3564 Defa Okundu

 

Deizm, İslam’a göre kafirliktir.     

Yani sadece Allah’a inanmak, yeterli değildir.

Çünkü, imanın şartı 6’dır.

Allah’a inanmak,

Peygamberlere inanmak,                                  

 Meleklere inanmak,

Kitaplara inanmak,

Kadere inanmak  ve

Ahiret gününe inanmaktır.

Ahiret günü ki, insanlar tekrar dirilecek,                     

İlahi adalet önünde hesap vereceklerdir.                                         

Peygamberler içinde,  

Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya inanmayan da kafirdir.

Bu şartların birini bile inkar küfürdür.

                ***

Deistler, Allah’a inanıp, Peygamberlere inanmayandır.

Türk ilahiyat fakültelerinde ,

Bazı öğrencilerin deist olduğu söyleniyor.

Az da olsa, bu tür kişilerin olması beklenir.

Çünkü, ilahiyat fakültelerinin hem müfredatı,

Hem de öğretim kadrosu İslam dışı inançlara zemin hazırlamaktadır.

               ***

Devlet olarak 1946 yılında Amerika’nın boyunduruğuna girdikten sonra,

Türk milli (!) eğitimine ABD el koydu.

Fullbrigith anlaşması ile bir komisyon kuruldu.

Bu komisyonda, 2 MİT elemanı (bunlar da zaten ABD’cidir),

2 CIA elemanı ve başkan olarak da ABD büyükelçisi vardır.

Bunların altında onlarca komisyon kurulmuştur.

Türk çocuklarının eğitimi bu komisyonlardan geçti.

Biz de aynı fabrikanın ürünüyüz.

     ***

Amerika, 1949 yılından sonra din eğitimi için,

Kuran kurslarına izin verdi.

Yüksek öğretim için de ilahiyat fakültesi açıldı.

İslam’ın baş düşmanı İnönü ve Batı emperyalizminin anası ABD,

Bu fakülteyi açmaya karar verdiler.

İslam’ı  bozmak için, zaten tanzimat teşkilatı kurulmuştu.

Sonra Mısır’da El Ezher’i iğfal ettiler.

Mason ve İngiliz ajanı hocalar tayin edildi.

İdareyi ve tedrisatı onlar ayarladılar.

Yani İslam’ın içini boşalttılar.

Türkiye’de de tevhidi tedrisat kanunu ile din mektepleri kapatılınca,

Millet gene de ilmihallerden ibadetini yapmaya devam etti.

Ama bu da bozulmalıydı.

Onun için özel hazırlanmış, Oryantalist (müsteşrik= doğucu )

Misyoner Prof.’lar devreye sokuldu.

İlahiyat fakültelerine, felsefeci (Batı) ve Mason hocalar tayin edildi.

Bunlar, referans olarak müsteşrikleri (misyoner) aldılar.

İlahiyatlarda bunları kaynak göstermeyenleri Doç. veya Prof. yapmadılar.

Bunlar haşa Allah ve Peygamberimizin adını saygısızca kullandılar.

Hasılı, Hıristiyanların istediği şekilde bir İslam alimi yetiştirmeye çalıştılar.

Bu din siyaseti, emperyalizmin geleceğini hazırlamaktaydı.

          ***

Bu gün, ilahiyatçıların bir kısmı, Peygamber Efendimizi (sav) dışlayan,

Ehli sünneti reddeden bir inanç sapıklığı içindedirler.

Tabii ki, bunların yetiştirdiği, öğrencilerin bir kısmı da deist olur.

Bunun için ilahiyat fakültelerinde eğitimin, 

Ehli sünnet vel cemaat esasına  göre düzenlenmesi farzdır.

Artık kendi silahımızı yaptığımıza göre,

Eğitimimizi de kendi milli menfaatlerimize göre yaparız. İnşallah...

 

Yorumlar