25 °c

“Hoşgörü” İslam’da hiç olmadı.

Önceki gün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan kilise temel atma törenindeymiş. Haberim yoktu; basından duydum. Besmeleye atmış temeli. “Besmeleyle Kilise temeli atmak garip değil mi?”

Besmele ile kilise temeli atmak da, kilise açmak da garip değildir. Besmele ile Kilise de açılır Havra da...

Müslümanların hükmettiği bir alanda, başkalarının inandığınca yaşaması İslam'ın şartıdır, Müslüman'ın üzerine görevdir. Sanıldığının aksine burada bir "hoşgörü" de yoktur. Aslında hoşgörü nahoş bir ifadedir. Hoşgörüde, hoş gören ve hoş görülen vardır. Hoş gören öznedir; hoş gördükleri ise nesnedir. Hoş gören muktedirdir; hoş görülen ise aciz. Hoş gören kendisini baştan üstün bir yere koyar, hoş gördüğünü aşağı yerde tutar.

Oysa Kur'an müslümanı "ötekiyle" ilişkilerinde özne-nesne ilişkisine çağırmaz; özne-özne ilişkisine çağırır. Farklı olanların ilişkilerini düzenleyen ayet “li tearefû…” der. Yani "tanışasınız diye…” Tanışma iki özne arasında gerçekleşir. Öteki de öznedir, beriki de… Tanışan taraflardan herhangi biri, diğerini aşağı bir yere koyarak, nesneleştirerek tanımlamaya kalkmaz. “Hoş görülecekler” sınıfına sokmaz.

Ne var ki, zihnimizde yer etmiş,  ötekini küçümseyen, baştan nahoş gören bu hoşgörü şablonu yüzünden, Kilise açmayı dinden bir kaçamak olarak görüyoruz; sanki haram bir işin başındaymışız gibi "Bismillah" dememizi garip buluyoruz.

Aksine, açan mümin ise Allah'ın izniyle açar kiliseyi. Hatta, Allah'ın emriyle açar. Mümin, ahlakını Allah’a göre ayarlar. Sorumluluğunu yatay düzlemdeki siyasi hesaplara göre değil, dikey düzlemdeki ‘abd’ akdine göre yerine getirir. Bilir ki başkalarının inancını inandığı gibi yaşama hürriyetinin yok edildiği yerde İslam da yok edilir.

Medine, yani Resulullah'ın kendi elleriyle kurduğu ilk medeniyet modeli, çok dinli ve çok kültürlüdür. Ne yazık ki bizim kuşağımız ve bizden sonra gelen kuşak, Türkiye Cumhuriyeti'nin faşizan yöntemden ilham aldığı kurucu ilkelerinin gereği olarak, etnik çeşitliği ve kültürel mozaiği tek tona indirgeme telaşıyla, ötekini de gördüğümüz bakıştan, ötekiyle yaşama deneyiminden mahrum bıraktı bizi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, herkes etnik olarak Türk olmak zorunda ve kültürel olarak devletin çerçevelediği “sünnî Müslüman” tanımı içinde yer almalıydı. “Türkiye'nin yüzde 99'u Müslümandır” cümlesi aslında bu suçun itirafından başka bir şey değildir. Müslümanların yaşadığı yerde, herkes var olur; var olma cesareti ve hakkı bulur. Bunun kökünde, Müslümanların kişisel hoşgörüsü değil, Allah’ın emri vardır.

Herkesin Müslüman olduğu bir yer medeniyet yükümlülüğünü yerine getirememiş bir yerdir. (Bakın, “medeniyet” diyorum, “İslam Medeniyeti” demiyorum; “medeniyet” tanım gereği hakikate teslimiyetle gerçekleşir, o da zaten İslam’dır. Kafası karışıklar için hatırlatayım: Medine'den Yahudilerin sürülmesi Yahudilikleri yüzünden değil, hıyanetleri yüzünden oldu.) Sonuç olarak, gençlerimiz şimdilerde başka bir alternatif göremedikleri için, ötekiyle yüzleşemedikleri için İslam'ı biricik ve mecburi seçenek olarak görüyor. Bu da ağırlarına gidiyor; sorgulamaya başlıyor. Zaten din bilgisi yüzünden yorulmuş oldukları için, dinin kendisine karşı duruyorlar.

İslam'ın kurduğu bir şehirde ya da devlette, Müslümanlar otoriteden/devletten hürriyet bekler; İslam'ı zorunlu kılmasını değil. Bu anlamda, bazıları, kafası tam bu noktada karışık olduğu için, Suudi Arabistan'ı şeriatle yönetiliyor sanır. Hayır, tam aksine... İslam adına baskı yapmak İslam'a aykırıdır, insana da terstir… İnsaniyete aykırı olan İslamiyet’e aykırıdır.

İslamiyet insaniyetin alabildiğince gerçekleşmesi içindir zaten. Velhasıl, besmeleyle kilise açılır. Ne hoşgörüdür bu ne dinlerarası diyalog… Adam gibi adam olmanın icabıdır.

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA YAPILAN YORUMLAR3 YORUM
  • devleti ebed 07 Ağustos 2019 20:48 senai beyin yazdiklarini okudukca basitlesiyor,en iyisi okumamak !

    CEVAP YAZ 0 0 (0) Öne çıkart
  • ahmet yusuf 06 Ağustos 2019 15:12 beyefendi yazınızın birçok yeri İslam a öznel bir bakış açısıyla yazılmış tavsiyem herhangi muteber bir akide kitabını açıp bu yapılan eyleme bakmak olur kolaylıkla bu fiilin ne olduğunu göreceksiniz her konu hakkında yorum yapmanıza gerek yok siz bir İslam alimi değilsiniz ve bu konuda ahkam kesmeniz de gerekmez.İnsana yakışan bilmediği alanda susmaktır

    CEVAP YAZ 0 2 (2) Öne çıkart
    • Misafir 07 Ağustos 2019 18:30 çok doğru, insana yakışan bilmediği alanda susmaktır. Senai Demirci

      0 0

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.