416 Defa Okundu

Günümüzde kadınlara karşı uygulanan psikolojik, fiziksel vb şiddeti önlemek ve başetmek için öncelikle  kadın nefretinin evrensel karşılığı olarak Mizojini kavramını ele almakta yarar var.

Yunanca nefret etmek anlamına gelen "misein" ve kadın anlamına gelen "gyne" sözcüklerinin birleşmesi ile oluşan mizojini kelimesi, dünyada "kadın nefreti" yerine kullanılan bir kavram.

Ülkemizde sık sık karşılaştığımız, hepimizin büyük üzüntü ve tepkilerle karşıladığı "kadına şiddet" konusunun altında yattığı düşünülen, bir psikolojik hastalık olarak da nitelendirilebilir mizojini. Kadına şiddet vakalarının faillerinin, bu psikolojik hastalığın tanımına uyan profilleri var. 

Gelin mizojini yani kadın nefretini biraz daha yakından inceleyelim:

Bazı erkekler mizojinizmin esaretinde; Erkeklerin erken yaşlarda, annesi, ablası, öğretmeni, kız arkadaşları gibi güven duydukları bir karşı cins tarafından travmatik şekilde hayal kırıklığına uğratılması vardır. Ya da aile içindeki annenin şiddete maruz kalması, küçük kız kardeşlerin dışlanması ve aşağılanması, güvendiği ilk kadınla olan ilişkisinde zarar görme, ataerkil yetiştiren kültürel faktörler, tanıklık ettiği kadını gözünde küçülten tecrübeler mizojininin sebeplerindendir. Ve bu nefret etme ve düşman olma kalıbı, erkeğin bilinçaltına işlenir. Bireyin dışarıdan görünüşü normal olsa da bilinçaltına "kadın düşmanlığı" tohumları atılmış olabiliyor.

Bu tür nefret ve düşmanlığı içinde besleyen erkekler ilişkilerin başında düşünceli, romantik ve normal bir insanı oynayabilirler. İlişkileri mutlulukla başlar, sonrasında ise içinde bastırdığı o nefretin acısını kadından tahsil etmeye başlar. Kadını küçümseme, hor görme, değersiz kılma, incitebileceğini hesaba katmama bencilliği, cinsiyet ayrımcılığı, şiddet, dışlama, sadece kendi cinsel zevkleri haline getirme gibi tavırlar sergilemeye başlar.

Bu erkekler aynı zamanda cinsellikte bencillerdir, kadının memnuniyetini umursamazlar. Sadece kendi zevklerini giderme eğilimindedirler. İlişki sonrasındaki kadının ilgi ve sevgi bekleyen duygusal ihtiyaçlarını önemsemezler. Aldatmaya meyillidirler. Ayrıca ilişkilerini veda etmeden, aramadan sormadan, herhangi bir izahat yapmadan bir anda bitirip gidebilir ve elini kolunu sallayarak aylar sonra geri gelebilirler, kadının hissettiklerini, ne kadar kırdıklarını, gönlünü almaları gerektiğini umursamazlar, anlayamazlar. Kadınlarla zaman geçirmekten hoşlanmazlar, randevularını genelde ekerler, eve geç gelirler. Erkek arkadaşlarına, işlerine daha çok önem verir ve onlarla zaman geçirmekten zevk alırlar. Gerekirse de verdiği sözleri önemsemeden, beklettiği kadını dikkate almadan bencilce ve bu tavrı da olağan görerek davranırlar. Bu tavırların hepsi işlenmiş olan bilinçaltından gelmektedir aslında. Kontrolünde olmadığı bu durumu da ancak profesyonel destek alarak düzeltebilirler.

Her ne kadar madalyonun bir yüzünde nefret olsa da, haklısınız kötücül bir duygu olsa da unutmayın ki nefret, bir insanın yaşayabileceği en derin ve yoğun duygulardan biridir. Ve elbette bu güçlü duygunun tam zıttı da sevgidir! Bu da madalyonun diğer yüzüdür. Nefretin büyüklüğü kadar, sevginin de büyüklüğüne yer açabilir insan. Bu yapılanların hoş görülmesi adına açıklanan bir savunma cümlesi değil, erkeklerin bu sorunu aşmaları için çözüm cümlesidir.

Özellikle sevgi ve aşkla dolu kadınları yıpratmaya daha meyilli olan bu tür erkekler için en iyi çözüm yolu tedavi ve profesyonel yardım alma yoluna gitmektir. Yüreğini ve bilinçaltını nefretle dolduran erkeklerin, mutlaka ve mutlaka bu duygularını sevgiyle dengelemek ve o nefretin izlerini zihninden, duygularından, ruhundan kazımak üzere profesyonel destek almaları gerekmektedir.

Nefretin insana bu kadar hakim olmasının sebebi sevgisizlikten, aşksızlıktandır aslında. Zira nefretle dolup taşmış her hastalığın, her problemin şifası saygı ve sevgidedir.

Son Söz: Kıymetli dostlar nefretin kurbanı olmayacak kadar sevgiyle donatın tüm ruhunuzu, yuvanızı ve evlatlarınızı.

Yorumlar