9 °c

Kendine yazık ediyorsun!

Bu ne biçim dünya böyle?

Bu ne biçim ticaret ahlakı? Bu ne biçim arkadaşlık?  Bu ne biçim prensip? Bu ne biçim hayat…

Neden ahilik kültürünün son temsilcisi birkaç iyi insan dışında kimse sözünde durmuyor?

Bu telefon denilen iletişim aracını niçin “adam” gibi kullanmıyor?

Niçin aranan insana geri dönülmüyor?

Niçin arandığında telefona cevap verilmiyor?

Niçin?

Niçin insanlar söz verdiği halde verdikleri sözün arkasında durmuyorlar?

Niçin insanlar yüze başka arkadan başka davranıyorlar?

Neden neden neden!

Anlatayım…

Çünkü kendisine söz verenlerin sözünde durmadığı bir hayatta, “söz veren” birinin sözünde durmaya gayret göstermesi, insanı “kör ebe oyununda, sürekli ebe olan zavallı” konumunda bırakıyor da onun için…

Onun için günümüz insanı, kitaplarda anlatılan “insan” olmak yerine, bu vahşi piyasada ayakta kalabilmenin yeni kurallarını öğrenip uygulayan herkesin birbirini kandırmaya başladığı “yaratık” olmanın peşinde rol değiştiriyor.

Vahşi kapitalizm artık insana bu iki tercihi sunuyor:

Ya “insan” olarak toplumun alt katmanlarında alaycı bakışlarının maskarası olur, sürünürsün…

Ya da yenidünya düzeninin vahşi ormanında yaşam kurallarını öğrenip ayakta kalırsın.

“Sen bilirsin” diyor.

Bu rol değişiminin en etkilediği alan insan ruhunu besleyen maneviyattır. Ve insan bu manevi alandan süratle uzaklaştırılmakta, maddileşmektedir. O bakımdan “altta kalanın canı çıksın” tarzında kimsenin kimseye zerre iyilik gibi bir duygusu kalmamış vicdanlar taşlaşmıştır…

Ama beyler size şunu söyleyeyim ki…

Sevmeyen, paylaşmayan, yardımcı olmayan insan, sadece kendisiyle, sadece maddeyle mutlu olamaz.

Vallahi de olamaz billahi de olamaz…

İnanmayan insan huzurlu olamaz!

Kaderci yönü olmayan insan huzurlu yaşayamaz! Bunlar iki kere ikinin dört ettiğinden daha kesin gerçeklerdir.  

İnsanın ölçüsü maddiyat olunca, insan kendini maddesel bir yarışmanın içinde bulur. Sonra da başlar kendini yiyip bitirmeye.

Nasıl mı?

Anlamsızca, kendine değil de hayata yaşamaya başlar. Hayat ona neyi önerirse ona ulaşmaya çalışır… Sonra da kendisine verilen bir seferlik bu güzelim ömrü, öldükten sonra bırakıp gideceği madde uğruna köle eder…

Ne dostluk, ne arkadaşlık, ne vefa; ne iyilik, ne merhamet, ne saygı ne sevgi…

Kısaca… Öldükten sonra kendine lazım olacak hiçbir şeyi elde edemeden affedersiniz ağzından girenle ardından çıkan kadar bir hayatın peşinden seğirtip gider…

Hayır hayır!

İnsan tek başına yaşayamaz… Mutlaka paylaşmak zorundadır. Aksi takdirde farkında olsa da olmasa da vücudunu ve benliğini öfke, stres, huzursuzluk kaplar… Başı dert ve beladan sıkıntıdan kurtulamaz…

Arayın birbirinizi… Arayana cevap verin... İnsan sesi duyun… İnsan olduğunuzu anlayın…

Kaçmakla hiçbir sorunu çözemezsiniz… 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.