808 Defa Okundu

Sur İçi, içinde nice farklı unsurları barındıran ve onlara devlet olan bir beldedir. Yüzlerce farklı meşrebten tarikatlara kendi özelinde ev sahibi yapmış, vefa ehlinin sırhanesi olmaya devam etmiştir. Bu yazımızda Hindiler (Horhor) tekkesini ele alacağız.

Bulunduğu semtten dolayı Horhor Tekkesi olarak da anılan tekke Nakşibendiyye’nin İstanbul’daki en eski faaliyet merkezlerindendir. Hadîkatü’l-cevâmi‘de, Hâce İshak Buhârî-i Hindî’nin arzusu ile Fâtih Mehmed hazretleri tarafından kurulduğu, giderlerinin padişahın vakfından ödendiği, yönetiminin tekke şeyhlerine bağlandığı kayıtlıdır. Aynı kaynakta, Fâtih’in silâhdarı Mehmed Ağa’nın burada hücrenişin olarak yaşadığı, vefatında tekkenin hazîresine sırlandığı, ayrıca XVIII. yüzyılın ilk yarısında Şeyh Türâbî-i Hindî’nin meşihatı sırasında, Üsküdar’daki Hindîler Tekkesi’nin bânisi ve ilk postnişini olan Şeyh Seyyid Feyzullah Efendi el-Hindî’nin  (v. 1161/1748) talebi üzerine Sadrazam Yeğen Mehmed Paşa tarafından gümrükten bir miktar günlük gelir sağlandığı belirtilmektedir. Öte yandan, Küçük Abdal tarafından 888 (1483) yılında kaleme alınan ve Otman Baba’nın menâkıbını içeren Vilâyetnâme-i Şâh’ta Otman Baba’nın İstanbul’dan geçerken Hindîler Tekkesi’ni ziyaret ettiği yolundaki rivayet dikkat çekicidir. Otman Baba gibi ileri gelen bir Kalenderî şeyhinin Hindîler Tekkesi’ni ziyaret etmesi, bu dönemde Nakşibendiyye’ye mensup seyyah ve mücerred dervişlerin Kalenderî eğilimlere sahip bulunduğunu düşündürmektedir.

Tekkenin, kuruluşundan XVIII. yüzyıla kadar uzanan dönemine ilişkin hemen hiçbir şey bilinmemektedir. T. Zarcone, Cemalettin Server Revnakoğlu’nun İstanbul Divan Edebiyatı Müzesi Arşivi’nde bulunan Hindîler Tekkesi’ne ait dosyasındaki bilgilerden ve tekkenin hazîresindeki mezar taşlarından hareketle XVIII. yüzyıldan tekkelerin kapatıldığı 1925’e kadar meşâyih listesini şu şekilde tesbit etmiştir: XVIII. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı anlaşılan Şeyh Türâbî-i Hindî, Şeyh Feyzullah Murtaza Efendi(v. 1198/1783-84), Üsküdar Karacaahmet’te Miskinler Tekkesi Mescidi’nin arkasında gömülü olan Şeyh Hasan Efendi, aslen Hindistan’ın Murâdâbâd şehrinden olan ve Açıkbaş lakabı ile tanınan Şeyh Abdullah-gâh Efendi,Şeyh Hindî el-Hâc Hüseyin Efendi, Şeyh Hacı Ali Ömer Şah, Şeyh Seyyid Abdurrahman Efendi, Şeyh Esrar Şah, Şeyh el-Hâc Mâlî Şah Abdullah Hindî, Şeyh el-Hâc Ali Mahbûb Şah Efendi Dihlevî, Şeyh Hacı Ahmed Efendi, Horhor Baba olarak tanınan ve 1288’de (1871) tekkenin meşihatına getirilmesi çeşitli tartışmalara yol açan Şeyh Hindî el-Hâc İbrâhim Hakkı Efendi, Şeyh Fâzıl Ahmed Efendi, Fâzıl Ahmed Efendi’nin oğlu Şeyh Hasan  şık (v.1905), Fazıl Ahmed Efendi’nin diğer oğlu Şeyh Abdülaziz Efendi (v1915), Hindî Baba Şeyhi lakaplı Şeyh Abdullah Efendi, Afgan kökenli olan ve daha önce Üsküdar’daki Afganîler Tekkesi’nin meşihatını üstlenmiş bulunan Şeyh Hacı Mehmed Efendi ve son postnişin Şeyh Abdurrahman Riyâzeddin Bâbür Efendi b. Nâzıreddin el-Hindî

(v. 1966) Şeyh Riyâzeddin Bâbür Efendi, anayurdu olan Hindistan’ın tanınmış âlimlerinden Mevlânâ Muhammed İbrâhim’den hadis okumuş, tahsilini Kahire’deki Ezher ve Bağdat’taki Nu‘mâniyye medreselerinde sürdürmüş, daha sonra Kudüs’te Bâbü’z-Zâhiriye yakınındaki Hindîler Tekkesi’ne (Tekyetü’l-Hunûd) şeyh olmuştur.

Yorumlar