İslâmcı Feminizm bakın neler yaptırdı...

Her Müslümanın “Millî Kumar” olarak görmesi gereken Millî Piyango biletlerinde şöhret yapmış Eminönü feşmekân bayii önünde yılbaşı bileti almaya çalışan kuyruktaki (!) zavallılara, Millî Piyango denilen işin bir kumar olduğunu ve binaen’aleyh “haram” olduğunu anlatmak amacıyla halkla konuşan Ahsen TV ekibine, bazı gözüdönmüş militan din düşmanı kadınlar tarafından çirkin ve ibretlik bir saldırı yapıldı...

Odatv bu rezaleti «Kadınlar dinci muhabire böyle isyan etti» başlığıyla haber yaptı.. Ahsen tv’nin kendi videosu da var... Bendeniz birkaç defa izledim... Saldırıyı kınıyor, hattâ lâ’netliyorum ama bu rezalete zemin hazırlayanları da (başta Âile Bakanı olmak üzere) protesto ediyorum...

Çirkef karının (videoyu izlerken dikkatinizi çekecektir) gözleri yuvalarından fırlıyor, kendini savunmaktan başka hiçbir şey yapamayan muhabire olanca kiniyle “ben kadınım..” diye naralar atarak saldırıyor!..

Feryad-ü figanını duyanlar tacize uğramış sanır.. Hem “Ben kadınım, ben kadınım, kadına doğru konuşacaksın, bak alırım seni [yani “içeri tıktırırım seni” demek istiyor... REB] diye bağırıyor, hem de tv muhabirini ve tepki veren vatandaşları iteleyip kakalıyor, galiz küfürler etmekten, hattâ bir de muhabire tokat atmaktan geri kalmıyor!.

Senin kadınlığına tüküreyim... Adamcağız “ben Müslümanım, siz de madem ki öyle düşünüyorsunuz güle güle..” diyor ama bu rezil çirkeften yakasını kurtaramıyor. Kadın (!) “gidemezsin, pis şeriatçi, şerefsiz... sen kimsin lan? S......m belânı...” ve daha nice kapağı açılmadık küfürlerle bağırıp duruyor, bir de adamı darb ediyor...

Kadın ve Âile Bakanımıza bir kilogram kına eşliğinde ithaf ediyorum...

* * *

ÖLÜM TOHUMLARI (devamı)

(.......) Yüzyılın başında gerçekleşen 4 çokuluslu dev şirket birleşerek dünya üzerindeki çoğu insanın temel besinlerinin (pirinç, soya fasulyesi, buğday, mısır ve hatta bazı sebze ve meyveler ile pamuk) kontrolünü ellerine geçirdiler. Hastalığa dayanıklı kümes ürünleri, genetiği değiştirilmiş, güya kuş gribine dayanıklı ürünler ve geni değiştirilmiş domuz ve sığır üretimi için çaba sarf etmişlerdir.

Dört özel şirketin üçünün Pentagonla kimyasal savaş araştırmaları konusunda sıkı bağları vardı. (.......) Petrolde olduğu gibi GDO tarım projesi de bir Anglo-Amerikan küresel plânıdır.

Muhterem okurlarım Gazeteci Engdahl, GİRİŞ bölümünü bitirirken “GDO’nun yaygınlaşması ve çoğalması uğruna politik tehdit, hükûmet baskısı, yalan, rüşvet yöntemleri kullanılmış ve hattâ cinayetler bile işlenmiştir..” diyor.

Yine dediği gibi “Yapılan bunca şeyin hedefinde sadece para ve kâr yoktur. Nihayetinde bu güçlü âileler kimlerin merkez bankalarının başlarında duracağına (dahi) karar verirler. Amaçları (.......) mutlak dünya hâkimiyetidir. Kontrol edilmezlerse 10-20 yıl içerisinde bu hedeflerine ulaşmaları işten bile değil..”

İyi güzel de, kim kontrol edecek? İşte bütün mesele... Merhum Akif’in KUBBE meselesi gibi.. “Yıkmak kolay, iki ırgat yeter, lâkin yapmak için bir Sinan bir de Süleyman lazım..” diyor ya... Bu insanlık katili, dünya hâkimiyetine talip cani domuzları kontrol altına almak ve cezalandırmak için de öyle.. (Erdoğan var... Gerisi??)