KABUK

Öz ve kabuk arasında ki ilişki her ne kadar et ve tırnak gibi olsa da, anlam ve mahiyet olarak o denli ayrışır birbirinden.

Kabuk, bir bakıma özün önünde ki engel, gerçeği saklayan bir sütre gibidir. Hepten anlamsız, önemsiz ve değersiz demiyorum elbette. Korumak ve kollamak gibi bir işlevide vardır diğer taraftan. Ama öze ulaşmak, anlam ve değer ile hemhal olabilmek için, engel ve sütrenin öte tarafına taşmaktır elzem olan.

Öz ve ona ulaşmak bu denli kıymet içerirken, kavuşmaktan yana neden zorlanır ve ya ehemmiyetsiz davranırız !?

Son derece aç olmamız sebebiyle tokluk hissi değil elbette.

Evvela özün içeriğinde ki değeri tüm boyutları ile kavrayamamışlığın yanı sıra, yıkmanın, kırmanın ve ulaşım maliyetini de bir türlü göze alamayışımız önemli etkendir.

Evet, öze ulaşımın hakikaten önemli bir maliyeti vardır. Bu ulaşım sonucunda doğrularımızın, ilkelerimizin, inançlarımızın bir bakıma helvadan put muamelesine tabi tutulacağı gerçeği, canımızı yakmaktadır. Bu haliyle öyle herkesin göze alacağı bir uğraş ve maliyet değildir.

Bu sebepledir ki kendimiz dışındakine kör ve ketum bir tavır içerisine girmekteyiz. Biz, bizim olmayan, bize ait olmayan ve bizim mahalleden olmayan kişi ve söylemlere kabuk muamelesi yaparak maliyetsizce sıyrılmaktayız işin içinden.

Oysa değer, gelişim, dönüşüm ve birikim, karşıt olanlara hayat hakkı tanımakla mümkündür. Tanıyacağımız bu hayat hakkı, kendi hayatımızın kredi limitine kalite katacaktır. Bir nesneye ve olaya profilden bakabilmenin tadını yaşarken, bağnaz olmanın ne menem şey olduğunu acı şekilde tecrübe edeceğiz.

Bırakalım konuşsun insanlar !

Bırakalım kendileri gibi olsunlar !

Bırakalım bize katacakları başka tat ve tınılara imkanları olsun. Zorlamayın kimseleri sizin gibi olmaya. Hem böyle bir uğraş zaten nafile..

Farklı olmanın, farklı düşünmenin, farklı algılamanın farklı yorumlamanın bünyesinde ki devasa zenginlikten payınıza düşeni almaya hevesli olun.

Farklı olmanın bir gereklilik olduğunu ve hatta kendi yaşamınızın ikamesinin kilometre taşlarından olduğunun farkına varın. O farklının ve farklılığın olmayışının sizi anlamsız kılacağının farkında olun.

Her farklılığın kendi içerisinde taşıdıklarını dinledikçe, farkın azalacağına şahit olmak adına kendinize şans tanıyın. Hiçbir ortak noktanız olmasa bile, bir gün bir şekilde o farklılığın ve farklı olanın kıyılarına yapacağınız gezintilerin olma ihtimalini asla es geçmeyin.

Evet, sizlerden farklıyım. Ama ben farklı olduğum için, farklı düşündüğüm ve farklı inandığım için benim ve benim yaşam hakkımı gasp etmeyin. Sizin de benden farklı olduğunuzu bilirken, farklılığınızı kabullenmemin ötesinde bir rahmet olarak kabul etmekle birlikte farklarınızı seviyorum.

Ve ben diyorum ki, buyrun konuşun…