9952 Defa Okundu

Vatikan’ın İslam’ı imhaya yönelik olarak planladığı dinlerarası diyalog projesinin bir benzeri de ABD’li Evangelistlere ait “Ilımlı İslam Projesi”dir. Bu proje aynı zamanda İslam ülkelerinin haritalarını değiştirmeyi gaye edinen Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP’un) dinî ve kültürel ayağıdır.

Söz konusu haritalar masa başında değişmeyeceğine göre, BOP’un İslam coğrafyasına yönelik siyasi, ekonomik ve askerî boyutlu bir işgal projesi olduğu açıktır. Proje sahiplerince sınırları ABD tarafından çizilmiş bir coğrafyada, mahiyetini yine ABD’nin belirlediği bir din anlayışı hâkim kılınmak istenmektedir. 

Hedefleri bir yana dursun, bu projede “İslam” kelimesinin başına “Ilımlı” sıfatının getirilmesi bile İslam’a hakaret olarak kâfidir. Çünkü Ilımlı İslam’ın mefhum-u muhalifi “sert ve katı İslam”dır ki bu mesaj, kullanımda olan “Radikal İslam” ve “Fundamentalist İslam” tabirleriyle zaten verilmektedir. Hâlbuki bu tarz vasıflandırmalar İslam’ın hak ve adalet ilkelerine aykırı olup, Allah ve Resulüne apaçık iftiradır.

İslam Allah tarafından korunmuş, vahiy kaynaklı tek hak dindir. “İslam” adı bizzat Kuran’da geçmektedir. (Mâide: 3; Âl-i İmran: 19, 64, 85) Adını Allah’ın koyduğu bu din, insanlar tarafından belirlenmiş herhangi bir nitelemeyi kabul etmez. Bu sebeple gerekçesi ne olursa olsun, “Ilımlı İslam” tabirini kabul edenler İslam dairesinde kalamazlar. Çünkü Allah’a ait bu adlandırmayı yeterli görmeyerek İslam’ın başına başka vasıflar eklemek, Allah’ın dinini beğenmeyerek ona müdahale etmek demektir. Yani İslam’ı imhaya yönelik tahrif, tahrip ve reform girişimidir.

I- ILIMLI İSLAM PROJESİ NEDİR?

BOP’un 30 İslam ülkesinin sınırlarını değiştirmeyi hedefleyen bir işgal planı olduğu ABD’li birçok yetkili tarafından seslendirilmiştir; saklı gizli bir şey değildir. Keza projenin ABD – İsrail ortak yapımı olduğu da bilinmektedir.

Proje dâhilinde İslam ülkelerindeki din anlayışının da değiştirilmek istenmesinin sebebi, kurmayı planladıkları dünya hâkimiyetinin önündeki en büyük engel olarak gördükleri İslam’ı saf dışı bırakmak, hatta Müslümanları bu hedefe hizmet eder hale getirmektir.

Ilımlı İslam projesinin en önde gelen teorisyeni Eski CIA yetkilisi Graham Fuller’dir. Onun bu sahadaki çalışmalarını şu satırlardan okuyalım:

… Amerikan Ulusal İstihbarat Kurulu (CIA) adına Türkiye ve pek çok Ortadoğu ülkesinde görevler yapmış olan Graham Fuller, 1980′li yılların ortalarından beri “Ilımlı İslam” projesi üzerine çalışmaktadır.

Amerika’daki “neo-con”larla tartışmaya giren Fuller, “İslam’a karşı savaş” mantığının çok anlamlı olmadığını, şiddetin artmasına yol açtığını söylüyor. ABD’nin teröre karşı savaş söyleminin çözüm üretmediğini belirten Fuller çözüm için iki temel yöntem öneriyor. “Müslüman topraklarında artık yabancı postalların dolaşmaması ve yabancı askerlerin daha fazla askerî saldırı düzenlememeleri” gerektiğini söylüyor. Önerdiği ikinci yol ise “Ilımlı İslam.”

