436 Defa Okundu

Türkiye’miz, basın tarihimizde bunun atak yaptığı II. Meşrutiyet dönemi (1908 – 1923), ataerkil- anaerkil bileşkesinde dünyanın en sağlam ve imrenilen aile yapısı olan Türk aile yapısını, dışarıdan ve içeriden “algı operasyonlu”, “Türklerin iyi aile yapısı çökertilmedikçe Türk milleti çökertilemez” mücadelesinin basın yoluyla mücadelede hız kazandığı bir zaman dilimidir.

Önce “kadın dergileri” patlamasının yaşandığı ve hepsinde de zaten çökmüş olan Batı tipi  aile düzenini bize de getirmeye yönelik bu yayınlar, Cumhuriyet  döneminde atak yapmış, içine sinema unsuru da katılarak seks dergileri yoluyla  aile yapımızın tahribinin  ikinci dönemi kendisini, 27 Mayıs 1960  Darbesinin getirdiği “hürriyetler açılımı” nı müteakip  1960 – 1980 zaman diliminde  göstermiştir.

Günümüzde yaşanan ekonomik  ve daha başka sebeplerden diğer dergiler yanında  seks ve cinsel ayartı dergiciliği de iyice  tavsayınca, çok şükür (!) şimdi bunların yerlerini,  gazetelerin hem de  kendi asılları yanında  magazin ekleri almaya başlamıştır. Bu yayın organlarında, “magazin haberleri” maskesi anadan doğma   vücut sergilemekten ve  cinselliği – gayri meşru aşk hayatını  tahrik etmekten başka  hiçbir “marifetleri” bulunmayan, bu pespayelikleri,  ana ve baş  sayfalarının sağ ve sol üst köşelerine, manşetlerine  bile taşıdıkları halde, “En Çok Okunan, Türkiye’nin En İyi Gazetesi” logolarıyla da çıkan bu gazetelere ne demeli? 

Neredeyse bunların  tamamına  yakını, “Türkiye komprador – dışarı ile işbirlikçi  burjuvazisi patronlarının gazeteleri “ oldukları halde, -pis midelerini seks tahrikçiliğiyle de doldurmaya yönelik eylemler - ahım şahım gazeteleri ve magazin ekleri günümüzde iyice almış yürümüştür.  Bunlarda, çoğu (hakikilerine saygımız vardır) sanatçı, yapımcı, sporcu, ses sanatkarı, oyuncu,  sunucu, manken vb. bozuntusu, cinselliği tahrik için neredeyse  anadan doğma vücut sergilemekten  başka “marifetleri” olmamak yanında, daha da kötüsü, Türkün güzelim aile geleneklerini yıkmaya yönelik,  kimin kiminle  serbest aşk, nikahsız aşk ve birliktelik  hayatı yaşadığı, bir erdemmiş gibi kimlerin birbirlerini  aldattıkları, kimin kimin kaçıncı karısı olduğu, evlenip evlenip nasıl boşandıkları, boşananların yeniden bir araya geldikleri, kimim kiminle nerede buluştuğu ve “yasak aşk” la yakalandığı ve resimlerinden ise, soyup soğan çevrilmiş, aile mahremiyetlerinden olarak, evinde eşine  göstermesi gereken organlarını “toplumun ortak malı” imiş gibi sergilemeye yönelik,  anadan doğma  resimlerin yer aldığı vb. genelde mekanları olarak “Bodrum-Beyoğlu  Sendromları” dan  yüzlerce gayri ahlaki ve edep dışı,  seks ve cinsiyet tahrikçiliği yapan, sanki toplumumuzu  da bu yapılanlara özenmesi için tarik eden  magazin haberleri, basın hayatımızı iyice sarmış ve sarmalamıştır. 

Belki de bu uğurda, iyi Türk  aile düzenini bozmak  “gizli” amacıyla, “Avrupa-Amerika’nın gizli –açık  mahfilleri ve fonları” ndan yığınla ödenek, para aldıkları halde, Türk ailesine savaş ilanı bültenleri gibi çıkmaktadırlar. Genç kızlarımız ve genç erkeklerimiz, kendilerine “üstat”, “taklit dilecek”, ”imrenilecek kimseler” olarak gördükleri bu pespayelikleri okuyarak iyi kimlikler kazanamazlar, var olanlarını da  hep kaybederler ve giderek bütün iyi ve müspet  yapıcılıklardan da soyutlanmış halleriyle   “seks manyağı” haline gelirler. Üstelik de bunlarla, “kadına- ailede şiddet” in asıl kaynaklarından birisi de gazetelerin kendi manşetleri yanında, bu magazin ekleri  olurlar. Bence bunlarla uğraşmak, mücadele etmek  İstanbul Sözleşmesiyle uğraşmaktan, mücadele etmekten  daha da önemlidir. Bunlara bir çekidüzen  verilmedikçe, ne kadar “kadın-aile-çocuk  sözleşmeleri- kriterleri” yaparsak yapalım, hiçbirisi kalıcı ve yapıcı çözümler getirmeyecektir…

Yorumlar