Glasnost, Perestroyka ve Amerika...

Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov’u yeni nesiller pek bilmez. 80’li yıllar, Soğuk Savaş döneminin sonuna gelindiği yıllardı. Gorbaçov büyük bir çıkış yapmış Glasnost, Perestroyka icraatleriyle ülkesine soluk aldırmış, dünyayı da nükleer savaş tehlikesinden kurtarmıştı...

Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov’u yeni nesiller pek bilmez.

80’li yıllar, Soğuk Savaş döneminin sonuna gelindiği yıllardı. Gorbaçov büyük bir çıkış yapmış Glasnost, Perestroyka icraatleriyle ülkesine soluk aldırmış, dünyayı da nükleer savaş tehlikesinden kurtarmıştı...

Perestroyka, Rusçada “Yeniden Yapılanma” demek. SSCB'de 1980'li yıllardan itibaren gerçekleştirilen ekonomik ve siyasi sistemi yeniden yapılandırma ve reform hareketleridir.

Glasnost ise açıklık, şeffaflı anlamında olup o dönemin bütün politikaları için toptan kullanılan bir tâbirdi…

İşte bu Mihail Gorbaçov, ilerlemiş yaşında yine dünyaya seslendi ve ciddîye alınması gereken ikazlarda bulundu...

Malûm, karşımızda kendi insanlarının bile stupid (deli, manyak) dediği bir ABD başkanı var... Gorbaçov bunu bilmesine rağmen insanca uyarıyor:

Çağrısı fevkalâde mühim... Dünyanın sonunu bir deli getirebilir çünkü.

Atalarımız ne güzel demişler: “Bir deli bir kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz...”

Günün en tehlikeli kuyusu Nükleer bir Üçüncü Dünya Savaşı olacaktır... Başlatıldığı takdirde 40 değil kırkbin akıllı bir araya gelse nafile...

Batının ünlü dahisi Einstein ne demişti? “Üçüncü Cihan Harbinde hangi silahlar kullanılacak bilmiyorum, ama dördüncüsü kesinlikle taş ve sopalarla yapılacaktır...” demişti...

Gorbaçov farklı bir şey demiyor. CNN’e konuşan son Sovyet lideri, “yeni bir Soğuk Savaş başlarsa, mutlaka sıcak savaşa dönüşür ve böyle bir şey [Üçüncü Cihan Harbi], tüm medeniyetimizin yıkımı olur, buna izin verilmemeli...” diyerek Einstein’ı tekrarlıyor...

Moskova ve Washington’a yeni bir Soğuk Savaş'ın başlamasına izin vermemek için ellerinden geleni yapma çağrısında bulunan Gorbaçov, 1987’de dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ile imzaladığı Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’nın (INF) feshine de değindi.

Silahların kontrolünü amaçlayan bu tür anlaşmaların tekrar yapılabileceği umudunu taşıdığını, gerçek hedefin nükleer silahlardan vazgeçmek olduğunu bu yüzden silah kontrolünün şart olduğunu söyledi Gorbi amca...

Gorbi böyle diyor da Atlantik ötesindeki Sam ne diyecek?

ABD kapitalizm canavarı ve siyonist evangelistlerce yönetilen bir güç. Binaen’aleyh dizginlenmesi bu iki canavarın dizginlenmesi demektir ki bu muhal denilecek kadar çetin bir dâvadır...

Avrupa’da olduğu gibi ABD’de de büyük bir İslâmî bilinçlenme, uyanış var. Batı İslâm’a yöneliyor fakat Trump gibiler (Ayak takımından Macron dahil) direniyorlar...

Zira o yöneticilerin ağababası siyon önderleri böylesi bir gidişatın global hükümranlık sahibi siyonizmin sonunu getireceğinin farkındalar..

Mukadderatın önünde durulmaz. Lâkin Batı yönetimleri İslâm ile kavgaya sonuna kadar devam edecekler.

Türkiye tarihî misyonuna sahip çıkar ve yeniden İslâm âleminin önderliğini yapabilirse hem kendini hem dünyayı kurtarmak onurunun sahibi olur. Aksi hal, kıyamete gidiştir.

Siz nükleer silah neler yapar biliyor musunuz? Japonlara sorun diyeceğim ama onlara bile o acı günleri unutturdu siyonistler...

Şöyle anlatayım o zaman: ABD’nin II. Cihan Harbi’nde kullandığı atom bombalarının yeni versiyonu, 3000 kat daha korkuncu olan hidrojen bombası öyle cehennemi bir belâdır ki, Kocaeli depremine bedeldir... Ya da şöle söyleyim, belki “Kocaeli depremini bile aratır...” 

Yorumlar