Fuller Amerikan dış politikasının en önemli hedeflerinden birinin özünde İslamcı, fakat aynı zamanda liberal bir İslami reformu teşvik etmek olduğunu belirtmekte ve buna uygun olarak Türkiye’nin örnek olabileceğini, özellikle de Fethullah Gülen’in hareketinin desteklenmesi gerektiğini belirtmiştir…” (Graham E. Fuller, Yükselen Bölgesel Aktör Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Sh:117-118,  Timaş Yayınları, İstanbul, 2008,)[1]

Peki, bu proje çerçevesinde sahada ne gibi çalışmalar yapılmıştır? Yine aynı makaleden okuyalım:

“Mart 2005’de, ABD’nin haber dergilerinden US News & World Report‘ta şöyle bir haber yer aldı: “Washington yönetimi “Ilımlı İslam” projesi çerçevesinde dünya çapında bir gizli planı devreye soktu. Buna göre, CIA ile önemli bakanlıklara bağlı kadrolar, 10 milyar dolarlık bütçeyle camileri onarıp imamlara eğitim veriyor, konferanslar organize ediyor. Amerika’nın iki yıldır, İslam dininde reform yapılması için dünya çapında olağanüstü gayret gösterdiği belirtiliyor. Buna göre; Beyaz Saray’ın “kriz yöneticilerinin” Temmuz 2003’te Washington’daki Ulusal Savunma Üniversitesinde bir araya gelip muhtemel kötü senaryoları tartıştığı, Radikal İslam’ın durdurulması için Ulusal Güvenlik Kurulu, Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve CIA’nın “İslam Dünyasına Yardım Eli” başlıklı gizli bir stratejide anlaştığı ifade edildi.

Gizli metinde dünya çapında “Ilımlı İslam”ın elinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ile İslam dininde yaşanan değişikliklerle yakından ilgili olunması gibi kararlar yer aldı. Bütçesi 21 milyar doları aşan ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), bunun yarıdan fazlasını “İslam dünyasına yardım” için kullandı. 24 ülkede, İslami radyo ve televizyon programlarına, dinî okullara, İslami düşünce üretim kuruluşlarına, Ilımlı İslam’ı teşvik eden faaliyetlere mali yardım yapıldı.”

Görüldüğü gibi ABD İslam coğrafyasında Ilımlı İslam’ın hâkim kılınması için kesenin ağzını fazlasıyla açmış ve cami tadilatından imam eğitimine, radyo ve televizyon programlarından eğitim kurumlarına kadar her sahada harcama yapmaktan çekinmemiştir. Şüphesiz ki Ilımlı İslam projesinin ilk hedefi Türkiye’dir. Türkiye bu hususta İslam ülkelerine model olarak sunulmak istenmektedir. Bu sebeple bu ülkenin Müslüman evlatları, hususiyle de dinî sahada vazife yapanlar, İslam’ı kökünden bozmayı hedefleyen bu proje karşısında teyakkuz haline olmalı, oyuna gelmemelidirler.

II- BOP’UN KUTSAL KİTAP UYDURMASI

İslam dünyasına Ilımlı İslam’ı kabul ettirmek için ABD’li güçler -özellikle Evangelistler- işi o kadar ileri vardırmışlardır ki, bir “Kutsal Kitap” (!) bile uydurabilmişlerdir:

BOP’un Kutsal Kitabı

ABD'de Evangelistler, Bush yönetiminin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde yeni bir kutsal kitap hazırladılar. ‘Gerçek Furkan’ adlı kitapta tahrif edilmiş Kur'an ayetleri ile İncil ve Tevrat'tan alıntılar var. Kitap, yakında 20 dile çevrilip dağıtılacak.

'Üç Dinin Kitabı' olarak tanıtılan kitabın CIA tarafından hazırlandığı belirtiliyor. İslam coğrafyasının Hristiyan-Yahudi toprağı olduğu ve Bush'un demokratikleşme projesiyle bu coğrafyanın Hristiyanlaşacağı ifade ediliyor.

