Mesele ne Şiilik ve ne de Sünnilik. Siz hala anlamadınız mı?

Mesele ne Şiilik ve ne de Sünnilik. Siz hala anlamadınız mı?

Türkiye’de belli kesimler tarafından İran eleştirilemez hale getirilmiştir. İran ile ilgili yazdığımız her yazıda çok sert eleştiriler aldığımız gibi bizi mezhepçilikle suçlamaktadırlar. Onlara göre, bu yaklaşımımız İslam birliği düşüncesine de zarar vermektedir.

Şimdi bu yaklaşımın neresini düzeltelim?

Öncelikle İran’ın İslam birliği gibi bir derdinin olmadığını son olaylardan ve İran’ın son tavrından anlamamız gerekmez mi? İran’ın tüm derdi Şii yayılmacılığı ve Şii liderliğidir. Ayrıca, İslam birliği diye bir çalışmanın olmadığını onun şimdilik bir ülkü olduğunu bilmiyorlar mı?

İran’ın oluşturduğu güçlü Türkiye lobisi ile her tarafta ciddi propagandasını yapmakta, Suriye ve Irak’ta insanlar katletmesine rağmen İran’ın yaptığı veya yaptırdığı bu katliam maalesef İran sever İslamcı kılıklı kişiler tarafından görülmemektedir. Hizbullah’ın Esad yanında Müslümanları katletmesine “İslam birliği hayali/beklentisi uğruna” görmemezlikten gelinmektedir. Bugün Halep kuşatmasında Şii unsurların, Hizbullah’ın yaptığı katkı görmemezlikten gelinmektedir. Rusya havadan bombalarken İran, Esed ordusu ve Hizbullah üzerinden karadan girmekte ve Sünnilerden intikam almaya çalışmaktadır. Peki bu davranış da İslam birliğine aykırı değil midir? Hatta bu davranış İslam’a ve İnsanlığa da aykırı değil midir?

İran’ın Müslümanları katletme özgürlüğü mü var? İran eleştirilemez mi?

Maalesef İran’a layık olmadığı misyonlar yüklemek, İslam birliği ümidi uğruna İran’ın pervasızlığına ses çıkarmamak, İslam birliğini sağlayamayacağı gibi İran’ın yayılmacılığına ve daha da cesaretlenmesine yol açacaktır. İran hızla emperyalistlerin bölgede çıkarmaya çalıştığı mezhep savaşları projesine hizmet etmektedir. İran’ı eleştirmemiz mezhepçilik saikiyle değildir. Bilakis, İran’ın mezhepçilik yapmasına tepkidir. Bugün Suriye ve Irak meselesini içinden çıkılmaz hale getiren bizzat İran ve Mollalar olmuştur. Meseleyi İslami hassasiyet ve kardeşlik hukuku ekseninde çözmesi gerekirken bölgeyi silahlandırmıştır.

İran, İslam dünyasında üç kolda savaş yürütürken hala İslam birliği palavralarının arkasına sığınması ve hala onun İslam birliğine katılacağını ümit etmek nasıl bir akıl tutulmasıdır? İran, Türkiye’deki romantik İslamcıların bu hayal dünyası halinden yararlanırken, aynı zamanda Alevi ve sol örgütlerle de büyük bir yakınlaşma içerisine girmektedir. Türkiye’de İran yandaşı olan Kudüs Tv’de Haşdi Şa’bi övülürken, devletin bu tv’yi kapatmasını Müslümanlar anlamamakta ve bunu televizyonunun İsrail karşıtı yayınlarını susturma olarak görmektedirler. Peki İran’da siz Sünnileri ve öso’yu öven bir yayın yaptığınızda başınıza neler gelebileceğini biliyor musunuz?

İran; Yemen’i, Suriye’yi ve Irak’ı işgal etmeye çalışırken, burada emperyalistlerle birlikte Müslüman katlederken sessiz kalmak, onun önünü daha da çok açacaktır. İran, Ortadoğu’da bir Şii hilali oluşturmuşken onun bu emperyalist çıkışını görmemezlikten gelmek sadece kör olmaktır.

Suriye işgalinin amacı Suriye’yi boşaltmak, Suriye’yi Şiileştirmek, Suriye’yi Irak’ta yapıldığı gibi İran’a teslim etmek Suriye'de Nusayri Şii bir devlet kurmaktır. İran nasıl oluyor da antiemperyalist oluyor onu da anlamıyoruz!

