2780 Defa Okundu

Gençlerimiz görsel ve sosyal medya olmak üzere tüm medyanın olumsuz etkisi altındadır. Bırakınız etkiyi beyinleri esir alınmış durumdadır.

Gençlerin kimin etki altında kaldığının en önemli göstergesi gençlerin kimi, kimleri örnek aldığıdır.

Maalesef, gençlerin sosyal medyada toplumun genel ahlakına aykırı sapkın davranışlar içerisinde ne olduğu belirsiz bir takım insanları yoğun bir şekilde takip ettiklerini görüyoruz.

Cumhurbaşkanımız bir konuşmasında;

“Özellikle medyanın etkisiyle geleneksel eğitim öğretimin gücü azalırken yerine daha iyisi konulamamıştır. Evlatlarımızın zihinleri batının popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmuştur. 

Medyamız en modern alt yapıya sahip ama bizim sesimizi yansıtmıyor. En haklı olduğumuz konularda bile dünyaya kendimizi anlatamıyoruz.

Ülke ve millet olarak kendimizi kontrolsüz bir batılılaşma fırtınasının içinde bulduk” açıklamalarıyla medyamızın durumunu ortaya koymaktadır.

Televizyonlarda yayınlanan onlarca dizinin birkaçı dışında senaryolarının tamamına yakını bu milletin milli ve manevi değerlerinin hilafına konuları içermektedir.

Maalesef, gençlerimizin zihinleri batının popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmaktadır. 

Günümüzde ülkeler büyük şirketler vasıtasıyla sömürülürken insanların beyinleri deaynı şirketlerin elinde bulundurduğu medya organları tarafından sömürülmektedir.

Bugün gençlerimizin ruhu esir alınmış başta ana baba olmak üzere çevresiyle çatışma halinde  bir girdabın içinde çırpınıp durmaktadır.

Öyle esir alınmış ki, esir alındığının farkında bile değil, düşünemez durumdadır!

Yanlış anlaşılmasın gençlerimizi suçlamıyorum. O kadar çok suçlu var ki, bütün suçlular suçlarını kabul edip gerekenleri yapmak zorundadırlar.

Yine bir konuşmasında Cumhurbaşkanımız;

“Önümüzdeki dönemde önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek şarttır. Bu değişim sıradan müfredat tadilatından ziyade topyekun eğitim-öğretim reformu gerektirir” diyerek suçun sorumluları ve çözmesi gerekenleri ortaya koymaktadır.

Esas olan yapılması gerekenler hiçbir etki altında kalınmadan sorumluları tarafından yapılmalıdır.

Kolay olan konuşmak zor olan yapmaktır!

Gerçekten yapılması gerekenleri yapmak çok çok zor.Bunun için köklü yasal düzenlemelere gitmek gerekmektedir.

Mesela, Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) televizyonlar üzerinde ne kadar etkili olabiliyor. En küçük yaptırımlarda bile büyük tepkilerle karşılaşıyor.

Hemen hemen tüm televizyonların magazin programlarında toplum tarafından sanatçı görülen kişilerin gayri meşru ilişkileri önemli haber gibi yayınlanıyor.

Bu gayri meşru, ahlaksız ilişkiler allanarak pullanarak gençlerimizin bilinçaltına yerleştirilmekte olup bu ahlaksız ilişkiler aşk gibi gösterilerek gayri meşru ilişkiler meşru olarak sunulmaktadır.

Lafa gelince milli ve manevi değerleri kimseye bırakmayan şahısların televizyonlarında bile bu tür programlar her gün yayınlanmaktadır.

Bir de mafya içerikli diziler var ki onlar tam bir felaket!

O dizileri izleyen bir genç için mafyanın bir elemanı olmak bulunmaz bir paye; siyah takım elbise, siyah gölükler, lüks araçlar…

Maalesef, çocuklarımızın üzerinde ailenin, okulun bir etkisi kalmadı, çocuklarımız medyanın olumsuz etkisi altındadır.

Hiç birimiz üzerimize düşeni yapmıyoruz; ancak, olumsuz bir durumla karşılaştığımızda da kuyruğuna basılmış kedi gibi basıyoruz feryadı!

Şunu unutmayalım!

Hiçbir alan boş kalmaz ve birileri bu boş alanı doldurur. 

 

Yorumlar