1348 Defa Okundu

YANLIŞ okumadınız.

Gevşeme tekniklerinden bahsedecek değilim.

Bu konu koruyucu ruh sağlığı açısından önemli bir mesele. Bu sebeple psikiyatri uzmanları ve psikologlar ile mesleğin diğer kısımlarında yer alan uzmanlar ayrıntılarını anlatıyorlar.

Uygulama yöntemlerini dile getiriyorlar.

Egzersizler yaptırıyorlar.

Kişilik sınırlarının zorlanması ve tehdit edilmesiyle ortaya çıkan stres ve panik değerleri onların ilgi alanına giriyor.

Konuyu onlara havale edelim.

MÜBAREK Ramazan ayını yaşamamız münasebetiyle biz meseleye diğer açıdan bakmaya çalışalım.

Gevşeme yerine gevşememe üzerinde düşünelim.

Ve kendimizi bu hususta muhasebe etmeye çalışalım.

ÖNCELİKLE hangi alanlarda ve konularda gevşeklik gösterdiğimizi tespit etmek ilk iş olmalıdır.

Ardından bunun sebeplerini büyük bir titizlikle ve kendimize iltimas geçmeden teşhis etmeliyiz.

Sonrasındaysa ne gibi yöntemlerle içine düştüğümüz bu gevşeklik kuyusundan çıkabileceğimizin planını, programını yapmaya koyulmalıyız.

Bir nevi kendini hesaba çekme ayı olan içinde bulunduğumuz Ramazan’ın bereketiyle bunu daha kolayca yapabiliriz.

SAHİH olmak önceliklidir.

Samimi olmak kaçınılmazdır.

Canımızı yakma pahasına da olsa sebat göstermek netice almanın ilk şartıdır.

ÖZ ELEŞTİRİ vermeden bu başarılamaz.

Sağa sola çekiştirmeden gerçek tüm çıplaklığı ile açığa çıkartılmalıdır.

Yüzleşmeden korkarsak bunu yapamayız.

KORKARSAK geri püskürtülürüz.

Cephe kaybederiz.

Kan kaybı yaşarız.

Yüzümüz yere düşer ve mahcubiyet duyarız.

Tüm bu sebeplerle iman cesareti göstermemiz elzemdir.

TELAŞEYE getirmemeliyiz.

Acelecilik kaybettirir.

Nokta nokta, adım adım sabırla ilerlemeliyiz.

İMAN konusunda gevşekliğimiz ne durumdadır evvela buradan başlayabiliriz.

İnandık dediğimiz halde bu iman yakîn bir iman mıdır?

Güven noktasına erişebilmiş midir?

Taklitten kurtulmuş mudur?

Hangi zamanlarda ne kadar süreyle tahkik seviyesine ulaşabilmiştir?

Bir düşüş olduysa bunun sebepleri nelerdir?

KUR’AN-I KERİMİ okuma ve anlama konusunda nasılız?

Gün içinde ne kadar zaman ayırıyoruz?

Bir anlama tekniğimiz var mı?

Âyetleri okuyup geçiyor muyuz yoksa bağlamlarına ve diğer bağlantılarına bakacak bir sabrı gösterebiliyor muyuz?

Yararlandığımız meal ve tefsirleri çeşitlendiriyor diğer kaynaklardan da yeterli seviyede faydalanıyor muyuz?

Anlayamayıp tıkandığımız konular var mı?

Bu durumda notlarımızı bir kenara bırakıp unutuyor muyuz yoksa meseleyi açıklığa kavuşturmak için bilenlere sorma çabası gösteriyor muyuz?

PEYGAMBERİMİZİN sünnetleri ve hadisleri konusunda da aynı ciddiyetle gayretimizi sürdürüyor muyuz?

Siyer-i Nebi’den okumalarımız oluyor mu?

Ehl-i Beytin ve Sahabe Efendilerimizin tembelliğin pençesine düşüp gevşemeden nasıl bir hayat sürdüklerini öğreniyor ve onları kendimize örnek alıyor muyuz?

KUR’ANDA Peygamber dualarını ve hayatlarını bu açıdan inceliyor muyuz?

Onlardan kendi hayatımıza düşürdüğümüz ne gibi örnekler bulunmaktadır?

