692 Defa Okundu

Hepimizin bildiği gibi hasta yakını olmak fiziksel ve duygusal olarak çok zorlayıcı bir süreçtir. Hasta yakınları çaresizlik, öfke, depresyon gibi duyguları zaman zaman hastadan daha yoğun yaşayabiliyor.

Hastalıkla mücadele dönemlerinde ortaya çıkan olumsuz duygularla baş etmek her zaman kolay olmayabiliyor. Bu durumda kişinin kendisini rahatlatacak uğraşlar edinmesi, gerekirse bir uzmandan profesyonel yardım alması öneriliyor.

Uzman Klinik Psikologlar ve psikoterapistler, korona süreci, kanser gibi ciddi seyreden hastalıklarda hem hastayı hem de yakınlarını bilgilendirmenin önemli olduğunu söylüyorlar.

Örnek olarak ele alacak olursak; kanser olan kişinin ilk hissettiği, öfke oluyor. Hasta yakınlarına bu öfkenin normal hatta sağlıklı bir şey olduğunu anlatıyoruz. Hastalık tanısı alındığında şok, inkâr, öfke, depresyon ve kaygı gibi psikolojik reaksiyonlar sonucu düşünsel ve duygusal denge bozuluyor.

ZORLAYICI BİR SÜREÇ BAŞLIYOR

Hasta yakını olmanın, fiziksel ve duygusal olarak çok zorlayıcı bir süreç olduğunu bilip vurgulamakta yarar var. Hasta yakınları da çaresizlik, öfke, depresyon gibi duyguları zaman zaman hastadan daha yoğun yaşayabiliyor. Depresyon, kendini suçlama, hastaya yardım edememekten kaynaklanan çaresizlik, kaybetme endişesi, yalnız kalma korkusu, ekonomik ya da sosyal düzenin bozulacağı kaygısı gibi çok çeşitli nedenlerden kaynaklanabiliyor.

HASTAYA BAKMA SORUMLULUĞUNU PAYLAŞIN

Hasta birine uzun süre bakmak zorunda kalan kişiler, bu sorumluluğu tek başına üstlenmekten yoruluyor. Bu sorumluluğu, kardeşle ya da başka bir yakınla paylaşmak, gerekirse psikolojik destek almak hasta yakınının süreci daha sağlıklı geçirmesini sağlıyor. Böyle bir olanağa sahip değilseniz, hasta bakımını ücretli olarak başka birine yaptırmanız da mümkün. Bu tür zorlu süreçlerde hem hastaya yakınları, hastaya bakanlar ve hastanın kendisi bir psikologtan randevu alıp seans görüşmesini telefonla, online veya yüz yüze terapi odasında yapabilirler.

ANNE BABALARA ÖNERİLER

Anne babalar çocuklarının başına bir şey gelince önce kendilerini suçluyor. Çocuğu acı çekerken yardım edememenin çaresizliği, ebeveynleri çok zorluyor. Hastalık döneminde çocuğa sağlanan olanaklar, verilen tavizler iyileşmenin ardından çeşitli sorunlara neden olabiliyor. Dengeli ilişkiler kurabilen, duyguların serbestçe ifadesine izin veren, az çatışma yaşayan, işbirliğine açık, ilgili ancak kaygılı olmayan, aile içi rollerin belirgin olduğu aileler, hastalıkla daha kolay başa çıkabiliyor.

HASTAYLA DOĞRU İLETİŞİM KURUN

Hastaya bakacaksanız, hastanın duygu ve düşüncelerini dikkate almanız, bakım sürecine onu da dahil etmeniz gerekiyor. Bunun için de doğru iletişim kurmak büyük önem taşıyor. Uzman Psikologlar iletişimin doğru kurulması için hasta bakanlara şu önerilerde bulunuyorlar:
- Hastaya kiminle görüşüp kiminle görüşmek istemediğini sorun. Böylece onun yerine karar vermek zorunda kalmazsınız.

- Başka hastaları veya daha kötü durumdaki hastaları örnek göstermeyin. Sadece dinleyin. Bazen susmak altın kuraldır.

- Size ‘Ölecek miyim?’ diye sorduğunda, ‘Öyle şeyler düşünme’ gibi cümleler kurmayın. Düşünmüş zaten ve size söylüyor.

Bu gibi durumlarda
‘Duygularını anlıyorum. Çok zorlandığını zaman zaman görüyorum. Bazen ben de ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Bana yol göster’ demek fazla konuşmadan daha çok işe yarıyor. Çünkü hasta için aslında önemli olan, yakınının yanında olduğunu bilmektir.

ÖNEMLİ UYARI: PSİKOLOJİK HASTALAR, DEPRESİF KİŞİLER MÜMKÜN OLDUĞUNCA HASTAYA BAKMAMALI / BAKTIRILMAMALI

Önemli bir noktanın da kişilik özellikleri olduğuna değinelim; depresif yapıda, kaygı bozukluğu olan kişilerin hasta bakmamasının daha iyi olacağını kaydedelim. Hastaya bakma kararı almış kişilerin de kendi duygularının farkında olmasının ve bunları hastayla paylaşmasının gerekliliğine vurgu yapalım.
 “Kendinize iyi bakın. Unutmayın, kendinizi iyi hissetmezseniz bir başkasına iyi hissettirme şansınız çok düşüktür” önerisinde bulunuyorum.

DEPRESYONLU HASTASI OLAN AİLELER NE YAPMALI ?

Depresyon Hastası bir yakınınız varsa aşağıdaki öneriler sizin için:

 

 Unutmayın ki psikolojik, psikiyatrik ve ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde kişinin tedaviye olumlu yaklaşımı kadar ailenin desteği de çok önemli...
- Depresyon (Ruhsal çöküntü), hastanızı her şeye karşı isteksiz yapabilir. İçine kapanabilir.
-Yorgun, bitkin olabilir. Sorumluluklarını aksatabilir.
-Hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelebilir.
-Çok alıngan, kırılgan, çabuk sinirlenen, çabuk ağlayan ve her şeyi uzatan bir yapı geliştirebilir.
- Bakımını ve temizliği aksatabilir.
-Uykusu, iştahı ve cinsel isteği bozulabilir.

 
İşte tam da bu nedenlerle:


-Hastanızı zorlamayın, tartışmayın, kendi işlerini kendiniz ve onun işlerinde de ona yardımcı olmaya bakın’’ 

Gel gezelim, eğlenelim, tatile git, kafayı takma, hiçbir şeyin yok, tembellik yapma’’ laflarını etmeyin.
-Hiçbir şey için onu zorlamayın,teklif yapın, fakat ısrar etmeyin. Teklif var, ısrar yok!
-Onu dinleyin,anlayın ve sizden ne istediğini sorun.
-Psikolog, Psikoterapist ve Psikiyatr doktorla işbirliği yapın, sabırlı ve özverili olun.
-Her zamankinden daha fazla sevgi, ilgi, şefkat gösterin.
-Unutmayınız ki hasta yakınlarının doğru ilgisi tedaviyi çabuklaştırır.

 

Yorumlar