ABD'nin Texsas eyaletinde Evangelistlere ait bir yayınevi, Kur'an-ı Kerim'i tahrif ederek hazırladığı ve kutsal kitap olduğunu öne sürdüğü yeni bir kitap yayınladı. Omega 2001 ve Wine Press Yayınevleri tarafından "Gerçek Furkan" adıyla piyasaya sürülen kitap, Arapça ve İngilizce olarak basıldı. Kitap, 366 sayfa ve 77 sureden oluşuyor. Kitapta geçen surelerden bazılarının adları şunlar: Fatiha Suresi, Sevgi Suresi, Mesih Suresi, Barış Suresi, Zina Suresi, Kurban Suresi, Evlilik Suresi, Cennet Suresi, Münafıklar Suresi, Cizye Suresi, İman Suresi, Hak Suresi, Kadın Suresi, İncil Suresi, Maide Suresi, Peygamberler Suresi.

"İbrahimi Dinler" vurgusunun yapıldığı kitapta, genelde Kur'an-ı Kerim olmak üzere, İncil'den ve Tevrat'tan alıntılar bulunuyor. Surelerin çoğunun adı Kur'an-ı Kerim surelerinden alınmış. Ayetlerin de büyük çoğunluğu Kur'an'dan alınmış, ancak tahrif edilerek, kelimelerin hepsinin yerine başka kelimeler konularak alıntılanmış. 21. yüzyılın kutsal kitabı olarak tanıtılan kitap, "Barış Kitabı" ve "Üç Dinin Kitabı" olarak da isimlendiriliyor.”[2]

ABD güçleri bu uyduruk kutsal kitabı Müslümanlara kabul ettirmek için baskı ve tehditle karışık ikna yolunu da denemişlerdir. Nitekim Irak’ın işgalinde kan ve gözyaşının oluk gibi aktığı bir ortamda bu tarz teşebbüslerde bulunmuşlar, fakat Iraklılardan kabul görmedikleri için muvaffak olamamışlardır. Burada bizi düşündürmesi gereken husus, tek hak din olan İslam’a yapılmak istenen bu korkunç müdahale ve Müslümanlara yönelik bu cüretkârlıktır. Bizler, Müslümanlar olarak İslam’ın gereğini yapmazsak, İslam’ın düşmanları bize uyduruk kutsal kitap sunmaktan dahi çekinmezler. Burada “Ya ol ya öl” prensibi ne kadar da önem kazanıyor.

İki binli yılların başlarında gündeme gelen bu hadsiz teşebbüsü “Buna kim inanır” diyerek basite almak doğru bir tavır olmaz. Belki bu oyun tutmamış olabilir, ama varılmak istenen hedefin vahametini göstermesi açısından önemli ve ders alınması gereken bir hadisedir bu “Kutsal Kitap” teşebbüsü…

III- ILIMLI İSLAM ÇERÇEVESİNDE BAZI İSLAMİ KELİMELERİ YASAKLAMA TEŞEBBÜSÜ

Burada şunu da hatırlatmak isteriz:

Ilımlı İslam Projesinin hedefleri doğrultusunda yine aynı yıllarda “radikal dinî grupların farklı anlamlar yüklediği” gerekçesiyle, bir kısmı Kuran’da geçen bazı kelimelerin kullanımına yasak getirilmesi söz konusu edilmişti ki şu kelimeler onlar arasındaydı:

Beyt'ülmal, Biat, Cemaat, Cihad, Dar'ül Harp, Dar'ül İslam, Emir (lider), Emir'ül mü'minin, Fetva, Firavun, Halife, Hicret, Hizbullah, Hizb'uş Şeytan, İmam, İmamet, İnfak, Kâfir, Karun, Medrese, Mele (molla) Mücahid, Mü'min, Münafık, Şehadet, Şehit, Şeriat, Şeyh, Şeyh'ül İslam, Şirk, Şura, Tağut, Tebliğ, Tekke, Tevhid.

