12 °c

Johann Wolfgang von Goethe

Vicdan. Belki de onu en iyi anlatacak kelime bu:  Vicdan. Kirli ve kibirli taassupların ortasında bir yağmur duruluğu. Vahiy karşıtı ideolojilerin akılları kasırga gibi savurduğu günlerde, sakin liman. Herkesin sığ etiketlerle aşağıladığı Doğu’ya eğilerek uzanan ince zarif bir dal. Şirazlı Hafız’ın sevdasını, Molla Cami’nin öyküsünü yoldaş edinmiş bir Batılı Johann Wolfgang von Goethe

“Doğu da Allah’ın, batı da Allah’ın!” diye ayetlere yüreğiyle teslim olmuş bir fetret şairi. “Belki de Müslümandı” deniyor arkasından. Bilmiyoruz. Bildiğimiz şu: “Müslüman” diye bilinenlerin çok azının yapacağını yaptı. İtibarını harcamayı göze alarak, yakın çevresi tarafından dışlanacağını bile bile, Muhammed’in[asm] ve Kur’ân’ın hatırını kolladı. Bilginin alabildiğine köreldiği, önyargıların cazgırlaştığı yüzyılda, Allah Resulü’nün adına toz kondurmamak için kim onun kadar direnç gösterebilir ki?

Onun için Muhammed’in [asm] mesajı bir su kadar berraktı. Susuzun suyu araması kadar olmazsa olmazımızdı. Kur’ân ki, çölün kumlarının yutmaya hazırlandığı vicdanlara bir dağ pınarı cömertliğinde serinlik sunmakta. Şiirin berrak akışını, tefekkürün diri kıpırtısını, sessiz vefasının avuçlarına dua diye yatırdı. “Elbet, bir Muhammed gelecekti…” aşkını mahcup bir aşkın kekre tadında söyledi. “Hepimizi alıp koynuna, eriştir bizi Rabbine” diye yakaran o vicdanın yankısı “Muhammed’in Şarkısı” adını verdiği şiirinde içimize sevinç sevinç berraklık akıtmakta:

"Sevinç sevinç berrak,

Ve yıldız yıldız parlak, bir dağ pınarı,

Üstünde beyaz bulutların

Ve kuytusunda bir yeşil yamacın,

Aziz rûhlar sallamış beşiğini!

Vedâ edip çocuk tazeliğiyle bulutlara,

Raks eder gibi iner mermer kayalara.

Haykırır sevincini semâlara.

Dağ geçitlerinde,

Önüne katar renk renk çakılları,

Ve bağrına basar kardeş pınarları.

Çiçeklenir ayak bastığı yerler,

Ve nefesiyle yeşerir çimenler,

Yoldaşı olur şimdi ırmaklar,

Ovaları doldurur gümüş ışıklar.

Bir ses yükselir pınarlardan:

"Kardeş; ayırma bizi koynundan

Kollarını açmış bekliyor Yaradan

Yoksa bizi çölün kumları yutacak.

Güneş, kanımızı kurutacak, kardeş.

Dağın ırmaklarını,

Ovanın ırmaklarını,

Hepimizi alıp koynuna,

Eriştir bizi yüce Tanrı'na!"

"Peki" der, dağ pınarı,

Kendinde toplar bütün

Ve haşmetle kabarır göğsü ve kolları,

Ülkeler açılır uğradığı yerlerde,

Yeni şehirler doğar enginlerde,

Kulelerin alev zirvelerini,

Ve haşmetli mermer saraylarını,

Bırakıp arkasında,

Yürür mukadder yolunu

Dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak,

Evlâtlarını, Tanrı'sına ulaştırarak

Karışır ilahî ummana coşarak".

 

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.