1224 Defa Okundu

İlim şehrinin kapısı olan Hz. Ali Efendimizin şehadeti Ramazan ayında gerçekleşti. Yine bu ay üzerinde dikkatle düşünmemiz gereken bir diğer husus bu ayda Efendimize, ashaba onların şahsı manevisinde bizlere Bedir Zaferi’nin lütfedilmiş olmasıdır.

Ve hemen ardından yoğunlaşmaya mecbur olduğumuz diğer konu ise Mekke’nin Fethi ve Kabe’nin putlardan arındırılmasıdır.

Bu üç önemli olay bizlerin bu bereketli manevi mevsimde kendimizi ne kadar laboratuvara aldığımızın göstergesidir.

Mesele ciddidir.

Hayatidir.

Kendimizi hesaba çekerek bir ‘Ramazan idraki’ oluşturamadığımızdan dolayı Ramazanlar gelip geçiyor ama bizler aynı kalıyoruz.

Bizden geçip gitmesi gereken kötülükler gitmiyor, inadına kökleşiyor.

Parlayıp güzelliği ile gözlerimizi ve gönlümüzü kamaştırması gereken yanlarımız ise silikleşip kayboluyor.

Bu kendi Bedir Savaşımızı kazanamadığımızın göstergesi…

Kendimizi Mekke’mizi fethedemediğimizin acı bir sonucu…

Kabe’nin putlarını kırmakla görevli Hz. Ali Efendimizin ne doğumu, ne yaşayışı ne de şehadeti üzerinde bir tefekküre ulaşamamış olmamız ise ibretlik felaketimizdir.

Ne kadar dövünsek yeridir.

 …

Gönlümüzü açıp aklımızı işlettirecek Hazreti Ali Efendimizin dörtlü bir anlatımını sunuyorum.

Bir gün sordular, "Ya Ali! İman nedir?"

Şöyle buyurdu: İman dört direk üstünde durur: Sabır, yakîn, adalet, cihad.
Sabır dört kısımdır: Özlem, korku, çekinmek, tetikte durmak.

Yakîn de dört kısımdır: Akıllılık, hikmeti yormak, geçmişlerden öğüt almak, geçenlerin yolunu yordamını izlemek.

Adalet dört kısımdır: Anlayışta derine dalmak, bilgide derin olmak, aydın hükümle karara varmak, bilimde direnmek.

Cihad dört kısımdır: Doğruyu buyurmak, kötülüğü nehyetmek, gerçek işlerde doğru olmak, gerçeğe uymayanlara düşmanlık gütmek.

Haydarı Kerrar İmam Ali bizlere küfrü anlatırken yine dörtlü sistemi kullanıyor.

Dinleyelim.

Küfür dört direk üstünde durur: Doğru olmayan şeylerde derine dalmak, kavga yolunun tutup ululanmak, gerçekten sapmak, aykırı yol tutmak.

 

Şahı Velayet Hazreti Ali (ra) bize şüpheyi de dört direk üstünden anlatıyor: Bâtıl üzere savaşmak, korkmak, işkile düşmek, sapıklığa teslim olmak.


Beş yaşından itibaren Peygamber evine gelip Fahr-ı Kâinat Efendimizin eğitiminde yoğrulan ve her anını neredeyse O’nunla geçiren, hayatının hiçbir döneminde putlara tapmayan yüzü keremli Hazreti Ali Efendimizin şu tarifi gönüllerimize kazınmalı.

İslam teslim oluştur; teslim oluş yakındır; yakın gerçeklemektedir; gerçeklemek ikrardır; ikrar emre uymaktır; emre uymaksa o emirleri yerine getirmektir.

Kendisine imandan sorulduğu vakit bu defa üçlü bir anlatım ile şöyle buyurdular:
"İman gönülle tanımak, dil'e ikrar etmek, aza ile de kullukta bulunmaktır.


ÜÇ TÜR KULLUK:

Son olarak Yüce Rabbimizden Hazreti Ali idraki lütfetmesini dileyerek onun üç tür kulluk tarifini verelim.

Bir tür:  Sevab için Allah'a kulluk eder; bu kulluk, tacirlerin kulluğudur.

İkincü tür: Allah'a korkudan kulluk eder, bu da kölelerin kulluğudur.

Üçüncü tür ise; Allah'a şükrederek kullukta bulunur; işte hür kişilerin kulluğu budur.

İyi bayramlar diliyorum.

Ya selam!

Yorumlar