Kelime ve kavramlar, fikir ve inançların temel yapı taşlarıdır. Onlar zarar görürse onlarla örülen bina da zarar görür. Yukarıdaki kelimeleri yasaklamaya teşebbüs etmek, İslam binasının temeline dinamit yerleştirilmek demektir.

Mesela “tevhid” kelimesinin yasaklandığı yerde “kelime-yi tevhid”den ve “müslümanların birliği”nden bahsedilebilir mi? Elbette bahsedilemez. Peki ya, İslam’ın varlığını koruyabilmek için yapılması zaruri olan “tebliğ” ve “cihad”ın -yine kelimeler üzerinden- engellendiği bir dünyada gerçek İslam’dan söz etmek mümkün olur mu? O da olamaz. İşte biz “İslam’ı imha yolunda döşenen taşlar” derken, dinimize kast eden bu ve benzeri yıkıcı faaliyetleri anlatmak istiyoruz.

IV- ILIMLI İSLAM PROJESİNİN STRATEJİSİ

Ilımlı İslam Projesinin nasıl işletildiğine dair şu satırlara da bir göz atalım:

“… (Ilımlı İslam Projesi) İslam dinine Batı standartlarına göre şekil ve muhteva / içerik veren Amerikan menşeli bir projedir. Diğer bir ifadeyle İslamiyet’i modern çağa uyarlama planıdır. Amerika’da 11 Eylül 2001’de İkiz Kulelere yapılan saldırılardan sonra -doğu dinlerini de içine alacak şekilde- bir Ilımlı / Light İslam projesi tasarlanmıştır. Projenin teorisyenleri arasında Türkiye karşıtı ve İsrail yanlısı akademisyen ve yazar Daniel Pipes bulunmaktadır. 2003’te RAND Corporation adlı kuruluşun hazırladığı raporda, İslam Ülkelerinde dört ana akım (kökten dinciler, gelenekçiler, modernistler ve laikler) tespit edilerek projenin hedefleri belirlenmiştir.

Ilımlı İslam’da Strateji

İslam’da, diğer dinlerde olduğu gibi ruhban sınıfı olmadığı için herhangi bir kişi kendini dinî lider olarak adlandırabilir. Bu yüzden CIA, bazı din adamlarını para ile satın aldığı gibi, sahte dinî liderler de çıkarttı. CIA, kendilerini din adamı olarak tanıtan ve Müslüman olmayanlar hakkında daha yumuşak dinî mesajlar verecek görevlileri -üniversitede akademisyenleri ve kamuda itibarlı kişileri- işe aldı ve bunların kamuda -Başkan, Genel Müdür, Prof., Dekan, Rektör gibi- yüksek yönetici ve etkili kişi durumuna gelmelerini sağlandı. (CIA ve ABD Federal Soruşturma Bürosu FBI hakkında yazdığı kitaplarla tanınan Ronald Kessler: “The CIA at War / CIA Savaşta, 2000”)

Ronald Kessler, bu söylediklerini daha açık hâle getirerek, şunları yazmıştır:

İslam’ı modernize edebilmek, esaslarını değiştirmek, ahkâmsız, cihadsız ve ruhsuz hâle getirmek ve onun Hıristiyan dünyasına karşı tehlikesini yok edebilmek için, İslam dünyasında ajan elemanlar yetiştirdik. Modernist, akademisyen ve Sünni İslam karşıtı olanları her yönden destekledik ve zor durumda kaldıklarında -F. Gülen gibi- bize sığınmalarını garanti altına aldık (bk. Aynı kaynak).” [3]

Ilımlı İslam Projesinin İslam ve Müslümanlara verdiği zararı R. Kessler’in bu sözlerinden daha iyi ne anlatabilir?

V- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Buraya kadar verilen bilgilerde ortaya konan gerçekler, İslam’ı imha yolunda küresel çapta projeler uygulandığını bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.

