2684 Defa Okundu

Ayasofya’nın cami olarak aslına dönüşmesinden rahatsız olan çevreler Gerçek Hayat adlı bir derginin“Hilafet için toparlanın” başlığı üzerindeninsafsızca rejim yaygarasına başladılar.

Nihayetinde bu başlığı atan bir dergi. Bir derginin başlığı bu kadar gündem oluşturup tartışmaya neden oluyorsa bunun altında iyi niyet aramak abesle iştigal olur.

Ben Ayasofya hazımsızlığının dışa yansıması olarak düşünüyorum!

Sanki hilafetin hayata geçirilmesiyle saltanat yeniden ikame edilecek cumhuriyet rejimi ortadan kaldırılacak. İnsan bu kadar ülke gerçeklerinden uzak olamaz!

Bu ülkede saltanatın cumhuriyetin yerine ikame edilmesinin gerçeklerden çok çok uzak olduğunu aklı selimherkes bilir. Hilafet isteyenlerin saltanat istediğine bugüne kadar şahit olmadım, bundan sonra da olacağımı tahmin etmiyorum.

Saltanata karşı olmayı anladık ve buna bir itirazım yok;ancak, hilafete neden karşı olunur bir türlü anlam veremiyorum. Hilafet ayrı şey saltanat ayrı şey!

Hilafetin tarihsel sürecine girmeden, bugün itibariyle “Halifelik” kurumunu kimlerin ve neden istemediği; kurumun dünya Müslümanlarının içinde yaşadığı bunalımlara ne ölçüde çare olabileceği üzerinde durmaya çalışacağım.

Yazı içeriğinde yer alan açıklamalar hiçbir kişi ve kurum adına düşünce beyanı olmayıp Müslüman bir vatandaş olarak kendi düşüncelerimin yansımasıdır.Düşüncelerim doğru veya yanlış görülebilir; ancak, kesinlikle samimi ve Allah(cc) rızası önceliklidir.

Halifelik, bir Müslüman olarak benim için çok önemli bir kurum olup yeniden hayata geçirilmesini arzu ediyorum.

-Halifeliğe kimler karşı olur?

Müslümanların birliğini istemeyen, İslam ülkelerindeki zenginlik kaynaklarını sömüren ve böyle bir birliğin olmasının kendi çıkarları için olumsuz bir sonuç doğuracağını düşünen emperyalist güçler, Halifeliğe karşı olur!

Daha da derine inersek, hiçbir dünyevi menfaati olmasa bile Yahudiler, Hıristiyanlar; “Hak” ile “Batıl”ın mücadelesinde “Batıl” tarafında yer alanlar, Halifeliğe karşıdır ve Halifeliği istemezler!

Ülkemiz ekseninde düşünüldüğünde yukarıda adlarını saydığımız güçler böyle bir kurumun yeniden ayağa kalmasını hiç mi hiç istemezler!

Onlar için en büyük düşman bugün itibariyle Türkiye ve Türklerdir. Çevremizde yaşanan savaşlar ve iç karışıklıkların gerçek sebebi genelde İslam özelde Türkiye’dir.

Kendi içinde istikrar ve barışı sağlayamamış birbiriyle uğraşan insan ve kurumların olduğu bir ülke olmasını isterler. Bunun içinde her türlü kalleşliği, düşmanlığı yapıyorlar, yapmaya da devam edecekler. Bu kıyamete kadar sürecek bir mücadeledir.    

Hani, bizim Anadolu’da; “Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar” diye bir söz vardır. “Halifelik” bizim ülkemizde faaliyetine devam ederken ilga edildi, düştü; bugün veya yarın düştüğü yerden kalktığını ve kurumsal bir yapı olarak dünya Müslümanlarının birliğini sağlamak üzere faaliyetine başladığını, varsayalım:

-Müslümanların savunma, ekonomi, eğitim, bilim, zenginlik kaynaklarının kullanılması gibi teşkilatlanmalarına öncülük etse bazı yaptırımları uygulama gücüne sahip olsa bunu hangi Müslüman istemez?

Yukarıda açıkladığımız gibi bazı kesimler istemez; onların istememelerinin kendilerine göre geçer gerekçeleri olmakla birlikte kendilerini Müslüman olarak tanımlayanlar niye Halifeliğe karşı olurlar anlamak mümkün değil!

Aslında anlıyoruz anlamasına da bir de kendilerini Müslüman hatta dindar olarak tanımlamaları var ya bazı şeyleri söylememize engel oluyor!

Bazen şöyle düşünüyorum: Karaman sınırları içinde yer alan Karadağ’ı ve çevresini içine alan bölge Halifeliğe tahsis edilse Halifelik kurumun bünyesinde çeşitli birimlerin yanında bir bilim üniversitesi kurulsa burada İslami ilimlerin yanında pozitif bilimler, yönetim bilimleri eğitimi verilse tüm İslam ülkelerinin din adamları, yöneticileri hatta komutanları burada yetiştirilse güzel olmaz mı?

Hem de nasıl güzel olur! Böyle bir birlik İslam dünyasının huzuru için çok önemli olduğu gibi tüm insanlığın huzuru için de önemlidir. Doğrusu dünya insanının bu birliğe ihtiyacı var.

Bu yazıyı okuyunca ne kadar da güzel hayal kurmuşsun diyebilirsiniz. İnanın bunun hayalini kurmak bile beni derinden heyecanlandırmaktadır.

Sembolik bile olsa “Halifelik” kurumunun düştüğü yerden kaldırılması her türlü olumsuz şartlara rağmen elzem olup toplum olarak kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım günlük sistem çekişmelerinden bağımsız olarak Halifeliğin hayata geçirilmesine destek olmalıyız.

Sonuç olarak halifeliğin saltanatla karıştırılmasını kasıtlı buluyor, tartışmaların yandaşlık ve karşıtlığı keskinleştireceğini düşünüyorum.

Yandaşlık ve karşıtlık durumu insanınsağlıklı düşünememesinin önündeki en önemli engellerden biridir.

Yüzde doksanın kendisini Müslüman tanımladığı bir ülkede Müslümanların birliğini sağlayabileceğine inanılan bir kurumun istenilmesi nasıl suç olur,anlayan varsa söylesin!

Açık açık söylüyorum; ben halifeliği istiyor saltanatı istemiyorum!

Yorumlar