760 Defa Okundu

DERSİMİZ “Kesintisiz Güç Kaynağı” bugün diyerek söze girdi.

Hepimizde bir afallama baş gösterdi.

“Nasıl yani?” dedik.

Bir alaka kuramadık kendimizle ama yine de sürprizlere açık olmayı bu sohbetlerde çokça deneyimlediğimiz için sonunda yine bizi hallacın pamuğunu dağıtması gibi sağa sola savuracağını anlamıştık.

Soru şu şekilde geldi: “Kesintisiz Güç Kaynağınız var mı?”

O sırada iş güç sahibi olmayıp hepimiz bir yerlerde öylesine geçici işlerde çalışıp öğrenciliğimizi sürdürmeye devam ettiğimizden bu suale olumlu cevap veremedik.

“Kesintisiz Güç Kaynağını bilmeniz hayati önemdedir.” dedi.

Yetmez diyerek devam etti; “Kesintisiz Güç Kaynağı ile sağlıklı bir beslenme içine girmelisiniz. Yoksa ciddi sorunlar yaşarsınız. Dengesizlikler meydana gelir. Hatta sebebini anlayamayacağınız şekilde yangınlar çıkabilir.”

İlk başta tam kavrayamamış olsak bile sohbetin akışından konunun çok ciddi olduğu ve dikkate almamanın mümkün olamayacağını kavradık.

USTA bu misalle bize İlahî Vahyi anlatmak istemişti.

Beşeriyet ile bağlı olmadığından Onun söylediğinin kesintisiz olduğuna işaret ederek besleneceğimiz ana kaynağın Kur’an-ı Kerim olduğunu anlamamıza çalışmıştı.

İnsan ilmi, bilgisi ve muhayyilesi ile üretilen metinler bize Onu anlamamız bakımından elbette önemliydi. Buna işaret ediyordu. Ancak her âlimin, bilgenin kendi ilmî ihatası ve yaşadığı dönemin verileriyle bağlı ve sınırlı olduğunu, bunu dikkate alarak onlardan yararlanmamız gerektiğini ama “Kesintisiz Güç Kaynağı”nın Fahr-i Kâinat Efendimizin kalbine inzal olup oradan diline gelerek tüm insanlığa sunduğu vahiy olduğunu zihinlerimize kazımaya çalışıyordu.

Sonradan benim anladığım onun bu hassasiyeti her kitabı okuyun, her âlime değer verip dikkate alın, saygısızlık yapmayın zira bir beşerin ne kadar ilimde ileri giderse gitsin kesintisiz ve kusursuz olamayacağını önceden kabul edin ki, sizin ana kaynağa ulaşmanıza mâni olmasın. Yani “Hiçbir metni vahye eş saymayın” demek istiyordu.

Çünkü “Kesintisiz Güç Kaynağı” ancak vahiy olabilir, diğerleri çağıyla ve ilmiyle sınırlıdır mesajı veriyordu.

DÜNYA ile mâlul durumdayız çoğumuz.

Yıkılıyoruz, eksiliyoruz.

Moral sıfırlanması yaşıyor, hayata dair hiçbir motivasyonumuz kalmayabiliyor.

Kederlerle boğuluyor, stres ile baş edemiyoruz.

Yaralıyor dünya bizi.

Darbeler alıyoruz.

İşte tüm bunlardan kurtulabilmemiz “Kesintisiz Güç Kaynağı”nın farkında olup ondan ne kadar istifade edebileceğimize bağlı.

KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI şebeke beslemesinin kesilmesini engelliyor.

Tolere edilemeyecek yüksek veya düşüklükte enerjinin gelmesine mâni oluyor.

Sistemin yani yaratılış diyebileceğimiz fıtratın bozulmayıp korunmasını ve insanın yeteneklerinin açığa çıkmasını sağlıyor.

Daima Sevgili Peygamberimiz gibi kulluk çizgisinde yaşama zevkine eriştiriyor.

Dengeli olmayı, âdil davranabilmenin sürekliliğini temin ediyor.

Mânâ akülerimizin boşalmadan şarj edilmiş olarak kalmasını sağlıyor.

Şeytanın ve onun dostlarının farklı ve cazibeli parazitlerle sistemi kilitlemesini engelleyip koruyor.

En büyük ihtiyacımız olan ve çoğunlukla kaybettiğimiz “İman Cesaretini” diri tutuyor.

Uyuşukluğa, mıymıntılığa, aymazlığa müsaade etmiyor.

Yatkınlıklarımız sebebiyle sadece hoşumuza giden amellerde radikalliğe gidip diğerlerini yok saymamıza set çekiyor.

Şirk pisliğine bulaşmamamız için uyarı sinyalleri gönderiyor.

Münafıklığın pençesine yakalanmamamız için yine bu uyarıları aynı şiddette işittiriyor.

Takvaya yöneltiyor, hevamızın zebunu olmamamız için araya aşılmaz perdeler koyuyor.

DEMEM o ki; “Kesintisiz Güç Kaynağı”nı artık daha iyi fark etmemiz ve yaratılış gayemizi gerçekleştirmemiz için her an onunla iç içe olmamız gerekiyor.

Kur’an ile hemdem olmaya artık daha fazla geç kalmamalıyız.

Ya Selâm!

 

Yorumlar