Kuran, Hz. Peygamber, onun sünnet ve hadisleri, ehlisünnet ölçüleri, mezhepler, müçtehit imamlar, âlimler vs. İslam adına her ne varsa hepsi hedeftedir.

Dolayısıyla bu projelerin sahipleri ne İslam’a ne de Müslümanlara hayat hakkı tanımamaktadırlar.

Bu hedefe ulaşmak için uygulanacak en etkili yöntem ise Zeytin Dağındaki Misyonerler Kongresinde konuşan Papaz Zwemer Samuel’in söylediği gibi, Müslümanları dinlerini sorgular hale getirmek; dinlerini onlara kendi elleriyle tahrif ettirmektir.

İsimleri farklı farklı olsa da bizim “İslam’ı İmha Yolunda Döşenen Taşlar” dediğimiz bütün projelerin ortak noktası, “ehlisünnet yoluna olan muhalefet”tir.

Hepsinde de “geleneksel İslam” yaftası altında ehlisünnet yolu ve bu çerçevede 14 asırlık akaid ve fıkıh hükümleri, müçtehitler, müfessirler, muhaddisler, tasavvuf erbabı, Allah dostları, kâmil mürşidler tezyif edilmekte; bunlar yerine Goldziher, Schacht, L. Massignon, M. Watt, Gibb, Simon gibi batılı ve Fazlurrahman, Hasan Hanefî, Muhammed Arkoun, Afganî, Abduh ve Reşid Rıza gibi yerli müsteşriklerin propaganda ettikleri fikirler hâkim kılınmak istenmektedir.

Bütün bu projeler, hesaplar ve sinsi hedefler karşısında yapılması gereken İslam’ın asliyet, safiyet ve ulviyetine tâbi olarak gerçek İslami kimliği kuşanmak, yani hakiki Müslüman olmaktır. Bu şartlar altında dinimizi, inancımızı, şahsiyetimizi, kimliğimizi, hatta canımızı, namusumuzu ve malımızı korumanın tek yolu budur.

Şunu hiç unutmayalım: Yüce dinimizin asliyet ve safiyeti bozulursa, ortada milli kimlik, birlik beraberlik, vatan ve millet bütünlüğü de kalmaz. Çünkü bunları temin eden, yüce dinimiz ve nezih akaidimizdir.

Böyle bir badireye düşmemek için millet olarak yediden yetmişe bir varlık yokluk mücadelesine girişmeli, manevi ve milli davamıza sahip çıkmalıyız. Herkes kendi konumu itibariyle bu ulvi vazifeye omuz vermeye mecburdur. Tarih ve millet karşısında yüzü ak olmak, daha da mühimi Allah’a hesap verebilmek, ancak bu yolla mümkün olur.

Küfür ehli İslam’a zarar vermek, onu bozmak niyetiyle hangi planı yaparsa yapsın, hangi tuzağı kurarsa kursun; neticede zuhur edecek olan Allah’ın hesabıdır. Allah ise müminlerin dostu ve velisidir. Bizler “gerçek Müslümanlar” olduğumuz sürece Allah’ın yardımı bizimledir. Fert olarak, millet olarak, ümmet olarak tek çıkar yolumuz, İslam’ı gereği gibi hayatımıza hâkim kılmaktır. Bunu yaptığımızda tecelli edecek ilahi hakikatlerden biri de, mealen şu ayet-i kerime olacaktır:

“Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Âl-i İmran: 54.)

 

 

[1] Ubeydullah Toprak, Ilımlı İslam, 17 Aralık 2014. gencbirikim.net.

[2] Yeni Şafak, 30 Kasım 2004.

[3] Ahmet Akışık, FETÖ “Diyalog” ve “Ilımlı İslam” Projeleriyle Hâlen İçimizde mi?, Türkiye Gazetesi, 17.07.2021

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/dr-c-ahmet-akisik/619796.aspx

Yorumlar