508 Defa Okundu

Öncelikle Farkındalık- Mutlu Olma Sanatı ve Yaşama Sevinci kitabımla ilgili olarak güzel yorumları ve analizleri için Psikolog Sosyolog Büşra Gümüş’ e teşekkür ederek yazıma başlıyorum. Benimde hayranlıkla okuduğum cümleleri aynen yazıma yer verdim. Beğeni ve istifadelerinize sunuyorum.

“ Modern dünya, karmaşa dünyasıdır. 21. yüz yılda, post-modernite olarak adlandırılan bu çağda insan, 100 yıl önce yaşayan bir insana kıyasla çok daha karmaşık bir dünyada hayatta kalmaya çalışmaktadır. Öyle ki bilim insanları, sanatçılar, sosyal bilimciler ve akademisyenler bu kaos ortamında kişilerin sağlıklı kalabilmeleri adına hiç durmadan çalışır hale gelmiştir. Gittikçe grift bir hal alan aile, evlilik ve arkadaşlık ilişkileri, yoğun iş hayatı, maddi zorluklar, sert toplumsal dönüşümler bir araya geldiğinde içinden çıkması zor bir tablo çizmektedirler. Tüm bunlar tarihin tüm evrelerinde insanlığın baş ettiği sorunlar olsa da, bunların her şeyin çok daha hızlı yaşandığı günümüz dünyasında giderek karmaşıklaştıkları aşikardır.

Tüm bu bahsedilenlere paralel olacak bir şekilde, Amerika’ da gerçekleştirilen 2017 tarihli bir çalışma, 1999 ile 2004 yılları arasında antidepresan kullanan kişi oranının %64 attığını göstermektedir [1]. Bu rakamlar, hayatı karmaşıklaşan kişilerde, mutlu hissetme ve yaşam sevinci kazanma yolunda bir arayışa işaret etmektedir. Ancak elbette bu yolda tek yol antidepresan kullanımı değildir. Psikoterapi, terapi, yaşam koçluğu, yönetici koçluğu gibi profesyonel danışmanlık hizmetlerine ek olarak, meditasyonlar, kitaplar, müzikler, filmler, çeşitli hobiler de iyi hissetmek amacıyla başvurulan diğer yollardır. İşte, Aile Evlilik Çift Terapisti Prof. Dr. Ekrem Çulfa ve Uzman Klinik Psikolog Şakir Ernas’ ın birlikte kaleme aldıkları “Farkındalık - Mutlu Olma Sanatı ve Yaşama Sevinci” adlı kitap tam da bahsedilen yollardan birine başarılı bir örnektir. 

Çalışma; filozofların, psikologların ve sosyologların akademik kaygıyla, duyguları olan her insanın ise gündelik yaşam içerisinde yıllardır peşinden koştuğu mutluluk ve yaşama sevinci kavramlarını, Öz farkındalık kavramını kilit bir noktaya koyarak irdelemektedir. Modern insanın çözümden çok soruna odaklanan, her şeyden çabuk sıkılıp vazgeçen, anı yaşamayı unutan, manevi değerleri arka plana atan durumunu okurun önüne çizip, bunları aşabilmek üzerine kısa, öz ve anlaşılır önerilerde bulunuluyor. Tüm bunlar yapılırken Psikoloji biliminin teorik kavramları gündelik hayattan örneklerle, ünlü hikayeler ve yaşanmışlıklarla somutlaştırılıyor. Bu somutlaştırmalar sayesinde, okur kendi hayatı ile kitapta anlatılanlar arasında kolayca sağlıklı bağlantı kurabilip tavsiyelerin uygulanabilir ve gerçekçi olduklarını görebiliyor.

Çalışma bireysel bir mesele olan mutluluğu ve öz farkındalığı geliştirip kişisel yaşam problemlerine çözüm üretmeyi amaçlıyor. Bunu yaparken, toplumsallığı ve kültürü yok sayan, aşırı bireyci bir yerde durmuyor. Yaşadığımız toplumsallık içerisinde uygulanabilir ve ayakları yere basan bir bakış açısı sunuyor. Bu noktada bakış açısı kilit bir yere sahip. “Daha farklı bakış açıları ve daha farklı deneyimler için etrafınıza bakın. Öncelikle sıklıkla neler duyduğunuzu fark edin ve size yardımı olacak, siz geliştirecek şeyleri duymaya çalışın.” [2] diyor Ekrem Çulfa. Bakış açısını değiştirerek dengeli bir perspektife sahip olmanın iyi hissetmek ve bu yönde hayatı da iyi yönde değiştirmek açısından önemine vurgu yapılıyor.

Psikoloji veya Kişisel Gelişim alanında bir yazında en önemli gerekliliklerden biri insani bir yerden konuşmasıdır. “Farkındalık” tam da bu noktada, okura hayatın her zaman iyi gideceği, güzel olan her şeyin onu bulacağı gibi ütopik ve gerçek dışı bir aldatmaca sunmuyor. Tam tersi, hayatın zaman zaman kötü gidebileceğini, başımıza kötü şeyler gelebileceğini, korkularımız olabileceğini, çaresiz ve umutsuz hislerin içimizi kaplayabileceğini, yardıma ihtiyacımız olabileceğini açık açık ifade ediyor. Bununla birlikte, olumlu düşünerek ruhu ve bedeni güçlendirmeyi aşılamaya çalışıyor [3]. Başına ne gelirse gelsin, ne kadar umutsuz hissederse hissetsin önce bunlarla barışmayı, ardından bunlara olumlu bir yönden bakmayı ve son olarak kaliteli ve mutlu bir yaşam başlatmak için gerekli adımları atmayı okura öğütlüyor.

İyi hissetmenin ve bir cesaret alıp harekete geçmenin bu denli güç geldiği günümüz dünyasında “Farkındalık”, okuruna bir dost eli gibi uzanarak o cesareti veriyor.

[1] https://www.apa.org/monitor/2017/11/numbers

[2] Ekrem Çulfa, İçgörü-Çilingir Kelimeler, Yayınlanmamış, 2017, İstanbul.

[3] Ekrem Çulfa, İçgörü-Çilingir Kelimeler, Yayınlanmamış, 2017, İstanbul.

 

 

Yorumlar