Harekât ve ciddîyetsizlik sendromu..

#BarışPınarıHarekatı Üçüncü gününde... Tebrikler, Allah yardımcımız olsun. Filimlerdeki gibi yapalım, birkaç gün öncesine gidip oradan günümüze dönelim: Henüz harekât başlamamış.. Ajanslara bir haber düşer...

#BarışPınarıHarekatı Üçüncü gününde... Tebrikler, Allah yardımcımız olsun.

Filimlerdeki gibi yapalım, birkaç gün öncesine gidip oradan günümüze dönelim: Henüz harekât başlamamış.. Ajanslara bir haber düşer...

Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin istişare ve değerlendirme toplantısında; “Hazırlıklarımızı yaptık, harekât planlarımızı tamamladık, gereken talimatları verdik. Kararı verilen ve süreci başlamış olan barış pınarlarının önünü açma vakti, belki bugün, belki yarın denebilecek kadar yakındır. Hem karadan hem havadan bu harekâtı yürüteceğiz” diyor...

Medya tabi bu haberi anında manşetlere çekiyor, televizyonlar harekât başlamış gibi yayınlarında uzmanları (!) hazırlıyor her kafadan bir ses, en severek yaptığımız işi yapıyor; konuşuyor da konuşuyoruz...

Medya bunu yapar yapsın da.. Lâkin harekât planlarına kadar her konu medyaya neden servis edilir bunu anlamak mümkün değil...

Sayın Millî Savunma Bakanı E. Org. Hulusi Akar “yaptığımız bir savaş değil harekâttır, savaş devletler arasında yapılır...” dese de bu sınır ötesi bir harekâttır ve karşımızda, bırakın bir devlet olmasını, devletler karması yáni düvel-i muazzama olduğu için bal gibi de savaştır yapılan.

Ve savaşlarda silahlardan, ordunun askerî cephane ve asker sayısından çok daha mühim olan konu İSTİHBARATTIR...

İstihbaratta temel bir kaide vardır: “Düşman sakladığınız bilgilere bir şekilde erişebilir lâkin size düşen o bilgilere düşmanın kolayca ulaşmasına mani olmaktır..”

Medya için hiçbir engel getirilmediği için asker eskilerinin muazzaf asker arkadaşlarından aldıkları/çaldıkları ve tatmin olmak için medya ile paylaştıkları bütün gizli bilgiler anında servis ediliyor, medya bir birleriyle yarışıyor: Kim daha önce en mahrem bilgileri paylaşacak...

Hal böyle olunca da düşmanın işi fevkalâde kolaylaşıyor... Harekâtın ne zaman başlayacağı, “barış pınarı” denidiğine göre adı “ayn” yáni pınarla ilgili tüm yerleşim yerlerinin önceliklendiği, hangi birliklerin hangi bölgelere mevzileneceği, elimizdeki silahlar, askerî malzemeler, ordumuzun moral seviyesine kadar her türlü bilgi...

Bundan sonrası, eldeki bu bilgilerin, PKK/PYD çapulcularının başındaki İsrail ve ABD kurmaylarınca değerlendirilip planları gözden geçirmektir...

Nitekim daha ilk günden şehid haberleri gelmesinin sebebi bu istihbarat açığı ya da zaafıdır başkası değil.

Normal zamanlarda bu yapılana VATAN HAİNLİĞİ denilirdi. En azından biz öyle öğrenmiştik... Fakat günümüzde başka şey söyleniyor:

Medyanın haber alma özgürlüğü..

Türkiye’nin kendine güveni!..

Falan, feşmekân...

Hayır beyler bunların hepsi hikâye... Yaptığınız şey genlerinize sirayet etmiş bir adamsendeciliktir, işi ciddîye almama sendromudur...

Evet bu bir hastalıktır. Hayat memat meselesi bir harekât yahut savaşta böylesi ciddîyetsizlikler, ancak adamsendeci, laubali tavırlardır, ciddiyetsizlik hastalığının belirtileri yáni ciddîyetsizlik sendromudur!..

Türkiye #BarışPınarıHarekatı ile bir zafer kazanıp ülkenin güney sınırlarını emniyete almak istiyorsa önce nefsi, yáni kendisiyle yaptığı savaşı kazanmalıdır... Hastalıklarımız tedavi edip harekâtı öyle değerlendirelim.

Savaşlar “haydi ya Allah” diyerek kazanılmaz!.. Allah ahmaklar güruhuna hiçbir zafer ihsan etmez... 12.10.2019

 

Yorumlar