1236 Defa Okundu

Öncelikle her türlü ilişkinin temelinde bir sevgi, saygı, derinlik, genişlik, kalite, adalet ve güvenin yer aldığını söylemeliyiz. Bir ilişkinin sürdürülebilir olması ise içinde her unsurdan ne kadar olduğuna bağlı. İnsanı ve toplumu bir arada tutan da geleceğe umutla bakmamız noktasında bizi motive eden de sahip olduğumuz bu ilişkilerden aldığımız tatmin. Ayakta durduğumuz zeminin adı ilişkidir. Ülkenin ayakta durduğu zeminin adı da ilişkidir. İlişkinin temelinde ise çıkar değil, üslup ve anlamlı eylem yatar.    

Belki en başta kişinin kendisi ile ilişkisini ele almalıyız. Kendimiz ile barışık mıyız? Kendimizden beklentilerimiz nedir? Bu beklentileri karşılayabiliyor muyuz? Başkaları ile kendimizi gerçekleştiremediğimiz için mi didişip duruyoruz? Yüz kitap daha okumuş olsaydık veya on ülke daha gezmiş olsaydık yine aynı kişilerle mi kavga ederdik? Sosyal medyayı yine aynı biçimde mi kullanırdık? Kişiliğimizin yüzde kaçını tanıyoruz? Kendimizi nasıl geliştirebiliriz? Bizi kendimizle kim tanıştırıyor?

Ailevi ilişkiler çoğu zaman diğer bütün ilişkileri de belirler. Annemiz, babamız, kardeşlerimiz ve çocukken yaşadığımız her şey bizi hayat boyu takip eder. Çoğu kişide aidiyet duygusu zamanla kendiliğinden oluşur. Bazen de oluşmaz bu duygu ve derinleştiremeyiz ailevi ilişkileri. Bazı kişiler ailede bulamadığı sıcaklığı bir yabancıda bulabilir. Ama bu kişilerin sayısı çok değildir. En genel kanı: Kişi kendini bir aileye ait hissediyorsa bir şehre bir bölge veya ülkeye de daha kolay bağlanabilir.

Öğrenci öğretmen ilişkilerinin formatı yaşadığımız bu bilim, teknoloji ve online ders çağında ne kadar değişti? Özünde ne var bu işin? En temelde saygı var sanki. Çünkü saygı öğrenmenin ciddiyetinin bozulmaması ve ilişkinin devamı için gerekli. Öğrenci ne kadar saygılı olmalı ise öğretmen de o kadar adil, kaliteli ve güvenilir olmalıdır. Sorumluluğun çoğu öğretmene veya öğretene ait görünmektedir. Tabi ki iki tarafın da sorumlu olduğu şey sevgi. Eğitim saygı ile başlar sevgi ile devam eder.     

Politikacı seçmen ilişkileri bir kısır döngüden ibaret değil midir? Seçimi kazanmak için kırk takla atan bir milletvekilinden halkın beklentisi nedir? Halka hizmet etmesi mi? Görünen o ki halkın tamamının böyle bir beklentisi yok. Yoksa politikacılar bu baskıyı hissederdi. Bence tersine bir durum var. Güçlü bir makama geçip cebini doldurmayanı adam yerine koymayan önemli sayıda insan var bu ülkede. Sanki, cebini doldurmayı önceleyen politikacı bizden biri olduğunu ispatlamış oluyor. 

Esnaf müşteri ilişkileri online platformlara taşındı ama güven ve kalite yine ön planda. Kalite ve güvenin yerini fiyat-performans alıyor diyen de var. Belki bunun nedeni bu ilişkilerin online ortamlarda yeterince derinleşememiş olması. Online alışveriş çayını içtiğimiz ve sorunlarını dinlediğimiz esnafla ilişkimiz gibi olmuyor. Hangi esnafın daha fazla desteklenmesi gerektiğini maalesef bilmiyoruz.  Bu platformlar çok hızlı gelişiyor olsalar da henüz karşılıklı güven ve empatiyi test edecek kadar gelişmedi.

Uluslararası ilişkilerde derinlik, genişlik, kalite ve güven nerede? Mevcut durumda ne komşularımızla ne NATO, AB, Rusya, Türk ya da İslam dünyası ile anlamlı bir ilişkimiz yok. Sebep ne? Sebep anlamlı ilişkinin nasıl olması gerektiğini henüz bilmiyor olmamız. Ülkeler arası ilişkilerde de tıpkı insanlar arası ilişkiler gibi sadece çıkar değil doğru bir üslup ve anlamlı eylemlerle başarıya ulaşılır. Kant’ın da dediği gibi siyaset ahlak olmadan bir adım bile atamaz. Hareketsizliğimiz bundandır.   

Yorumlar