916 Defa Okundu

Ölüm, dünyanın değişmeyen en büyük gerçeğidir. Hangi şart, hangi durumda olursa olsun her canlı bir an gelecek vücut fonksiyonları kaybedecek ve ölecektir. Kuran’da bu gerçek, bizlere gayet açık olarak bildirilmiştir. Ankebut suresi 57. ayette “Her canlı ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”, denmektedir. Bu gerçeği ne inkâr edebiliriz ne de görmezden gelebiliriz. Allah’tan geldi, der; boyun eğeriz. Ancak ölüm, insanoğlunun kastından, tedbirsizliğinden, ihmalinden, aymazlığından kaynaklanıyorsa orada durmak gerekir. O zaman işin içerisine öldüren veya ölümüne sebep olan bir başka insan girer ki bu beklenen, kabullenilen ölüm olmaktan çıkar. İşte böylesi bir ölümü gerçekleştiren veya sebep olana katil, cani diyoruz.

Hukukta can dokunulmazlığı bulunan bir şahsın ölümüne yol açacak bir davranışta bulunan, kısaca adam öldürme cürümünü işleyen katildir. Katili, silahla ve benzeri bir araçla cana kıyan şeklinde sınırlamak eksik bir tanımdır. Kişi, trafik kurallarına uymuyor bir insanın veya insanların ölümüne sebebiyet veriyorsa katildir. Kişi, görev ve sorumluluğunu yerine getirmiyor ve bu görev ve sorumluluğu yerine getirmeyişinden dolayı bir veya birden fazla insanın ölümüne sebep oluyorsa katildir. Ölüm; kişi veya kişilerin görevlerini savsaklama, ihmal ve kusurlarından kaynaklanıyorsa bu türden ölümlere sebep olanlar katildir.

Biliyorsunuz Türkiye’miz, son zamanlarda art arda felaketlerin yaşandığı bir ülke oldu. Bu felaketlerle birlikte pek çok canımızı kaybettik. 2020 yılı içerisinde 6.8 şiddetindeki Elazığ depreminde 41 kişi, İzmir depreminde 119 kişi hayatını kaybetti. Peki, bu insanlar nasıl öldüler? İçerisinde yaşadığı binanın çökmesi sonucu meydana gelen enkazın altında kalarak... Binalar niçin yıkıldı? Çünkü binaların zemin etüdü yapılmamıştı, demirinden, çimentosundan çalınmıştı. Daha fazla para kazanacağım diyen müteahhitler, onlara göz yuman deneticiler çok kazanmak hırsı ile binaların yapım ve denetimlerinden kusurluydular. Peki, bu katiller hak ettikleri cezaları aldılar mı? Hayır! Peki, müteahhitlik belgeleri iptal edildi mi? Yok! Deneticiler cezalandırıldı mı? Ne gezer.

Karadeniz kıyı şeridindeki yerleşim yerlerinde son zamanlarda büyük sel felaketleri yaşandı. Artvin’de, Rize’de… Son sel baskınında Kastamonu’da 100’ün üzerinde vatandaşımız hayatını kaybetti. Suçlu belli değil mi? Kim, bu dere yataklarını imara açtı? Kim, dere yatağına ev yapılması için ruhsat verdi. Daha da önemlisi kim ve kimler rant uğruna dereleri HES’lerle donatarak betonlaştırdı? Kim, kendi mecrasında bin yıllardır akan derelerin toprak yapısını bozdu? Bütün bunları yapanların sorumluluğu, suçu, vebali, günahı… Yıkılan evlerden, zarardan ziyandan bu kadar vatandaşımızın ölümünden kimler mesul?

28 Temmuz 2021’de Kayseri’de başlayan yangın; Osmaniye, Adana, Mersin, Antalya, Muğla, Aydın illerimizi içerisine alan bir büyük felakete dönüştü, yaklaşık 20 gün sürdü. Yangınlarda 8 kişi hayatını kaybetti. Binlerce hayvan telef oldu, ormanlar, tarım arazileri, seralar küle döndü. Tedbir? Önlem? Ani müdahale? Niye Yunanistan’ının 20, İtalya’nın 19, Fransa’nın 26, İspanya’nın 17 yangın söndürme uçağı var da bizim yangın söndürme uçağımız yok? Diyeceksiniz ki bizim de devlet başkanı ve protokolüne tahsis edilmiş 13 özel uçağımız var da onların var mı? Peki, öngörüsüz, liyakatsiz, yeteneksiz ve sorumsuz yetkililerin görevlerine son verildi mi? Hayır!

Soma maden faciasında 301 vatandaşımız göçük altında kaldı. Suçlu kim? Boş ver, tekmele gitsin.  Pamukova tren kazasında 41 kişi öldü ne gam! Kocaeli'de 2 tren çarpıştı 8 kişi öldü. Çorlu'daki tren kazasında 25 kişi öldü, 318 kişi yaralandı… Niye öldü? Efendim, aşırı yağışlar nedeniyle menfez ile ray arasındaki toprak boşalmış. Peki, hangi firma yapmış bu hattı? Niçin menfez, olası bir yağış düşünülerek yapılmamış? Neden yol yağış esnasında ve sonrasında kontrol edilmemiş? İlgililer cezalandırıldı mı? Hayır!

2009 ila 2019 yılları arasında trafik canavarına verdiğimiz kurban sayısı 39.913 kişi. Yaralanan, sakat kalan yüz binler… Neden? Kusur, ihmal… En önemlisi de yapanın yanına kalması…

Adalet rafa kaldırılır, ölüme sebep olanlar cezalandırılmazsa bu millet çok daha acılar yaşar, daha çok analar ağlar.   

 Maktulün kanının yerde kalmayacağı, mağdurun hakkının mutlaka sorulacağı bir hesap günü var elbette. Devlet erkini elinde bulunduranlar, sahip oldukları güçle zulmü meşrulaştırabilirler; ancak Allah’ı aldatamazlar. Biz, kul hakkının Allah tarafından affetmeyeceğine inananlardanız.  İnandığımız bir şey daha var: Cemil Meriç’in bu inancımızı şöyle dile getirmiş. “Cinayete ses çıkartmayan caninin suç ortağıdır.”

Yorumlar