22 °c

Hayır ve ötesinin kirli oyunu (II)

AK Parti kadroları artık yenilenecek.

 Recep Tayyip Erdoğan'ın uzun zamandan beridir böyle bir planı vardı. Düşünün, Abdullah Gül Gezi Parkı, internet yasakları gibi pek çok olayda Erdoğan'ın karşısında durdu. Ahmet Davutoğlu ise Erdoğan'ın o kadar uyarılarına rağmen gidip Avrupa'yı muhatap aldı. Öyle ki Avrupa 'bundan sonra muhatabımız Davutoğlu' demeye başlamıştı. Böyle bir durumda, kurucusu olduğu partisine müdahale şart oldu. Kadrolar yenilecek. Çünkü AK Parti'nin şu anki kadroları eskisi gibi heyecan vermiyor. Oturduğu yerden takılıyor çoğu. Bir de buradan şimdilik açıklamayacağım çok özel bir neden var...

Davutoğlu, Kılıçdaroğlu ve ben...

Kılıçdaroğlu'nun mitinglerine  birkaç yıl önce defalarca katıldım. Çamur siyaseti yaptığından beri CHP'nin hiçbir davetlerine icabet bile etmedim. Bu kesinlikle yandaşçılıkla yadırganmasın. Ben doğrudan, dürüstlüklerden yanayım. Beni daha önceki gazetelerden tanıyanlar bilir, aynı konularda hem solcu grupları hem de sağcı grupları savunmuş biriyim. Önemli olan, dürüst olmaktır. Ahmet Davutoğlu'yla geçen yıl bir araya gelmiştik. Yanımda bir kişi Ahmet Davutoğlu'na "Erdoğan'a selam söyleyin" demişti. Davutoğlu dalga geçercesine kafasını sallamıştı. O gün sabaha düşünmüştüm, ya bir sorun mu var diye. Sonrasında zaten her şey ortaya çıktı... Siyaset böyle bir şeydir. Bir yükselin, sizin yükselmenize vesile olanı bile unutursunuz. Ne üzücü ki, Erdoğan desteklediği kişilerden aynı vefayı göremedi.


Türkiye ve batı arasında lider farkı...

Emin olun, Gül de Davutoğlu da gelirse, Erdoğan'ın karşısında ancak solculardan oy alabilirler. Çünkü, burası Türkiye, lider kişilik önemli. Bir zamanlar Abdullah Gül Başbakandı, Erdoğan ise cezaevindeydi, fakat gözler Erdoğan'daydı. Bu kez  Erdoğan Başbakandı, Gül ise Cumhurbaşkanıydı ama gözler yine Erdoğan'daydı. Aynı şekilde, Erdoğan bir zamanlar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı; Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Deniz Baykal gibi isimlere rağmen gözler yine onun üzerindeydi. Anlayacağımız, Türkiye'de lider direk yükselemez. Halk arasında kahraman olmak gerekir. Erdoğan'ın belediye başkanlığından beridir yaptıkları ortada.

Trump ailesi büyük genelev işletiyordu ama Donald Trump başkan oldu? Obama ismi bilinmezken, hoop başkan oldu. Bu Obama'nın siyasi dehası mıydı? Değil. Düşünün, Kılıçdaroğlu kasetle geldi; bir ucu Kürt, bir ucu Türk bir ucu da Alevi. Aynı şekilde, Obama'nın bir ucu Müslüman, bir ucu Hrıstiyan, bir ucu da zenci. Her kitlenin oyunu alabilmek için, bu tarz kişiler atanıyor. Acaba kim atıyor, merak ettim!

Erdoğan Bingöl depreminde sabahın köründe geldi...

2003 Bingöl depreminde Bingöl'deydim. 7, 8 yaşlarımdaydım. O geceyi unutamıyorum. Bingöl depremiyle alakalı 2005 yılında bir yazı yazmıştım. Ülke gündemine oturmuştu (Bkz. Deprem yığınlarının arasında sessiz çığlık).

