412 Defa Okundu

Bay Ekrem ve müdürü sallamaya devam ediyorlar... Ne ülke, ne devlet ne millet umurlarında... “Her şey güzel olacak” demişlerdi ya, ben onu “her şeyi bozacağız, bizim kafamızdaki olacak” olarak okumuş, böyle anlaşılması yönünde de uyarıda bulunmuştum.

Heyhat... Yine haklı çıktık... Lâkin haklı çıkmamız, olanları yapılan hainlikleri, fevkalâde yanlışları düzeltmiyor ki... O yüzen heyhat diyoruz...

Bay Ekrem sosyal medyada sırıtık fotosu altında paylaştı:

“Gezi Parkı ile ilgili dâvada herkese beraat çıkması çok sevindirici ve yargıya olan güvenin tazelendiği bir karar oldu. İstanbul'da yaşayan herkes adına bu şehrin tarihini, kültürünü, yeşilini, doğasını savunan herkese selâm olsun.”

İşte buna okkalı bir “yuh” çekilir... Yahu o günler öyle milâttan yahut hicretten öncesi değil ki... 28 Mayıs 2013 tarihinde başlatıldı ve memlekete, millete büyük zararlar verildi... Tam bir kitle terörü idi, eşkiyalık ve devlete düşmanlık hareketiydi...

Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler'in açıkladığı resmi rakamlara göre, 4 Haziran itibarıyla 77 ilde 603'e yakın eylem gerçekleşti. Yapılan eylemler sırasında 280 işyeri, 1 özel konut, 6 kamu binası, 18 belediye otobüsü, 207 özel araç, 103 polis aracı, bir polis merkezi ve 11 AK Parti hizmet binasının yanı sıra başta Ankara ve İstanbul'da olmak üzere çok sayıda otobüs durağı, trafik ışık ve levhaları, MOBESE kameraları, bankamatikler ve kaldırımlara büyük zararlar verildi.

Öyle ki büyük şehirleri viraye çevirdiler, devlete ve millete kin kustular ama hálâ utanmadan konuşabiliyorlar!..

Dünkü yazımda Paul Auster’den bahsetmiştim. Hani şu “tesadüflerin efendisi” lakaplı coni yazar. Ve o vesile ile «FETÖ’nün ayakları» tartışması muvacehesindeki mülahazaları.

2012’de Paul Auster üzerinden başlatılan tartışma Gezi hareketinin ayak sesleriydi. 2013’te hain ve terörist kesim, İngiliz, ABD, Alman ajanları ile haekete geçirildi ve ülkemize milyarlarca liralık zarar veren «çevreyi koruma eylemleri» (!) sahnelendi...

Devlet mukavemet etti, halk bunlara yüz vermedi ve kuyruklarını kıstırıp sustulardı. Fakat bu ıslah oldukları anlamına gelmiyordu tabi.

Netekim, bu hareket de FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin hazırlığı idi. 2016 senesinin sıcak 15 Temmuz’u yeni bir hainliğe sahne olacaktı. Fakat bu kez halk yüz vermemekle iktifà etmedi, bizzat sahneye çıktı ve “hoop, çüüüş..” dedi bunlara.

Astsubay Ömer Halisdemir gibi, ismi öne çıkan şehadet bahasına devletini savunan kahramanlar yanında ismi öne çıkmamış birçok asker de bu kalkışmayı önlemek için halkla beraber oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan büyük bir metanet ve güçlü bir irade ile halkın ön safında yerini almış, halkın nerelerde ve nasıl yer tutacağını bile daha ilk dakikalarda belirlemiş, böylece menfur darbe girişimi beş altı saat içinde tersyüz edilmişti...

Bugünlerde coniler diyarından gelen bir rapor doğrultusunda yine askerî darbe ihtimali konuşuluyor. Konuşulsun, iyidir. Hem asker, hem halk akıllı ve tedbirli olsun. Tedbir gafil avlanmayı engeller.

Şunu asla unutmayalım: Bu hainler bir kez ülkeyi ele geçirirlerse; Türkiye alenen ve resmen gâvur diyarı olur, lâkin “Avrupa gibi” zannetmeyin. Türküyle Kürdüyle Müslüman Türk milletini Çin’deki Uygur Türkleri gibi, işkencelerle asimile edecektir bunlar. Muhafazallah. 

Yorumlar