“İkna odası” Atatürkçülüğü

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na getirilen bir orgenerali akrabalarından bir beyefendi sosyal medyada anlatırken şöyle diyordu: “Sevgili kardeşim, amcaoğlu Org. …. …. Hava Kuvvetleri Komutanlığına atanmıştır. Katıksız bir Atatürkçü olan Org. …. …. 'ü tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Allah utandırmasın..!”

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na getirilen bir orgenerali akrabalarından bir beyefendi sosyal medyada anlatırken şöyle diyordu:

“Sevgili kardeşim, amcaoğlu Org. …. …. Hava Kuvvetleri Komutanlığına atanmıştır. Katıksız bir Atatürkçü olan Org. …. …. 'ü tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Allah utandırmasın..!”

Dilekler güzel, elbette Allah kimseyi hiçbir surette utandırmasın... Amin.

Lâkin bendeniz bu tür söylemleri uygun bulmuyorum... Paşamızın ille de mecburmuş gibi Atatürkçülüğü vurgulanacaksa; sadece “Atatürkçü bir askerdir” denilmesi yeterli ve daha samimi olurdu. Hattâ bu kadarı bile laf israfıdır çünkü zahiren de olsa “Atatürkçü” olmayan bir bürokrat yoktur.

Hacılar bilir. Hac için Mekke’ye girerken pasaportlara bir kez daha bakılır. Hem hac vizesi, hem de Müslüman olup olmadığınız yeniden kontrol edilir ve tabi zahirendir bu kontrol. Türkiye bürokrasisinde de hasseten yüksek mevkiler için “Atatürkçülük” böyledir. Atatürkçülüğünüz yoksa demiyorum, zayıfsa bile o mevkiye gelemezsiniz...

Fakat “Katıksız” dediğinizde istismara açık bir alan açarsınız. Netekim, konuyu haberleştirenlerin bir kısmı anında istismar etmişti...

Bu ülke iyice tuhaflaştı. Batı bize kıçıyla gülüyor... Yahu düşük kadın denilecek kadar açık saçıklar, LGBT gibi zıvanadan çıkmış insanlar “etkinlik” yapıyor, ellerinde “kıyafetime karışma” ve yanında da “Atatürk’ün askerleriyiz” pankartları var!. Gel de çatlama...

Atatürkçülük buysa, geri kalanlar, meselâ sarıklı, takkeli, cüppeli, başörtülü, çarşaflılar Atatürk düşmanı ilân edilecek elbette...

On yıllarca yaşamadık mı bunu? Keyfe má yeşâ kıyafetlerimize hattâ ibadetlerimize dahi karışıyor, çocuklarımızın okuma haklarını bile ellerinden alıyorlardı...

28 Şubat askerleri de bunların kankalarıydı. Okulu birincilikle bitirmiş diploması verilmiyor, hattâ ağzı kapatılıp tartaklanıyordu...

“Atatürkçülük” neydi, nasıl bir ucubeydi de bu denli istismar edilebiliyordu? Aslına bakasanız, evvel yoğ idi, yeni çıktı.. Fakat o kadar da yeni değil. Cumhuriyet tarihimizde bile pek yeni...

Atatürkçülük zorla giydirilen deli gömleği, «Kemalizm», Atatürk’ün vefatından sonra Yahudi asıllı Moiz Kohen’in aynı isimli ve içindeki bir bölümün başlığı “Kahrolsun Şeriat” olan kitabı referans alınarak fabrike edilmiş olan Atatürkçülük ideolojisidir.

Herifin takma adı buram buram Oğuz Türk’ü kokan Tekin Alp’ti. (Munis Tekinalp’i de kullanmış: Bknz. Liz Behmoaras; Bir Kimlik Arayışının Hikâyesi, Remzi Kitabevi.) Cumhuriyet Gazetesi ilk sahibi Yunus Nadi’nin yakın arkadaşı, Kürt yahudisi Ziyâ Gökalp’in ve böyle pek çok şaibeli ismin de yoldaşıdır...

Konu fevkalâde mühim aslında... Atatürk’ün resimlerini kaldırıp paralara kendi resimlerini bastıran İnönü’nün (şeflik) döneminde «Kahrolsun Şeriat»çiler Atatürk maskesi ile saklanıp katı İslâm düşmanlığı yapmadılar mı?

El’ân çektiklerimiz, merhum Menderes sayesinde başımızın üstünde Demokles’in Kılıcı gibi sallanan 5816 sayılı kanun... Hepsi aynı zihniyetin ürünü değil mi? Dahası için Eşref Edip’in (Fergan) «Kara Kitap» ına bakılabilir...

Eskiler “Biz Mustafa Kemal’i sever, Atatürk’ten nefret ederiz” derlerdi. Dedirtenler ise, işte bu lâ’net İslâm düşmanı «Kahrolsun Şeriat»çıların takipçileriydi... İşte bendeniz, bu nedenle bu sefil ve suî Atatürkçülüğe “İkna odası Atatürkçülüğü” diyorum. 

Yorumlar