemesine razı olmak ve esir edişlerini kabul etmektir.

Yüce kitabımızda yetmiş kadar âyetin akla ilişkin olması dikkat çekicidir.

Aklını kullanmayanlar için Yunus Sûresi’nin 100 cü âyeti ciddi bir tehdit içermektedir.

Özetle; aklı kullanmak cesaret gerektirir. Kullanmamak ise korkaklığın sonucudur.

Karar bizim.

Ya Selam!

Yorumlar