1272 Defa Okundu

Melmeketimizde son zamanlarda ele şeyler oli ki heç mi heç anlam veremim. Sanki cin çali, cingen oyni.  İpin ucu mu gantarın topu mu valla bişeler eyicene gaçtı. Ula baba çıha noluyuh, nere gidüyük?  Biz mi değüştük yoksa bazılarının gursağı mı genişledi? Yav! Hele  annayan,  bilen beri  gelsin annatsın biz de bilek. Aha da şimdiye gadar sabır dedük sustuh, vele havle çektük sustuh; eh yeter artuh!

Belanın biri biti biri başli. Deprem ardından adına pandemi mi deyiler korona mı her ne gızılgutsa bi hastelik çıhtı, anamızı ağlatdı. Biz hastelikle uğraşırken bir de bahtıh ki ormanlarımız alav alav yani. Tayyaremiz yoh ki söndürek. Vula üç beş sene önce bi düzine tayyare vardı; onnara noldu? Ardından sel basgını… Şindi de zam yağmuru. Ele yağmur dediğime bahmayın; bu, düpedüz her biri ahan da çevüz böyüklükte dolu. Valla ele bi yagi ki her biri canımızı ayrı yahi. Vula faş malamat olasız bu ne biçim iş, bu ne biçim bela? Kapıdan govisin camdan giri, camı örtisin bacaya yöneli, bacayı gapadisin ahan da dumanı adamı boği.

Vula biz nasıl bu hala geldük?  Ahanda şimdi erği oturah doğru gonuşah. Bu kötü gidiş ne vakıt başladı. Ben deyim ki satmahnan başladı. Hanı bi maliye bakanınız vardı. Ne deyidi? "Satacayuh satacayuh. Her şeyi satacayuh. Kâr edeni de satacayuh, zarar edeni de satacayuh. Devleti ekonomik faaliyetlerden kurtarıncaya kadar satacayuh. Pamuh eller cebe. Yerli, yabancı herkes gelsin...” Sonra da sattız baba sattız. Fabrikaları sattız, işletmeleri sattız, madenleri, limanları… Esgiden hükümetler ekonominin çarhını döndürmek, vatandaşına iş bulmah, istihdamı arturmak için fabrika yapidi. Siz geldiz devletin elinde avcunda ne varsa sattız. Sade satmahnan galsaz eyi; bi de yüklü miktarda borç tahtız. Aha da her bebemiz bi dünya borçnan dünyaya gözlerini açi.

Vula boyuz bosuz devrüle, siz heç mi tarih ohumadız. Osmanlı’yı esas kapitülasyonlarla, dış borçların yıhtığını da mı duymadız. II. Abduhamid Duyunu Umumiyeyi niye çıharmıştı? Bu millet, ellili yıllara gadar Osmanlının dış borcunu ödemek için nası sefillik çekti, nası çırpındı büli misiz? Aha da siz müsriflerin borcunu ne vahda gadar öder Allah bilir.  Hadı borcu bi tarafa bırahah, ya aldığınız onca vergi, sattığınız onca fabrika, işletme, maden ve limanlardan elde edilen gazancı ne yaptız? Farkında mısız bülmim amma gidiş heç hoş del. Zatene Türk lirasını heçe çıharttız! Lira, ele sade dolara garşı del; ahan da bütün yabancı paraların garşısında gaçacah delük ari.

Vula gözüze dizize dura hele bi bahın melmeketi ne hale getürdüz. Zinayı suç olmahtan çıhardız, bahın hele her gün gaç gadın cinayeti işleni; devletin malına garşı hıhırzlığı,  soygunu, talanı, çökmeyi ahan da bu millet sizden öğrendi. Uyuşturucu gullanma yaşı ortada. Yetmedi bunnar melmekette tarımını öldürdüz, eğitim yerlerde sürüni, adalet utancından başını yerden galdurami… Dışda, çapsızlığınızla aklınızın dibini gösterisiz. Melmeket, yolgeçen hanı oldu, diyecem onu da diyemim; gelen postu bi güzel seri. Hangi birini sayam; itimadın dağlarına gar yağdırdız, yalan gavağa çıhtı, riya götünü goymuş galçasından ossuri. Melmekette yandaş olarah ihya ettüklerinizin dışında üzü gülen galmadı.

Vula devrü dönesiciler, liyakatın canına ot tıhadız. Adam gayırmayı, ayrımcılığı böyük marifet saydız. Mafyayla gol gola girmeler… Ya gullandığınız zuvah dili… Yakışi mi? Vula ahan da şindik siz, boş küpe osurmanın dışında ne yapisiz, hele onu deyin bahan. Ne demişti atalarımız “ekmeği ekmekçiye ver bi ekmek de fazla ver”, siz nettiz? Adamlarınıza bir yerine ele maaşın da yağlı yerinden ikişer üçer maaş bağladız. Üzüz galdıysa bahın hele; her üç gencimizden biri işsiz… Bunlar dert değil ele mi? Geride galanlar varsınlar asgıda ekmeğe uzansınlar, ele mi? Gatıh olarah da pazar artuğu nelerine yetmi, deyisiz ele mi?

Vula siz israfın gıkgıliğine salıncah gurmuş sallaniken bu millet ne yer ne içer heç mi düşünmisiz? Zora geldi mi milleti gandurmah için dinden, imandan bahsedisiz. Hz. Ömer’in adaletinden dem vurisiz. olmadı beka deyip dış güçler deyip millet gorhudisiz. Peki, dinimiz; “İsraf haramdır.”, demi mi?  Siz nedisiz? Saraylar, köşkler… Götüzü sıcah tutacah goltuğu alttan ısıtmalı makam arabaları… Şatafatlı gezmeler; har vurup harman savurmalar… Arada da ali gıran baş kesenler gibi tehdit savurmalar… Vula ben sölim siz artuğ şor olduz, ahan da sizin ne bu dünyada ne de ötekinde heç mi heç yeriz yoh!

Yorumlar