 Çok zorluklar yaşadığım o günleri anlatmaya kelimeler bile çaresiz…

Komşularımı, arkadaşlarımı kaybetmiştim...

Hastaydım, rüya görmüştüm (rüyada evimiz yıkılıyordu), annemler çığlık atınca beni hastaneye götürecekti. Tam da hastaneye gitmek için kapıya çıkmıştık ki çıktığımız an bütün il virane olduğu gibi bizim ev de yıkılmıştı, komşularımı arkadaşlarımı kaybettim...

Çok şiddetli bir depremdi, Amerika 9. 2 tanımladı. Bizde ise Kandilli Rasathanesi 6. 4 ile 6. 8 arasında git gel yapmıştı...

 Yakınlarını kaybeden insanların çığlıkları, kimilerinin gözyaşları…

İnsanın iliklerine kadar hissedilen acıyı, anlatmak mümkün değil. O an hissedilen acı öyle bir acıdır ki son nefesine kadar unutulmayacak kötü bir anı olarak hafızalarımıza kazındı…

 Ne acıdır ki yakınlarını kaybeden anneler ve babaların feryatları, kulakları sağır edecek çığlıkları aklımdan çıkmıyor, çıkmayacakta…

 Bingöl hüngür hüngür ağlıyordu. Gün gibi hatırlarım, 03:27'de deprem oldu, 04:40'da radyoda Erdoğan'ın Bingöl'e geleceği söylenmişti. Öyle de oldu, daha güneş henüz doğmadan Erdoğan Bingöl'e geldi. İşte liderlik böyle bir şeydir. Halkın için gece bile uykunu es geçeceksin.  Gerçekten çok zor günlerdi. Power FM radyoya göre, 17 saat icinde 260 tane 4.5- 6 arası artçı sarsıntı olmuştu. Şimdi gidin Bingöl'e, yerle bir olan Bingöl şimdi yepyeni olmuş. Tam bir yaşam alanı oluşmuş. Birkaç kez bölgeye yazar arkadaşlarla gittim, "ya bu nasıl iş, Karadeniz'de bile bu kadar ağaç yok' dediler. Yüzen adalarıyla, peri bacalarıyla,  yaşam alanlarıyla, eşsiz güneşin doğuşuyla tam bir cenneti andırıyor Bingöl. Ağaçları, yaşam alanlarını yapan bizzat Erdoğan'ın talimatıyla AK Partili belediye. Tarihi ve doğal güzelliklerin çevrelerini restorize edip korumaya alan yine AK Partili belediye. Bingöl ili her daim rekor oyla Erdoğan'ın yanında oldu. Buradan çıkarılacak şey şu, halkla bir olup mücadele edersen çoğu kesim tarafından gerçekten sevilirsin Erdoğan örneğinde olduğu gibi. Liderlik öyle basit bir konu değildir. Öldürün şu adamı diyerek halkın iradesini de  es geçmiş olursunuz. Öyle seçim iptal etmekle, tehdit etmekle, ayaklanma tetikleyelerek, dış güçleri işe serperek aksine seçmenin iradesini es geçmiş olursunuz. Bir gün, gideceğiniz kapı dış güçler değil de, seçmen olursa, kazanmanızı düşünmek içten bile değil. Dürüst olmak gerekir.

Neymiş %51 ile adil seçim olmazmış?

Ya kardeşim %49.9'un hakkı savunuluyor da, neden 50.1'in hakkı savunulmaz? 

- İngiltere'nin Avrupa'dan ayrılması %50.7 ile oldu.


- Atatürk 1 oy farkla kazandı. (Adaylardan Celaleddin Arif Efendi 109, Mustafa Kemal Atatürk ise 110 oy almıştı).

Bu örnekleri misliyle çoğaltabiliriz. Peki neden Türkiye'nin darbe anayasasının değiştirilmesi %51.4 oyla kabullenilmiyor?

Özetle, birilerinin işine gelmiyor...

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.