ISPANAĞIN SUÇU NE?

Bilirsiniz ıspanağı, kış yiyeceklerindendir. Asya kökenli bu leziz yiyecek; çorbası, köftesi, yumurtalısı, gözlemesi, tartısı, böreği, çılbırı, salatası ile kış sofralarımızın vazgeçilmezidir. İnsanın ıspanağa düşkünlüğü kadar ıspanağın da insana düşkünlüğü tartışılmaz...

Bilirsiniz ıspanağı, kış yiyeceklerindendir. Asya kökenli bu leziz yiyecek; çorbası, köftesi, yumurtalısı, gözlemesi, tartısı, böreği, çılbırı, salatası ile kış sofralarımızın vazgeçilmezidir. İnsanın ıspanağa düşkünlüğü kadar ıspanağın da insana düşkünlüğü tartışılmaz. Bilinmeyen bir zamanda oluşan bu birliktelik ve büyük aşk, her yıl sonbahar başında alevlenir kış boyunca devam eder. Sırrından sual olunmayan bu aşk, binyıllardır ne renginden bir şey kaybeder ne de sevgisinden.

Nazar mı değdi bilinmez bu büyük aşk,  Kasım başında birden kâbusa dönüşüverdi. Ispanak, önce İstanbul’da sonra Tekirdağ’da bir büyük terör estirerek bin yılların aşkına ihanet etti. Aman Allah’ım! Hani her şey aklıma gelirdi de ıspanağın onu eken, sulayan,  bakımını yapıp özenle yetiştiren büyük aşkı insanın karşısına bir gün terörist olarak çıkması gelmezdi. İnsan sağlığının bir numaralı dostu, C vitamini deposu bünyesinde K, A ve E vitaminleri barındıran, potasyum, sodyum, bakır, magnezyum, kalsiyum, demir, manganez, çinko bulunduran ıspanak estirdiği büyük terörle önce İstanbul/ Esenyurt’ta 52 kişiyi zehirledi. Hızını alamamış olacak ki atladı Tekirdağ’a orada da bir fabrikaya ani baskın düzenleyerek 20 kişiyi hastanelik etti.

Pazarda, manavda gözümüze yeşil yeşil bakan ve bizi kendisine bent eden bu sebzeye ne olmuştu da biz insanlara böylesine düşman kesilmişti? Doğrusunu isterseniz ben, ıspanağın bu baş kaldırışına hiç anlam veremedim. Tam da ıspanağı suçlu ilan edecek; onu düşman olarak görecektim ki imdadıma Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yetişti. Sayın Bakan, İstanbul, Edirne, Tekirdağ ve Kocaeli'nde ıspanak zehirlenmesi ile ilgili 196 kişinin hastanelere başvurduğunu belirterek, "Besin zehirlenmelerinin ıspanaktan değil, yabani otlardan olduğunu tespit ettik.”, dedi. Halkımızın sebzeleri otlardan ayıklamalarını ve iyi yıkamalarını tavsiye ederek de bizleri uyardı.

Ben, kendi nefsime derin bir nefes aldı ve“çok şükür!”, dedim. Peki, hangi ottu bu yeşil gözlü sevgiliye musallat olan? Yetkililer, “Güzel Avrat Otu”,dediler. Vay hain ot vay sinsi düşman! Meğer bu ot da ıspanağa sevdalıymış. Ardına düşmüş, olmamış, cilve yapmış karşılığını alamamış çevresinde dolaşmış yüz bulamamış, güz güllerinden demetler yaparak serenatlarla kapısına varıp sabahlamış; ıspanak yumuşamamış. “Sen misin bana yüz vermeyen; dur ben senin aşkın olan insanları bir güzel zehirleyeyim”, demiş renk ve şekil değiştirerek ıspanak tarlasına dalıvermiş.

Hani bu duruma vakıf olmadan önce korkmadım, desem yalan! Gözümün önüne bir zamanlar kuş gribi ile birlikte Anadolu’nun kaç bin yıllık yerli tavuklarının neslini kurutan itlaflar geldi. Sonra kota ile önü kesilip üretimi azaltılan şeker pancarı geldi. İnsanımızı zaman içerisinde zehirleyerek ölümlerine sebep olan NBŞ satışının önünü açmak amacıyla özelleştirilerek satılan ve kapatılan şeker fabrikaları geldi.

Elbette en büyük korkum, bu zehirlenmenin de ardında dış ve iç güçlerin ıspanağı yerli tavuk gibi ortadan kaldırma amacının olup olmadığıydı. Çok şükür ki bu sadece Güzel Avrat Otu’nun ıspanağa duyduğu aşkmış diyecektim ki Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, İstanbul’a ıspanağın gönderildiği tarlalarda inceleme yaptığını ıspanak ekimi yapılan tarlanın hemen yanı başında 'pıtırak' denen 'şeytan elması' otuna rastladığını, söyledi.

Al işte! Adı üzerinde “şeytan elması”, “şeytan” denince aklım karışıyor valla! Aklıma büyük şeytan geliyor, büyük şeytanın yavruları geliyor. Çok değil bundan 30 yıl önce Süleyman Demirel ile Turgut Özal’ın;  “Gap’ı Gaptrmam” , diyerek Türkiye’nin değil Ortadoğu’nun tahıl ambarı GAP’ üzerine yaptıkları tartışma geliyor. Tarım Bakanlığının İsrail'den aldığı tohumların ülke tarımına ve insanımızın sağlığına verdiği zarar geliyor. Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıda üretimi yapan firma sayısındaki artış geliyor. Sucuk, kavurma, döner, sosis, salam, kıyma ürünlerinde kullanılan at eti, kanatlı hayvan eti, sakatat ve domuz eti geliyor. Rusya, gönderilen 370 ton mandalinayı ülkesine sokulmadığı bizim de mandalina bu sene ucuzladı diye sevincimiz geliyor. Sırbistan’dan et, Rusya’dan buğday, Bulgaristan’dan saman, İran’dan soğan ithal eden Türkiye’nin çok değil 20 yıl öncesine kadar  tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yetebilen bir ülke olduğu geliyor. Tarımı tartaklayıp dışlayan Tarım Bakanlığı geliyor. İthalat teşvikine paralel Türk çiftçisinin perişanlığı ve yok edilişi geliyor. GDO’lu ürünlerle hormonlu ürünlerin insanımızı pist yaparak oynadıkları tango geliyor…

 Ya işte böyle! Gıda terörünün hücuma kalktığı, silahlarını insanımıza doğrultarak ölüm kustuğu günümüz Türkiye’sinde yeşil bakışlı sevgili ıspanağın suçsuzluğu, beni bir nebze de olsa bütün bu olumsuzluklara rağmen sevindirdi.

 

Yorumlar