İBADETLERİMİZİ ifa ederken ne gibi gevşeklikler gösteriyoruz?

Bu gevşekliklerimiz daha çok hangi ibadetler üzerinde ortaya çıkmaktadır?

AHLAK konusundaki gevşeklerimizi en son ne zaman gözden geçirdik?

Yüce kitabımızın bu konudaki buyruklarına ne vakit ayrıntılı olarak baktık?

Hangi ahlakî zaafımız bize bedeller ödetti?

Bunları gidermek için nasıl bir plan geliştirip uyguladık?

İnsanlığın erdem zaafları konusunda Nübüvvet kurumunun fonksiyonu üzerinde düşünebildik mi hiç?

Sevgili Peygamberimizin güzel ahlakı tamamlama görevi hakkında esaslı bir bilgi edinebildik mi?

Yeri gelince söyleyip geçiyor muyuz yoksa bu konuda elimizde veri var mı?

FAHR-İ KÂİNAT Efendimizin istiaze yani sığınma dualarını bu açıdan araştırıp değerlendirdik mi hiç?

Ne gibi sonuçlara ulaştık?

Şanlı Nebi’mizin “Allah’ım. Tembellikten Sana sığınırım” duası üzerinde ne kadar düşünebildik?

Efendimizin bile sığınma ihtiyacı hissettiği bir konuda bizim tutumumuz O mübarek örneklikle ne kadar uygunluk içerisinde?

MERHAMET ve şefkat konusunda yaşadığımız gevşeklikler ne durumda?

Kimlere ve neden kâfi derecede merhamet gösteremedik?

Bu hususların ifrat, tefrit ve itidali üzerinde ne gibi çözümler geliştirebildik?

İHLAS üzerindeki gevşekliklerimizin hayatımızdaki bedelleri neler oldu?

Samimiyetsiz bir dünya kurmuş olmamızın bir neticesi olarak elimizden kayıp giden huzur ve mutluluğun yerine neleri koyduk?

Bunlar bir işe yaradı mı?

ŞÜKÜR ve hamd konusundaki gevşekliklerimiz bizi acının hangi uçurumlarından yuvarladı?

Yaşadığımız bereketsizlik ve doyuma ulaşamama hâllerine geliştirdiğimiz çözümler nelerdir?

VİCDANLI olmak konusundaki gevşekliklerimiz…

Sabır, sebat ve kararlılık konusundaki gevşekliklerimiz…

İnfâk, sadaka, zekât ve îtâ konusundaki zaaflarımız…

İlim öğrenme konusundaki gevşekliğimiz…

Kendilik bilinci konusundaki tefekkür eksikliğimiz…

Bilgi üretme ve bilimde gelişim sağlama ve inovasyon mevzularındaki gevşekliklerimiz…

Kalbimize giren dünya sevgisinin ahiret ikramlarını unutturma konusundaki gevşekliklerimiz…

Aklımızı işlettirmeme ve sorumluluğu başkalarına devretme meselesindeki gevşekliğimiz…

Hal hatır sormakta, hasta ziyaretinde, taziye görevini gerine getirmekteki ağır davranışlarımız…

Mutluluk anlarımızı paylaşmaktan kaçınıp bencil mutluluklar yaşama isteği konusundaki gönülsüzlüklerimiz…

Endişe ve paniklerin bizi ablukaya alması durumlarındaki geri çekilme gevşekliklerimiz…

Ümitsizlik…

İbadet ve iyilikler mevzuunda “Yap yap bitmiyor” duygusuna karşı mücadele etmekteki üşengeçliklerimiz…

Vesaire, vesaire…

Saymakla bitecek gibi değil maalesef.

TÜM bunlara ve hatırımıza gelmeyen diğer dinî hayatımızı istila eden, parçalayan meselelere çözümümüz nedir?

Ne gibi gevşememe teknikleri geliştireceğiz?

Hedefsizliğimizi nasıl gidereceğiz?

İrade güçlendirme çalışmalarını nasıl yapacağız?

NETİCE olarak kaynağımız bellidir.

Yolumuz malumdur.

Kur’an-ı Kerim bizden kendisini anlamamızı bekliyor.

Resul-ü Zîşan Efendimizin örnekliği her an gitmemiz için muntazır.

Ya Selam!

Yorumlar