364 Defa Okundu

Şeyḫ el-Ḥācc Bektaş (Sulṭan Ḥācī Bektaş Velî)

Keramet ehli olup saygın bir velidir. Hacet ve isteklerin duaların kabul olduğu bir türbesi vardır. Asrının büyük velilerindendir. Bazı fesad ve kötü iş işleyenler kendilerine Hace Bektaş’a dayandırırlar bütünüyle yalan ve iftiradır.

Hakîkat râhı içre Ḫıżr-ı ‘âlem ola Yoldaşun

Eger fehm itdüñ ise sırrını Sulṭan Bektaş ‘un

Şeyḫ Muḥammed el-Küşteri

Acem diyarlarından Rumeli Anadolu topraklarına gelip Bursa’ya yerleşmişlerdir. Keramet ehli ve cezbeli bir zattır. Duası maḳbûl bir veliyyullâh olan Şeyh Küşteri Hazretlerinin kabri,  de önündeki güzel çeşme de yakın zamana kadar duruyormuş. Maalesef diğer birçok türbe ve kabirler gibi onu da bir gecede yıkmışlar ve yerine bir binâ yapmışlar. Bursa'da "sıra dükkânlar" tabir edilen yerin hizasında bulunan kabrin taşında, "Kutbü'l-‘Ârifîn Gavsü'l-Vâsılîn Cennet-mekân Firdevs-aşiyan Sâhib-i Hayâl Şeyh Muhammed Küşteri" ibâresi yazılı imiş.

Şeyḫ Postinpûş

Acem diyarlarından Rumeli Anadolu topraklarına gelip Bursa’ya yerleşmişlerdir. Keramet ehli ve cezbeli bir zattır. Sulṭan Murad el-Gāzî Şeyḫ  için Yenişehir nâm kasabada bir zâviye binâ etmişler. kabr-i şerîfi bu zaviyededir. Ziyaretgâhtır. Sultan I. Murad: “Şeyh Postinpûş” lâkabıyla meşhur Tebrizli Seyyid Mehmed Hammârî’ye bağlı bulunduğu yolunda rivayetler vardır. Onun adına Bursa Yenişehir’de tekke yaptırmış olması da buna işaret eder. “Şeyh Postinpûş ’un tarikatı kesin olarak bilinmemekle birlikte “Melâmî” olması muhtemeldir.

Hazret-i Şeyḫ Muḥammed el-Cezerî

Kuran Hafızı olup kuranı yedi usulle okumayı bilmesinin yanında Mekke medine ve mısır da pek çok ilim meclislerine katılarak devrinin önde gelen âlimlerinin arasında yer alır. İbnü’l-Cezerî, Dımaşk’ta Emeviyye Camii’nde Kubbetü’n-nesr’in altında kıraat okutmaya başladı. Onun yıllarca sürdürdüğü bu dersleri Endülüs, Yemen, Hindistan, Rum ve Acem diyarından gelen talebelerin ilgi odağı oldu. Kendisine ayrıca Âdiliyye Medresesi kıraat şeyhliği görevi verildi. Sultan Zâhir Berkuk’un atabegi olan Aytemiş’in üstâdüddârı Emîr Kutlubey’in kendisine bazı idarî görevler vermesi üzerine İbnü’l-Cezerî defalarca Mısır’a gidip geldi. İbnü’l-Cezerî, Antakya’da bir müddet kalarak bazı talebelere aşere okuttu; daha sonra Bursa’ya gitti. İbnü’l-Cezerî Bursa’da Yıldırım Bayezid’den büyük ilgi gördü; burada talebe yetiştirmesi sağlandı. İstanbul’a yapılan askerî harekâta katıldı; ardından gerçekleşen Niğbolu Savaşı’nda Yıldırım Bayezid’in beraberinde bulundu. Savaştan sonra Bursa’ya giden İbnü’l-Cezerî burada en-Neşr fi’l-ḳırâʾâti’l-ʿaşr adlı eserini yazdı; Bursa Ulu camii’nde imamlık yaptı. Ṭayyibetü’n-Neşr’i nazmetti. Bu manzumeyi pek çok talebe ezberleyerek kendisinden aşere okudu. Padişahın oğulları Mehmed, Mustafa ve Mûsâ da onun talebeleri arasında yer aldı. İbnü’l-Cezerî, yaklaşık yedi yıl sonra meydana gelen Ankara Savaşı’na Yıldırım Bayezid’le birlikte katılarak esir düştü; ancak onun şöhretinden haberdar olan Timur kendisini huzuruna getirterek ona saygı gösterdi ve ikramda bulundu. Hz. Peygamber’e ulaşan kıraat silsilelerinin en yoğun kesişme noktasında İbnü’l-Cezerî’nin bulunması onun bu ilimdeki haklı otoritesiyle doğrudan ilgilidir. Kabri serahs kentindedir

Yorumlar