Suriye düşerse Anadolu da düşer. Tarihteki ilk yazılı antlaşma da (Kadeş antlaşması) Suriye egemenliği için yapıldı. İran ve Rusya Türkiye’yi Suriye’den uzaklaştırmak için PKK’yı destekliyor. Müslümanların İran’ı yeniden değerlendirmeleri gerekmektedir. İran’ı eleştirmek demek mezhepçilik değildir. Çünkü biz İran’ı şii olduğu için eleştirmiyor, şiicilik yaptığı ve şii hilali oluşturmaya çalıştığı için eleştiriyoruz. İran, eğer samimi olsaydı Türkiye ile birlikte Suriye’yi ve Esed’i kontrol altına alabilirdi.

İRAN ASLINDA CAMDAN SARAYDA OTURUYOR

Eskiler; camdan evde oturuyorsan başkasının penceresine taş atma demişlerdir. Bu söz aslında İran'ın durumunu özetlemektedir. Sürekli başka ülkelerdeki Şiiliği ve etnik milliyetçiliği destekleyen İran, aslında homojen bir ülke değildir. Hatta Fars unsuru ülkenin yüzde 40'larına ulaşmaktadır. Ülkede Sünni Kürtler ve Beluclar'ın yanında Şii Azeriler de bulunmaktadır.

İran, kendisine yönelik tehlikenin nedene geleceğini bildiğinden özellikle Sünni unsurlara yönelik yoğun bir sindirme çalışması yapmaktadır. Yıllarca Sünni Kürt alimlerini astı ve bu konu malesef medyamızda ve İslamcılarımızda gerekli desteği bulmadı. Zaten bizim İslamcılar konu Kürt olunca milliyetçi oluyorlar. Suud’un idam ettiği bir Şii alim için ortalığı ayağa kaldıran İran'ın idam ettiği yüzlerce Sünni alim için ülkemizde hiç bir tepki oluşmadığı gibi insanlar bu bilgilerden de habersizler. Zaten ne zaman İran’ı eleştirsek hemen İslam birliği adına bize saldırılar yapıldı. Nedense bazılarının İslam birliği denildiğinde akıllarına sadece İran gelir.

İran, İslam dünyasında yaydığı ve ateşlediği fitne içerisinde boğulacaktır. Bu fitne ateş olup kendisine dönecektir. Fars milliyetçiliği ve yayılmacılığı kendi içinde engellenecektir. Tabi ki İran'ın siyasi yanlışlıklarını her fırsatta söyleyeceğiz. İran'ın dokunulmazlığı yoktur. Bazı İran severler nedense İran’a toz kondurmaz ve her İran eleştirildiğinde İslam vahdeti adına bize karşı çıkar. Halbuki İran’ın ellerinde Müslüman kanı vardır ve bu görülmez.

ŞERH

İran’ın siyasal davranışlarını eleştirdiğimizde birileri hemen olayı klasik Şii ve Sünni mezhep ayrıştırmacığına getirmektedirler. Sonuçta İran’ın Şii olduğunu biliyoruz. Şia’nın akide de bizden ayrılan yönü biliyoruz. Bunları ısıtıp ısıtıp gündeme getirmek aradaki sorunları derinleştirir. Ayrıca, İran da bu düşüncelerinden vaz geçmez. Bu nedenle bu konuları değil, İran’ın siyasi tavarlarını eleştirmek daha doğrudur. Yani İran’a tepkimiz onun Şii olması değil, Müslümanların vahdetini bozma, emperyalistlerin çıkarına hizmet etme, Şii hilali oluşturma tavrınadır. Mezhebi yönüne değildir.

Sonuç Olarak

Kıyılarımıza çocuk cesetleri vururken, biz binlerce yıldır çözülmeyen sorunlarımızı tartışıyor, ya da ısıtıp ısıtıp gündeme getiriyoruz. Bu tartışmalar bize bir şey kazandırmaz. Sadece daha çok ayrılığı ve nefreti derinleştirir. Akıllı olmazsak kişi sayısı kadar bölünürüz.

Dini ve akademik konuları sokaklar ve sosyal medya ahalisi değil uzmanlar ve alimler tartışmalıdır. Bu konular bu kadar ayağa düşmemelidir.

Hindistan'ı İngilizler işgal ettiğinde Hint uleması sakalın boyunun ne kadarının sünnet olduğu konusunu tartışıyorlardı. Şu anda da değişen bir şey yok.

Akidevi ve ilmi meseleleri bırakalım alimler, akademisyenler tartışsın. Bu konu avamın tartışacağı mesele değil...