7080 Defa Okundu

Gıda ve beslenme konularında çığrından çıkmış durumda olan bilgi kirliliğini yaratan bezirganları, medyanın rolünü ve bunları engellemek adına atılmak istenilen adımları daha önce ele aldık. Gıda sektörüne ilişkin tespitlerimizi de bu yazımızda paylaşalım… 

Elbette gıda sektörü bu durumdan muzdarip. Amma velakin bir o kadar da bu durumun müsebbibi diyebiliriz.

Önce muzdarip olduğu tarafa bakalım…

Bizim bezirgan tayfasının en çok saldırdığı yer ambalajlı gıda üreticileri…

Neredeyse sanki ambalajlı gıda üreticileri halkı zehirliyor. En çok saldırı aldıkları konu katkı maddeleri… Zannedersiniz ki memlekette kanun yok kural yok denetleyen yok… Herkes her şeyi kafasına göre ambalajın içine koyup yediriyor halka. Vuruyorlar da vuruyorlar üreticiye… Bezirganlar vurdukça üreticiler daha bir bas bas bağırıyor “katkısız da katkısız” diye…

İşte tam bu noktada üreticiler esasta muzdarip oldukları konunun bir anda sebebi konumuna geçiveriyorlar…

Konunun ilgililerine sorduğunuzda “mevzuatta belirtilen limitlere uygun kullanıldığında sağlıklıdır” açıklaması alıyorsunuz… Ama bütün gıda üreticileri katkısız üretim yarışında sanki…

Bir de “doğallık” ve “organik”lik mevzuları var… Bu da başka muazzam bir rant kapısı…

Bizim bezirgan tayfası sektörü bu konuda da büyük bir girdabın içine çekmiş durumda. Gıda üreticileri de adeta bir doğallık yarışında… Sanki doğal olmayan bir şeyi satmak mümkünmüş de üreticilerimiz muazzam bir özveri içine girmiş gibiler…

Oysa ki bütün dünyayı kasıp kavuran pandemi ile birlikte hepimiz marketlere akın edip çareyi ambalajlı gıdada bulmadık mı?..

Benim gördüğüm kadarıyla gıda sektörü topyekün bir itibar seferberliği başlatmalı…

Bilim insanları bu seferberliğin en ön saflarında yer almalı…

Yetkililer bu yöndeki tüm girişimleri desteklemeli ve cesaretlendirmeli…

Vatandaşlar da artık sabah programlarının, internet bezirganlarının tuzağına düşmemek için gözünü açmalı…

Yorumlar