6996 Defa Okundu

Son üç haftadır siyanür dehşetiyle sarsılıyoruz. İnsanlarımız siyanür ile intihar ediyorlar. Gazetelere yansıyan haberlerden anlaşıldığı kadarıyla ekonomik sıkıntılar, bu intiharların sebebini teşkil ediyor.  Bir televizyon kanalında adının önünde “Prof” unvan olanı akademisyen “bu intiharların ekonomiyle ilgisi yok. Çünkü ülkemizde ekonomi iyi (!)” şeklinde mealen ironi yapınca, yanındaki “kaşınma” ikazıyla cümlesini tamamlayamasa da, ülkemizde ekonomik bir krizin varlığı kendini hissettiriyor. 

400-500 sene önceki Türk toplumunda intihar yok denecek kadar azdı. Çünkü inancımızda intihar yasaktır. Can emanettir ve emanete ihtimam göstermek Müslüman için mecburiyettir. 

İntiharın, neredeyse 400  sene önce meçhul olduğu bir toplumdan son yüz yıldır vaka-ı âdiye haline geldiği bir toplum haline gelmek, ne kadar hazin. 

Dinimizde intiharın haram olduğunu anlatacak kimse yok mu? 

2020 bütçesinde sekiz bakanlığın bütçesine denk olan Diyanet teşkilatının, intihar başlıklı hutbesini duydunuz mu? 

Fetö ile ilgili çalışmasını da duymamıştık, 15 Temmuz’dan altı ay sonrasına kadar. 

Diyanet logosu altında ülkemizdeki “cemaatler” ile ilgili bir rapor yayınlanmıştı geçtiğimiz aylarda.  Cumhurbaşkanlığı, görüntü itibariyle bu rapora sahip çıkmadı.

Yeri gelmişken söyleyelim: 

“Cemaat” lafı sıkça tekrar ediliyor bir kısım çevreler tarafından.

Hatırlatmak isterim ki, “Cemaat” kavramı hukuken (Cumhuriyet dönemi bakımından) gayrimüslimler için kullanılır. Lozan metnine göre Türkiye’de bulunan gayrimüslimlere “cemaat” denir. “Birlikte ibadet” anlamında beş vakit namazın kılınmasına “cemaat” denilmesi farklıdır. 

İntihar meselesine tekrar dönersek; İslam anlayışında kişiler sağlıklarına ihtimam göstermek durumundadırlar.  Devlet bütçesinden sekiz bakanlığın bütçesine denk aldığı paranın hakkını ödediğini söyleyebilir misiniz diyanet teşkilatının? 

Aile bakanlığı ne iş yapar? 

Eski eşi tarafından katledilen Emine Bulut’un katilinin ceza almasıyla ilgili açıklamada bulunuyor.  Bulut’un davasını takip ediyormuş. Sanığa verilmesi gereken en ağır cezanın verilmesini “bekliyormuş”. 

Adli süreci takip etmek Aile bakanlığının işi mi? 

Adalet bakanlığı davayı takip etsin. 

Aile bakanlığının görevi toplumun temeli olan aileyi kuvvetlendirmek değil mi? 

Bir tarafta devletten çuval çuval para alarak görevini yapmayanlar var. Diğer taraftan da devletten tek kuruş almadan aile hassasiyeti,  vatan sevgisi ve bayrak sevgisinin nakış nakış işlendiği yurt binaları yıkılıyor. Halkımızın yardımları eften püften sebeplerle engellenmeye çalışılıyor. “Sıra size gelecek”  lafı pelesenk edilmiş.

Devleti temsil edenler (hükümetler) toplumun sağlığını korumak mecburiyetindedirler. 

İktidarda olanlar, milletin kendilerine verdiği yetkiyi hırslarına kapılarak kullanmamalıdırlar.  

Devleti temsil edenlerin temel görevi, halkın maddi ve manevi sağlığıyla ilgili elverişli ortam hazırlamaktır. 

Herkes kendi işine bakmalıdır...Vesselam.

 

Yorumlar