764 Defa Okundu

İnsan, hayat, olay ile zaman ve mekan ilişkisini anlamlandıran, mevcut zaman, olay ve mekanın çok ötesine uzanımlandıran hayati iki önemli özelliktir.

O halde idrak nedir ve tezahürü nasıldır? Sorusunun anlamlı, gerçekçi ve geçerli izahatını yapmak elzem olmanın ötesinde zarüret içermektedir.

İdrak: Olaylara ve olgulara karşın fiziksel tepkimenin akıl, bilgi, tecrübe, sekinet ve ilkeler eşliğinde analiz kabiliyeti anlamı içermektedir. Böyle bir kabiliyetin kötü niyet ve kişilerin taarruz ve yönlendirmelerine karşın emniyet supabı ve kişinin her türlü imha ve idlafının yine emniyet kemeri anlamını ihtiva etmektedir.

Bu tespitin pekişmesi anlamında idrak bozukluğuna da bir iki atıf yapmanın gerekliliği yadsınamaz şekilde karşımızda durmaktadır. İdrak bozukluğu; kişileri, olayları, zaman ve mekanı olan ve olduğu haliyle değil çok daha farklı, aykırı ve gerçeklik ile ilişkisi kopuk bir yorumlama durumudur. Bir başka deyişle aldatılma, kandırılma, yönetilme ve yönlendirilme marazıdır.

Olayın ikinci sac ayağı olan müdrik'in tanım ve işlerliğine dair izahatımızı ortaya koymuş olmanın hemen akabinde zamanımız içerisindde cereyan eden olayların idrak ve müdrik ilişkisinden yana zayıflık ve zaafiyeti dolayısıyla toplumsal buhranımızın sebep ve sonuçlarını da anlamlandırmış olacağız.

Müdrik: Zaman, mekan, insan, olay, komut, seyir ve benzeri bütün olay ve olguları sezgisel, yorumsal, analitik olgunluk ve nihayetinde murad edilene kavuşmuş kişi anlamını içermektedir.

Bir başka deyişle zamanı, mekanı, olay ve aktörlerin ham ve işlenmemiş halini işleyebilen, yönlendirilmiş şekliyle değil de yukarıda bahsini yaptığımız gibi akıl, bilgi, bilim, tecrübe ve sekinet paradigmaları eşliğinde doğru bir uzantıda analizini yapabilen bir meziyettir.

İdrak ve dolayısıyla müdrik kişinin keskin, net ve kalın çizgilerle tanım ve izahatını yapacak olursak müdrik; bilge, yetişmiş, olgunlaşmış ve müteessir olabilmenin ötesinde tesir edebilen kişi tanımının kendisidir.

İdrak ve müdrik ilişksinin günümüz karşılığı olan farkındalık, olanın olduğu gibi değil perde arkasını okuyabilme ve çıkarılan sonucu zaman ve mekanın ötesine taşıyabilme faziletidir. Aynı zamanda feraset ve basiret ile kurulan ilişki ile daha büyük bir muhteviyat kazanan bu uzanım, mevcut zamanın, mekanın ve toplumun anlam ilişkisini zamanın çok daha ötesine taşıma, gelişim ve dönüşümünün de başat aktörüdür.

Toplum olarak içerisinde bulunduğumuz aymazlığın, açmazın, aldatılmışlık, kullanılmışlık ve hiçsizliğe denk düşen aşağılanmanın tek gerekçesini idrak ve müdrik ilişkisinden yana fakirliğe bağlamışlık, abartı olmasa gerek diye düşünüyorum.

On beş asır boyunca aynı terane, mizansen, mit, hikaye, menkıbe, efsane ve safsatalar ile aldatılan toplumların tek ve en öldürücü dezavantajı, yazımız boyunca izahını yapmaya çalıştığımız erdem, değer ve zaruri gereklilikler ile kurdukları ya da kuramadıkları ilişkinin dramatik tezahürüdür.

Bütün bunların yanı sıra bir de yapay din ve değerler silsilesinin toplumun kahirekseriyeti tarafından satın alınmışlığı, yıllar içerisinde değil aynı yalanı aynı gün içerisinde defalarca yutmuşluğun verdiği utanç ve kahredici durumu rutin haline dönüştürmektedir.

İşte bu sebepledir ki algı operasyonunun kitle üzerinde ki yıkıcı boyutları ile birlikte opere edenlerin hanelerine aynı büyüklükte devasa kazanımları sağlamanın da etkin faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hülasa!
Toplum olarak idrak ve farkındalık gücümüz ve potansiyelimizi olması gereken seviyeye çıkararak operasyon yapan elleri kıracak ya da içerisinde bulunduğumuz onursuzluk, gurursuzluk ve kimliksizlik ağırlığını tüm utanç vericiliğine rağmen boynumuzda taşıyacağız.

Yorumlar