436 Defa Okundu

İslam’ın Kur'an-ı Kerim'den sonraki en önemli kaynağı Hadisler ve Peygamberimizin (asm) sünnetidir. Hadis kitapları arasında en fazla rağbet göreni de İmam Buhari'nin derlemiş olduğu "Sahih-i Buhari" adlı eserdir.

Bu nedenle Türkler Müslüman olduktan sonra daima hadis eğitimine büyük önem vermişlerdir. Medreselerde "Daru'l Hadis" adı verilen kurumlar yer almıştır. Buralarda binlerce hadisi ezbere bilen hadis hafızlanın yanı sıra Sahih-i Buhari hafızları da yetişmiştir.

Buralarda yetişen alimler, camilerde hadis halkaları oluşturarak Müslümanları aydınlatmışlardır. Ülkemizde Sahih-i Buhari'nin sıkıntılı günlerde okunduğu takdirde insanı huzura kavuşturacağına, düşmana karşı koymada etkili olacağına dair yaygın bir inanç vardır. Zira savaşlardan önce ve zaferlerden sonra Kur'an-ı Kerim ve Buhar-i Şerif hatimlerinin okunduğu bilinmektedir.

Tarihte Moğol istilası karşısında bütün ordular aciz kalmış ve özellikle Moğolların Memlüklülere saldırıya geçtiği sırada Buhari Hatmine başlanmıştır. Moğol ordusunda bozgun ortaya çıkması ile birlikte Anadolu’da yaygın bir gelenek haline gelmiştir.

Bu zafer sayesinde savaşlarda Müslümanları mağlup ederek devamlı ilerleyen Moğol ordusu Baybars komutasında Ayncalut denilen yerde ilk defa durdurulmuştur. Daha sonra Mısır'da Buhar-i Şerif hatimleri sık sık tekrarlanmış bu gelenek; Tunus, Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkelerinde de devam etmiştir.

Osmanlı padişahları da Buhari-i Şerif hatimlerine önem vermiş Kur'an-ı Kerim hatmine benzer biçimde her bir kişinin belli bölümleri okuması ve muayyen bir sürede kitabın tamamının bitirilmesi şeklinde hatimler tamamlanmıştır.

Hatta bu hatimleri sistemli bir halde sürdürebilmek için büyük camilere Buhari Han kadroları tahsis edilmiştir. Buhari hanlar, bir halka oluşturarak hadis kitaplarını okumuşlardır. Son kısmında ise merasim şeklinde kalabalık bir cemaat huzurunda okunmuştur. Son hadis-i şerife gelindiğinde; herkes ayağa kalkar ve bu son kısım 101 defa tekrar edilirdi. Sultanın, vezirlerin, devlet erkanının, alimlerin ve şeyhler huzurunda Buhar-i Şerif hat¬mi için dua yapılırdı.

İşte Yunan, Ermeni işgali ve Rum yağmacıların saldırıları esnasında duaya şiddetle ihtiyaç duyulduğu bir zamanda Müslümanlar, Buhar-i Şerif okuyarak hatimler indirmiştir. Bu nedenle kurucu iradenin şekillenmesinde Kuran ile beraber hadislerin yeri çok büyüktür.

Ayrıca yakın tarihimizde Balkan Savaşları esnasında Ezher Şeyhi, Osmanlı ordularının zafer kazanmasını niyaz ederek cemaatten Sahih-i Buhari okumalarını istemiştir. Birinci Cihan Savaşı sırasında Balıkesir'de ordumuzun Çanakkale'de muzaffer olması için Buhar-i Şerif hatmi yapılmış ve Hoca Ali Camiinde cemaat huzurunda dualar okunduğu tarihi kayıtlarda yer almaktadır.

Yine Sakarya Meydan Muharebesi sırasında da Libyalı Şeyh Ahmet es-Sünusi tarafından Buhari hatmi yapılmıştır. Yakın tarihimizin en unutulmaz tablosu ise Meclis’in açılması esnasında 1920 yılında gerçekleşmiş emirle tamim edilerek Buhari hatimleri ve dualarla Meclis açılmıştır.

Elbette İslam'ın iki temel kaynağı Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin okunması, öğrenilmesi ve gereğiyle yaşanması, Müslümanların hayatında çok önemlidir. Sık sık dile getirilen ve gerçeklerin tam zıddı olarak; İslam’a aykırı davranış şekillerinin “kurucu irade” adı altında insanlarımızı aldatmaya çalışması karşısında çok dikkatli olunmalıdır. Meydanı İslam düşmanı ve çoğu Sabetay kökenli olan bu kişilere bırakmamak lüzumu vardır.

Bir de “Kur’an Müslümanı” adı altında güya hadis öğrenmek ve uygulamak ayıpmış gibi kendi sapkın ideolojilerini İslam’ın içine sokmak isteyen kişilere karşı da uyanık olunmalıdır. Çünkü İslam tarihi boyunca tefsir ilminin yanı sıra hadis ilmine de önem verilmiş olması, bunların ne derece milletimizden toplumumuzun değerlerinde uzak insanlar olduğunu göstermektedir. Özellikle İran’ın Şia ideolojisini toplumun içine sokmak için akıttığı milyarlarca lira ile palazlanan bu Ehli sünnet düşmanlarına karşı uyanık olmak bir zaruridir.

Kur'an-ı Kerim hafızlarının yanı sıra Hadis hafızlarının ve Buhari hanların yetişmiş olması da İslam dünyasının bir zenginliği ve Hz Peygamber'e olan sevginin bir işaretidir. Bunu hiçbir Vahhabi veya İran Rafızisi bozamaz ve Allah’ın izni ile bozamayacaktır.

İşte Selçuklular ve Osmanlılardan miras kalan bu geleneğin en iyi örneğini Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı öncesinde Kur'an-ı Kerim hatminin yanında Buhari hatmini de yaptırılmış olması ile gördük. Bu örneği günümüze, Suriye ve Irak benzeri harekatlarda da tatbik etmek mümkündür.

Ramazan aylarında bütün camilerimizde Kur'an hatimleri yapılmaktadır. Şimdi ise Irak’ta yıllardır örgütlenen PKK terörüne karşı geniş ve kapsamlı bir harekat yapan ordumuzu desteklemek için Buhari hatimlerinin yapılması pek güzel olacaktır.

Zira ABD başta olmak üzere resmen hiç utanmadan Haçlı Seferleri adı altında İslam’a saldıranlara karşı; ordumuzun muzaffer olması ve şehitlerimizin ruhları için bu şekildeki dua ve hatimlere ihtiyacımız vardır, vesselam…

Yorumlar